"" Arama Sonuçları

Bu durumda Evimi satmalı mıyım ?

Abdullah Aksan | 16 Ağustos 2014 | 00:14 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Merhabalar, Darıca Emek Mh. 500 Evler de evim var ve satışa çıkardım. 180bin TL ye alıcı var. 150bin TL ye daha inşaatı başlamamış Hacıhalil mh. de bir apartmanın garaj üstü 1. katından ev almayı planlıyorum. Şuanki Evim müstakil ve iki katlı. Evimde doğalgaz, dış cephe izolasyon, çatı izolasyon bulunmakta. Ayrıca evin eski olan çatısı, su tesisatı, elektrik tesisatı, mutfak, banyo, ikinci tuvalet, ön bahçesi yenilendi. Evin altında büyükçe garaj da bulunuyor. Yine arka tarafta küçük bir bahçeside var. Evin iki tarafıda yol. Evde şuan kendim oturuyorum. 2 gün önce evin arka tarafındaki boş arazinin ana caddeye bakan kısmında inşaat yapılırken kullanılan sacdan yapılma çitler konulmaya başlandı. Herangi bir inşaat ruhsat tabelası görünmüyor. Darıca Belediyeside durumdan bir haber. Size sormak istediğim bu bölgeye yapılması planlanan bir proje var mı? Varsa evin değerine etkisi ne olur ? Şuan yapılan çitler neyin nesi? Son olarak sizce 180bin TL ye evimi satmalı mıyım ? Teşekkürler.

Tebernüş Kireçci : Merhaba. Rica ederim. Evinizi kiraya verecek olursanız aylık kira getirisi ne olur 750 TL ve üzeri olur mu? Müstakil evden apartman yaşantısına geçmek zordur. Buna hazır mısınız? Bildiğim Darıca'ya büyük bir proje yok. Darıca ile ilgili son haberleri Buraya tıklayınız adresinden okuyabilirsiniz. Almayı düşündüğünüz ev tamamlandığında ne kadara kiraya verilir? Bunu araştırın...

374 Kişi Okudu | Cevabı Oku

tapu ve emek

remzi sipahi | 15 Şubat 2014 | 16:32 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

2009 yılı temmuz ayında 12 üyeden 12000'er TL bir banka hesabına yatırmalarını sağladım ve bu parayla 600 ve 680 metrekarelik iki arsa aldım. Haksızlık olmaması için bu arsaları birleştirdim. Topladığım 12000 x12=144000 TL ile arsanın parası, 800 metreküp beton anlaşması ve 34 ton demir bağlantısı yaptım. Bir yıl boyunca üyelerden küçük aidatlar topladım. Bir yıl sonra inşaatlara başladım. Proje eskizlerini ben hazırlayıp inşaat mühendisi ve mimarlara çizdirip onaylattım.1280 metrekare arsaya 2 blok halinde çift daire toplam 12 daire ve 2 bodrum kattan oluşan binaları tamamladım. Sadece kalebodur-fayans mutfak dolapları -boya ve kalorifer petekleri hariç diğer her şey tamamlanmış(bahçe düzenlemesi-merkezi anten sistemi-ısınma sistemi ve basınçlı güneş enerji sistemleri dahil) toplam 69000 TL ye daireleri tamamladım.-ve 16ocak 2012 de teslim ettim. (aramızda yazılı tek bir kelime anlaşma metin hiçbir şey yok.)Fakat kura çekilişinden sonra dairelerinden memnun olmayan ve inşaatın yapımı sırasında kendine çıkar sağlamaya çalışan imar müdürüne bu konularda fırsat vermediğim için bazı üyeleri kışkırttılar ve beni dava ettiler niye? En iyi daireyi ben gasp edip ince işlerini yaptırıyorum diye. Tabi dava benim lehime sonuçlandı. Çünkü yaptığımız çekilişi 12 kişinin imzası altında yaptık. Fakat üyeler rahat durmadı benim inşaat hesaplarıma tedbir koydurdular. Sonunda ben de bunlara birer ihtarname gönderip inşaatların yapımı karşılığında emeğime karşılık bu iş mahkemeye giderse mahkeme heyetinin belirlediği rakamı alma hakkım saklı kalmak koşuluyla 10 ar bin TL hesabıma yatırmalarını istedim tabi ki yatırmadılar. O günden beri ne tapuya geliyorlar ne de şerefiye paralarını almak için herhangi bir şey de yapmadılar. SORULARIM: Tapu almak için ne yapmalıyız (yapı kullanma izni ve ruhsatımız var her şey yasal)? Ben emek davası açabilir miyim bunun için ne yapmalıyım? bana yol gösterirseniz çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler

Tebernüş Kireçci : Rica ederim. Bu alanda uzman bir avukatın kapısını çalmanız daha doğru olur.

6 Kişi Okudu | Cevabı Oku

mimarsinan emek konakları & beykent dora park 1

omer deniz | 15 Aralık 2013 | 11:35 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Tebernuş bey, dünkü soruma verdiğiniz cevap için teşekkür ederim. izninizle bir sorum daha olacak, az önce iki firmayla da zemin etüdü, beton analiz raporu ve zemin iyileştirme evraklarını istediğimi belirten telefon görüşmesi yaptım. pazartesi gününe bu evrakları temin edip gösterecek veya gonderebileceklerini beyan ettiler. ben sozkonusu Evleri uzun sure oturmak için almak istiyorum, çocuklarım o evde uyuyacakları için azami oranda hassas davranmak zorundayım. zemin açısından Dora park 1 eski Kavaklı deresinin yatağında gibi geldi bana, bu hususta bir bilginiz var mı? beylikduzu çevresinde inşaat yapan Beyazlar inşaat ile ilgili ne söyleyebilirsiniz bana? Genelde Florya çevresinde inşaat yapmış olan Emek inşaat'ı biliyor musunuz? Emek villaları diye bir yerleri var galiba. mimarsinan'da zemin sizce nasıldır? teşekkür ederim

Tebernüş Kireçci : Rica ederim. Dere yatağı olduğunu görüyorsanız başka bir alternatife bakın. Beyaz İnşaat bugüne kadar onlarca proje inşa etmiş bir şirket. Referanslarını dolaşın. En sağlıklı bilgiyi her zaman sahadan alırsınız. Zenin durumu loaksyona göre farklılık gösterir. Ama aynı parselde bile farklı olabilir.

124 Kişi Okudu | Cevabı Oku

mimarsinan emek konakları & beykent dora park 1

omer deniz | 15 Aralık 2013 | 01:17 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Merhaba Tebernüş Bey, iki daire arasında kararsız kaldım, biri Beykent dora park 1'de giriş kat net 140m2 3+ 1 beyazlar inşaat'ın, diğeri Mimarsinan'da emek konakları 1. Kat 4+1 net 150m2 civarı. İkisi de içleri çok güzel, modern ve kullanışlı tasarlanmış evler. Beykent 360,000 mimarsinan ise 415,000 lira. Beykent dora park yeşil vadi parkına komşu, bu da ıslah edilen Kavaklı dere,yatağına da komşu, hatta belki içinde demek. Malum deprem ve benzeri risklerden ötürü çek indiriyor insanı bu durum. Mimarsinan da depreme karşı çok güvenli midir,bilmiyorum. İki firmadan da zemin etüdü ve beton analiz raporlarını yarın isteyeceğim. Gelen evrakları da, şayet gelirse, bir mühendise yorumlatacağım. bana bu evlerle ilgili ne tavsiye verebilirsiniz? Konuya ve lokasyonların (deprem ve dere yatağı olması hususunda mesela) yorumunuz nedir? mimarsinan gereksiz pahalı sanki? teşekkür ederim.

Tebernüş Kireçci : Merhaba. Rica ederim. Öncelikle sizi tebrik ederim. Ev alırken böyle titiz davranmak gerekir. Yatırım açısından kira çarpanlarına bakmak gerekir. Kira çarpanı düşük olanı tercih edin. Oturmak için ise hangisini beğeniyorsanız onu...

102 Kişi Okudu | Cevabı Oku

vergi

engin turhan | 29 Mart 2013 | 12:13 | Cevaplayan : Ahmet Korkmaz

Ahmet bey; Ticaret amacıyla gayrimenkul alım satım yapmayan bir kişinin vergiye tabi olmaması için 1 yıl içerisinde kaç ev alım satım yapma hakkı vardır. 1 yıl diye tabir edilen süre ocak 1 ile aralık 30 arası mıdır. yoksa malın aldığı tarih itibariyle 1 yıllık sürenin dolması mıdır.

Ahmet Korkmaz : merhaba, yapılan işlemin ticari bir organizasyon içinde yapıldığında alım satımın ticari faaliyetin bir unsuru sayılmakta ve bu durumda ticari kazanç olarak vergilendirilmektedir. 1 Bir yıl ev satılmasında vergi muafiyeti gibi bir durum söz konusu değildir. Burada önemli olan, servetin korunması amacıyla yapılan satış mıdır yada ticari bir organizasyon için de yapılan bir organizasyondur.Umarım aşağıdaki özelge sorunuza yardımcı olacaktir. Başlık Gayrimenkul alım satım faaliyetinin değerlendirilmesi hk. Tarih 26/10/2011 Sayı B.07.1.GİB.4.06.17.01-KDV-3/2010-14001-49-928 Kapsam T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü) Sayı: B.07.1.GİB.4.06.17.01-KDV-3/2010-14001-49-928 26/10/2011 Konu:Gayrimenkul alım satım faaliyetinin değerlendirilmesi İlgide kayıtlı dilekçenizde, - adınıza kayıtlı bulunan arsa üzerinde 9 adet bağımsız birim inşa edilmek ve 2 adedi tarafınıza 7 adedi ise müteahhide verilmek üzere sözleşme düzenlendiği, arsa sahibi olmanız nedeniyle müteaahhide verilecek dairelerin satışının tarafınız üzerinden gerçekleştirildiği, şahsınıza kalacak 2 adet dairenin satışında herhangi bir mükellefiyet gerektirip gerektirmediği, - muhtelif tarihlerde alınıp 2009 yılında satılan gayrimenkullerinizle ilgili olarak kazancınızın değer artış kazancı olarak mı yoksa ticari kazanç olarak mı değerlendirileceği, hisseli satışlarda satış değeri olarak harç matrahının hisseye isabet eden kısmının mı dikkate alınacağı hususlarıyla ilgili olarak Başkanlığımızın görüşü sorulmaktadır. A) GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasında, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükmüne yer verilmiş olup; aynı maddenin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerden elde ettikleri kazancın ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun "Değer Artışı Kazançları" başlıklı mükerrer 80 inci maddesinde iktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70 inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artış kazancı olduğu hükme bağlanmıştır. Bu maddede geçen "elden çıkarma" deyimi, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, Devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade eder. Bir takvim yılında elde edilen değer artışı kazancının, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlananlar hariç, (01.01.2009 -31.12.2009 tarihleri arasında uygulanan miktar) 7.600 Türk Lirası gelir vergisinden müstesnadır. Öte yandan, ticari faaliyet emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet ve kastının bulunup bulunmaması böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin ticari faaliyet olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir faaliyetin ticari faaliyet sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması, şahsi ihtiyaç kapsam ve sınırlarını aşması gerekmektedir. Gayrimenkul alım satımı ticari bir organizasyon içinde yapıldığında alım satımın ticari faaliyetin bir unsuru sayılması, ancak ticari organizasyonun şekli ve maddi unsurları ile açıkça belli olmadığı hallerde ise faaliyetin devamlılık kasıt ve niyeti ile yapıldığını belirleyen objektif ölçü olarak, muamelede çokluk olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Diğer taraftan, gayrimenkullerin iktisap tarihinden sonra aynı kişiye farklı tarihlerde veya farklı kişilere aynı tarihte satılması veya birbirini izleyen yıllarda satılması durumunda yapılan satışlar devamlı olarak gayrimenkul alım-satım işiyle uğraşıldığına karine teşkil edeceğinden, elde edilen kazancın Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesine göre "ticari kazanç" olarak vergilendirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, Vergi Usul Kanununda vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, inşaatın arsasının arsa sahibine bağımsız bölümler verilmek suretiyle temin edilmesi halinde, inşaatı yapana ait bölümlere isabet eden arsa payı, daha önce müteahhide devredilir. Ancak arsa payından müteahhide devir yapılmadan yapılan satışlarla, arsanın bir kısmının müteahhide devrinin yapılması suretiyle yapılan satışlar arasında bir fark bulunmadığından; arsa payı müteahhit tarafından devir alınmadan yapılan ve müteahhidin hissesine düşen dairelerin satışından elde edilen kazancın VUK'da yer alan hüküm gereğince müteahhidin kazancı olması gerekmektedir. Özelge talep formunuz ile eklerinin tetkikinden; adınıza kayıtlı arsanın "Kat Karşılığı İnşaat ve Satış Vaadi Sözleşmesi" ne istinaden müteahhide verildiği, karşılığında 2 adet dairenin şahsınıza kaldığı, müteahhide kalan 7 adet dairenin ise şahsınız üzerinden satışının gerçekleştirildiği ve kendinize ait olan gayrimenkullerden 2005 yılında 1, 2006 yılında 3 ve 2009 yılında da 8 adedinin satışının gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla; şahsınız ile müteahhit arasında imzalanan "Kat Karşılığı İnşaat veSatış Vaadi Sözleşmesi"ne istinaden yapılan dairelerden müteahhide verilen 7 adet dairenin satışından elde edilen kazancın müteahhit tarafından ticari kazanç hükümlerine göre beyanı gerektiğinden şahsınız tarafından beyanı söz konusu değildir. Bu çerçevede; şahsınızın 2005 yılında 1 adet, 2006 yılında da 3 adet gayrimenkul satışının olması nedeniyle bu satışlardan elde edilen kazancın ticari kazanç hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca 2007 ve 2008 yıllarında gayrimenkul satışınız olmadığından 2005 yılında açılan mükellefiyetinizin 2006 yılı sonu itibariyle kapatılması ve 2009 yılında birden fazla gayrimenkul satışınız nedeniyleyeniden ticari kazanç yönünden mükellefiyetinizin tesis edilmesi gerekeceği tabiidir. B)HARÇLAR KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME: Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununun dördüncü kısmında tapu ve kadastro harçlarına ilişkin hükümler yer almış olup, söz konusu Kanunun 57 nci maddesinde; "Tapu ve kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanları, tapu ve kadastro harçlarına tabidir." hükmü bulunmaktadır. Kanunun 58 inci maddesinde; "Tapu ve kadastro harçlarını kanuna ekli tarifede belirtilen kişiler; tarifede belirtilmeyen işlemlerde, taraflar aksini kararlaştırmamış ise, aşağıda yazılı kişiler ödemekle mükelleftir. a) Mülkiyet ve mülkiyetten gayrı ayni hakları iktisap edenler (İktisap eden kişiler birden fazla ise harçları hisseleri oranınca öderler). b) İpotek tesisinde ipoteği tesis edenler, c) Kadastro işlerinde adlarına tescil yapılanlar, d) Miras sebebiyle çıplak mülkiyetin mirasçı adına tescilinde, çıplak mülkiyet sahibi olanlar, e) Rücularda rücu eden taraf, f) Bunlar dışında kalan işlemlerde lehine işlem yapılmış olanlar." hükümlerine yer verilmiştir. Anılan Kanunun 63 üncü maddesinde (5766 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (c ) bendi ile değişen şekli); "Bu Kanunda sözü edilen "kayıtlı değer" veya "emlak vergisi değeri" deyimi; 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 29 uncu maddesine göre belirlenen vergi değerini ifade eder. Gayrimenkul devir ve iktisaplarında tapu ve kadastro harcı emlak vergisi değerinden az olmamak üzere, beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden hesaplanır. Kat irtifaklı gayrimenkul devir ve iktisaplarında harç, devir ve iktisap bedelinin tamamı üzerinden hesaplanır. Tapuda yapılan işlemden sonra, emlak vergisi değerinden daha düşük bir bedel üzerinden harç ödendiğinin veya beyan edilen devir ve iktisap bedelinin gerçek durumu yansıtmadığının tespit edilmesi halinde, aradaki farka isabet eden harç ikmalen veya re'sen tarh edilir. Bu suretle tarh edilecek tapu ve kadastro harcı için, 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan vergi ziyaı cezası % 25 nispetinde uygulanır. Takdir komisyonu kararlarına istinaden bu fıkra uyarınca tarhiyat yapılamaz..." hükümleri yer almıştır. Diğer taraftan, Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin I/20 numaralı fıkrasının (a) bendinde, gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında (4751 sayılı Kanunun 6/C maddesiyle değişen ibare) (9.4.2002 tarihinden geçerli olmak üzere) gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden (cebri icra ve şuyuun izalesi hallerindesatış bedeli, istimlaklerde takdir edilen bedelüzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı (1/1/2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere) binde 16,5 oranında harç alınacağı, hükme bağlanmıştır. Öte yandan, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 14/3/2009 tarih ve 27169 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 59 Seri No.lu Harçlar Kanunu Genel Tebliğinin 2 nci bölümünün, "63 üncü Maddede Yapılan Değişiklik" başlıklı 1 nci maddesinde; "Bilindiği gibi, 5766 sayılı Kanunla 492 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde yapılan değişiklikle gayrimenkul devir ve iktisaplarında gerçek alım-satım bedeli üzerinden tapu harcı tahsil edilmesi esasına geçilmiş ve 56 Seri No.lu Harçlar Kanunu Genel Tebliğinde konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verilmişti. Ancak, kat irtifaklı gayrimenkullerin alım-satımına ilişkin tapu harcı uygulamasında tereddütler yaşanması üzerine, 5838 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile kat irtifakı tesis edilmiş gayrimenkullerin devir ve iktisabında tapu harcının, gayrimenkulün emlak vergisi değerinden az olmamak üzere devir ve iktisap bedelinin tamamı üzerinden hesaplanmasına yönelik uygulamaya açıklık kazandırılmıştır." açıklamalarına yer verilmiştir. Buna göre sahibi olduğunuz gayrimenkulün satış işlemine ilişkin olarak tapuda yapılacak işlemler sırasında harcın; gayrimenkulün emlak vergisi değerinden az olmamak üzere, beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden, gayrımenkulün hissesinin devri halinde ise hisseye isabet eden emlak vergisi değerinden az olmamak üzere beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden, Kat irtifaklı gayrimenkul devir ve iktisaplarında ise, gayrimenkulün emlak vergisi değerinden az olmamak üzere devir ve iktisap bedelinin tamamı üzerinden hesaplanarak devir eden ve devir alan tarafından ayrı ayrı ödenmesi gerekmektedir. C) KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME : 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesine göre, Türkiye'de ticari, sinai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabiidir. Buna göre, şahsınız tarafından yapılan gayrimenkul alım-satım işinin ticari kazanç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi halinde bu satışlarınız katma değer vergisine tabi olacak ve katma değer vergisi mükellefiyetiniz tesis edilecektir. Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

86 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Tebernüş Bey merhaba. Forumunuzu uzun süreden beri takip eden bir değerleme uzmanı olarak son zamanlarda mesleğimiz hakkında yazdıklarınızdan dolayı oldukça üzülmekteyim. Başınıza gelen bir olaydan dolayı değerleme sektörünü bir çok insanın takip ettiği bu platformda bir cümleyle siliyorsunuz. Sizce bu sözleriniz sektöre emek veren ve ağırlıkla mimar, inşaat mühendisi, harita mühendisi, şehir plancısı ve ekonomi-finans disiplinlerinden gelen binin üzerinde çalışanı ağır töhmet altında bırakmıyor mu? Son yıllarda inanılmaz bir hızla yükselen ve anormal bir yoğunlukla karşılaşan değerleme sektörünün zaman, bilgi, sağlam veri ve nitelikli personel anlamında sıkıntı çekmesi yer yer hatalı değerleme raporlarının çıkmasına sebep olabilir belki. Ancak bu hususların düzeltilmesi ve daha iyi işler hale gelmesi için özellikle LİDEBİR çatısı altında yoğun faaliyetler de sürdürülmektedir. Ayrıca sektöre her geçen sene daha iyi yetişmiş ve kendini daha çok geliştirmiş uzmanlar katılmaktadır. Değerleme uzmanları daha geniş alanda çalışır hale geldikçe gayrimenkul sektörünün de daha şeffaf ve güvenilir hale geleceğini düşünüyorum. Karşılaştığınız problemin ne olduğunu bilmiyorum ancak umarım ki bu kötü niyetli bir hata değildir. Kılı kırk yarıp, yeri geldiğinde dedektif gibi araştırma yapmak durumunda kalan değerleme uzmanlığı sektörünün en çok çekindiği de dürüstlükten ve iyi niyetten uzak kişilerdir. Umarım ki emlak yatırımcıları da değerleme sektörüne güven duymaya devam ederler. Size yayın hayatınızda başarılar dilerim. Saygılarımla.

Tebernüş Kireçci : Teşekkür ederim... Yazdıklarımı biliyorsanız ve uzun yıllardır takip ediyorsanız bu ülkede bu işin gelişmesine en çok katkıda bulunan insanlar arasında ilk sıralarda yer alırım... Bir olay yaşasam haklısınız.. Ama bir olay yaşamadım... Değerleme sizin ve benim zannettiğimden çok daha önemli bir iş... Ben bunları yaşıyorsam başkaları kim bilir neler yaşıyordur... Bence olaya daha geniş açıdan bakın... Sektörün kendine çok acil çeki düzen vermesi gerekiyor... Ben işimi bir şekilde hallederim... Mesele ben değilim... Ayrıca buradaki hata sadece değerlemecinin değil... Bankanın da hatası var... Banka ücretini benden aldığı değerleme raporunu bana vermiyor... Bunu yapan da Garanti Bankası... Sektörün lideri... Ben bunları yaşıyorsam başkaları neler yaşıyordur... Bu olaydan sonra Garanti ile ilişkilerimi askıya aldım... Yıl sonuna kadar tamamen bitireceğim...

6 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Halkalı'da balon mu var?

ali coşkun | 28 Mayıs 2012 | 13:51 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

tebernüş bey merhabalar hafta sonu sitenizde bir sorun vardı herhalde sayfa bir türlü açılmadı.herneyse benim size sorum tema park civarı eski çöplük alanda mevcut projelerle ilgili.bu çöplüğün alt bölgesine yani dere havzası gibi görünen bölgeye yapılan projelerin yanına yanaşılmıyor.hepsi fiyat konusunda tok satıcı.fiyatlar spekülatif olarak şimdiden m2 bazında 3000 tl yi geçti.soyak ,dumankaya ,lounge ve tema teras hepsi fiyatları şişirmiş durumda manzara yok evler dere yatağında ve iki taraftan geçen dere ve kanalizasyon kanalları görüntüyü bozuyor koku yapma ihtimali yüksek.fiyat artışlarına bir örnek vereyim soyak stüdyo daireyi geçen sene 69000 tlden satışa çıkardı şimdiki fiyatı 109000 tl.neye endeksli bu artış çözmek zor.enflasyon ortada taş çatlasın %20 artış olur.bu arada resmi gazetede emsal evlerin m2 fiyatı 650 tl olarak belirtilmişken arsa payıyla bunu 1000 tl olduğunu varsayarsak bu kar iştahları kabartıyor gerçekten.az ilerdeki nükleer araştırma da radyasyon için ayrı bir tehdit.bu bölgede ve genel de ev alanların %80 i yatırım amaçlı ev aldığını düşünecek olursak kiralar ve fiyatlar teslimattan sonra düşme eğilimine geçebilirmi.ayrıca kentsel dönüşüm ile halkalıda daha iyi lokalyon olan yerlerde daha cazip fiyata yapılacak evleri beklesek dahamı iyi olur diye düşünüyorum.daha önce bu bölgedeki evlerde yağan şiddetli yağmurda sel felaketi yaşanmıştı bu tekrak bu projeleri tehdit edermi malum iklim de değişti herşey aşırı oluyor.

Tebernüş Kireçci : Merhaba. Anladığım kadarıyla Halkalı'ya savaş ilan etmişsiniz:)) Lokasyonlarla ve emlakla savaşılmaz:)) 1) Soyak Park Aparts ve Evostar ile ilgili bilgilerinizi gözden geçirin... Bendeki bilgiler ile sizdeki bilgiler uyuşmuyor. Ayrıca o dönem satılan evlerin şerefiyesi ile şu an satılan evlerin şerefiyesini de araştırın. Birbirinin aynısı mı? 2) Bölge eskiden çöplüktü. Temapark'ı alanlar arasında Tepe İnşaat'ın eski yöneticilerinden Ali Kantur var. Kantur son yıllarda tamamıyla bu işe yoğunlaştı. Orada ciddi bir mühendislik sergileyecekler. Gelişmeleri takip edin. 3) 9 Eylül 2009'da yaşanılan sel felaketinde orada dere taştı. Çok insan mağdur oldu. Bilidğim kadarıyla SOYAK derenin ıslahı için ciddi emek harcadı. Havadanemlak.com'dan bunu izleyebilirsiniz... 4) Emlak ve konutta spekülatif hareketler pek olmaz. Bu size inandırıcı gelmesin... Halkalı'da bahsi geçen projelerin değeri neredeyse 10 milyar TL... 10 milyar TL'yi kimse bastırıp Halkalı'da spekülasyona yanaşmaz... Biraz gerçekçi olun... 5) Fiyat yükselişleri çık kısa sürede olsaydı söyledikleriniz doğru olabilirdi... 5 yıl önce yazdığım "Bu üçgene dikkat" başlıklı yazıyı okuyun... O üçgenin ilk köşesi Halkalı... İkinci köşesi Başakşehir... Üçüncü köşesi ise Ispartakule ve Bahçeşehir...

19 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Tebernus bey, Pendikteki crystal park projesi ile ilgili yorumlarınızı alabilir miyim? Vektor insaat nasıl bir firmadır?Teşekkürler

Tebernüş Kireçci : Rica ederim. Vektör Gayrimenkul çok ortaklı ve ortakları yabancı bir inşaat firması... Crystalpark projesini büyük emek harcayarak ve 8 ay gibi kısa sürede tamamladılar. Fakat umduklarının karşılığını bulamadılar... Crystal Park'te fiyatlar çok makuldü... Son fiyatları bilmiyorum...

8 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Kentsel dönüşüm yasasının tutanakları

Hasan Yayci | 17 Mayıs 2012 | 00:33 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Selam arkadasim, yeni cikan kanuna göre evlerimize deprem sigortasi yaptirmak zorunlulugu varmis. Yoksa kiracilar su ve elektirigi kendi isimleriyle actiramayacaklarmis.Bu konunun kapsami nedir ? birazcik aciklarmisin, tesekkür ederim.

Tebernüş Kireçci : Selam. Rica ederim...Yasanın tutanakları aşağıda... Merak ettiğiniz tüm detayları bulabilirsiniz... Biraz uzun ama çok keyifli tartışmalar olmuş...AK PARTİ GRUBU ADINA İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.Anayasa'nın 23'üncü maddesi sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi, 56'ncı maddesi herkese sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamayı, 57'nci maddesi şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut ihtiyacının karşılanması için devlete her türlü tedbirlerin alınması hususunda görev yüklemektedir.Saygıdeğer milletvekilleri, bu kanun tasarısı afet riski altındaki alanlar ile riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun sağlıklı ve güvenli yaşam çerçevelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelerin yapılabileceğini içermektedir.Hızla gelişen kentleşme süreci ülkemizin önemli sorunlarının başında gelmektedir. 1950'li yıllarda sanayileşmeyle birlikte İstanbul, İzmir, Ankara, Kocaeli gibi kentler yoğun göç alarak kontrolsüz bir biçimde büyümüşlerdir. Planlama yapılmadan yoğun göçe maruz kalan kentlerde her türlü afet tehlikesi ve risklerini gözetmeyen kontrolsüz yerleşim alanlarının oluşması, çarpık ve sağlıksız yapılaşma, kentleşme, yetersiz altyapı ve sosyal donatı eksikliği gibi çeşitli nedenlere bağlı sorunlar yaşanmaktadır. Bilindiği üzere ülkemizin büyük bir alanı başta deprem olmak üzere tabii afetlerin riski altındadır. Buna rağmen mevcut yapıların büyük bir kısmının muhtemel afetlere karşı dayanıklı olmadıkları, orta şiddetteki bir depremde bile ağır derecede hasar görüp yıkıldıkları, bundan dolayı sosyoekonomik problemlerin yaşandığı, devletin beklenmedik bir anda büyük mali külfetlerle karşı karşıya kaldığı bilinmektedir.Saygıdeğer milletvekilleri, 10 binlerce insanın ölümüne, çok yüksek mali kayıplara sebebiyet veren 1999 Marmara depremi ve sonraki 2011 Van depremiyle bu felaketlerin gerçek boyutu acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Hem Marmara depreminde hem de Van depreminde hasarlı olmasa bile binalar ciddi anlamda yorulmuştu. Olası bir depremde bugün sağlam görünen binaların birçoğunun yıkılabileceği düşünülmektedir. Özellikle beklenen İstanbul depreminden Kocaeli'nin ciddi anlamda etkileneceği düşünülmektedir. Onun için bu yasanın bir an önce kabul edilip uygulamaya geçmesi gerekmektedir.Burada şunu da belirtmeden geçmek istemem: Depremde yıkılan binaların sadece kaçak yapılan binalar olmadığı, bir kısmının da ruhsatlı binalar olduğu bilinmektedir. Ruhsatlı olup da yıkılan binaların sorumlusu olan mimar ve mühendisler ve bağlı bulundukları odaların da mutlaka ve mutlaka gözden geçirilmesi gerekmektedir. Burada özellikle mimar mühendis odalarının bu üyeler hakkında ne tür işlemler yaptığı da merak edilmektedir. Maalesef basından da takip ettiğimiz kadarıyla bu odalar depremde yıkılmayan binanın proje müellifini tebrik etmektedirler. Çizmediği projenin altına imza atan, sorumlu olduğu binanın yapım sırasında yanına gitmeyen hatta binanın nerede yapıldığını bilmeyen mimar ve mühendisler hakkında işlem yapmayan odaların mutlaka ve mutlaka sorgulanması lazım.Saygıdeğer milletvekilleri, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı'yla genel olarak,1- Jeolojik durumu ve zemin özellikleri yapılaşmaya uygun olmayan alanlarda,182- Yıpranan ve yıkım tehdidi altında bulunan tarihsel yapıların yoğun bulunduğu bölgelerde,3- Geçmişte plansız ve kontrolsüz yapılaşmanın, yetersiz altyapının, sağlıklı bir çevrenin ve yaşam koşullarının son derece yetersiz olduğu yerlerde,4- Doğal afete uğramış ve uğrayabilecek olan yerlerde, deprem, yangın, sel baskını ve benzeri,5- Sosyal donatı ve altyapı hizmetlerinin yetersiz duruma geldiği bölgelerde dönüşüm yapılmalıdır.Ülkede AK PARTİ iktidarıyla birlikte refah düzeyinin hızla yükselmesi sonucu artan araç sayısı nedeniyle çok az sayıda olan otoparkların yetersiz olması, otopark olmadığı için şehir aralarında, mahalle aralarındaki 7-8 metrelik yollar akşam araçlarla işgal edilmekte, Allah korusun, bir yangın olduğu zaman, hasta olduğu zaman itfaiyenin girmesi mümkün değil bu sokaklara.Çevre etkilerinin olumsuz sonuçlar doğurduğu bölgelerde öncelikle dönüşüm projeleri yapılmalı ve ivedilikle uygulamaya konulmalıdır. Örneğin, Kocaeli'de TÜPRAŞ çevresi, dolum tesislerinin olduğu bölgelerin bitişiğindeki konutlar bu anlamda ciddi olarak risk teşkil etmekte. 1999 Marmara depreminin birinci günü öğleden sonra TÜPRAŞ'ta çıkan yangın nedeniyle, Kocaeli'nde yaşayan insanlar çok sevdikleri yakınlarını, annelerini, babalarını, kardeşlerini, çocuklarını enkaz altında bırakarak, yangın nedeniyle kenti terk etmek zorunda kaldılar. Kentin tahliyesinde ciddi anlamda sıkıntılar çekildi. İşte, bu dönüşümlerin mutlaka bu bölgelerde öncelikle yapılması gerekmektedir.Yine, bu bölgelerdeki dolum tesislerinde çıkan her yangında Kocaeli'nin yüreği ağzına geliyor. Geçmişteki gelişigüzel yapılaşma ve planlama hatalarından dolayı konutlar ile dolum tesisleri, maalesef iç içe bulunmaktadır.Saygıdeğer milletvekilleri, afet riski altında olan bu yerleşim merkezlerinin bir an önce bulundukları yerlerden dönüştürülerek, buralardaki iskÖ¢nın yeniden düzenlenmesi veya bunların başka yerlere nakledilmesi zorunludur. Buralardaki konutların ve işyerlerinin dönüştürülmesi ve gerekirse başka yerlere nakli öncelikle gönüllülük esasına dayanılarak yapılacaktır. Her türlü doğal afetin tehdidi altında bulunan alanlar ve sosyal altyapısı yetersiz olan kentler bilim ışığında, tarihsel dokuya uygun, çevreyle uyumlu, huzur ve güven içerisinde yaşanacak hÖ¢le dönüştürülmeli, rehabilite edilmeli ve sonuçta bir yeni kimlikle kentler insan yaşamına kazandırılmalıdır.Afet riski altındaki alanların dönüşümü, sadece insanın yaşayacağı fiziksel mekÖ¢nın döşümü değil aynı zamanda sağlıklı ve güvenilir bir çevre, ekonomik, sosyal, kültürel ve altyapı boyutlarıyla bir bütündür.Burada Genel Kurul ve komisyon toplantılarında gözlemlediğim bir konuyu da aktarmak isterim.Özellikle muhalefetten konuşmacı arkadaşlar genelde yapılmak istenen her düzenlemenin altında bir rant önyargısıyla hareket etmektedirler. Ben merak ediyorum, kendileri iktidar olsaydı çıkaracakları her kanunu bu eksene dayalı olarak mı yani rant eksenine dayalı olarak mı çıkaracaklardı? Bunu merak ediyorum doğrusu. Burada tabii şu güzel sözü de hatırlamamak mümkün değil: Dervişin fikri neyse zikri de odur.Saygıdeğer milletvekilleri, doğal ve tarihÖ® güzelliklerin korunması, insanın yaşam konforunun yükseltilmesi ve ülke topraklarının daha verimli ve bilinçli kullanılması için öncelikle ülke genelinde planlamanın mutlaka yapılması lazım. Her konuda olduğu gibi, AK PARTİ bu konuda da ilklere imza atarak Türkiye'de ilk defa il bazında planlamayı gerçekleştirmiştir ve bu konuda il özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine yetki vererek, il bazında çevre düzen planları, nazım imar planlarının yapılması konusunda gerekli yasal çalışmalar 2005 yılında 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'yla ve 2004 yılında da 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'yla gerçekleşmiştir.Yine Büyükşehir Belediyesi Kanunu'yla 15.000 ve 25.000 ölçekli nazım imar planlarının da yapılması kesinleşmiştir. Planlama olmadan düzgün bir kentleşmenin yapılması mümkün değil.Saygıdeğer milletvekilleri, bu arada iki konuyu da hatırlatmak istiyorum. İki büyüğümüzün sözünü hatırlatmak istiyorum. Şeyh Edibali "İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın" sözleriyle bireyin önemini vurgulamakta, devletin, vatandaşını güven içinde, sağlıklı bir çevrede, güvenli bir konutta onurla, gururla, refah içinde yaşatma mecburiyetinde olduğunu ifade etmektedir.Yine Fatih Sultan Mehmet'in şehirlerin sıcaklığı, özü, ruhuyla ilgili söylediği şu güzel sözle bitirmek isterim: "Hüner, bir şehir bünyÖ¢d etmektir. Reaya kalbin Ö¢bÖ¢d etmektir." Yani asıl marifet halkın kalbini, ruhunu, benliğini inşa etmek, insana huzur verecek şehirler inşa etmektir diyor.Emeği geçen herkese teşekkür eder, saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)19BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şeker.Şahıslar adına ilk söz Burdur Milletvekili Sayın Hasan Hami Yıldırım.Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)HASAN HAMİ YILDIRIM (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı üzerine söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.Değerli milletvekilleri, tasarıda yerleşmelerimizin sorunlarına, şartlarına, ihtiyaçlarına uygun müdahale biçimleri geliştirilmektedir. Yerine göre iyileştirme, yenileme veya tasfiye öngörülmektedir. Elbette dere yatakları, heyelan sahaları gibi taşınması gereken yerler de olacaktır. Ama buradan hareketle bu tasarıya tasfiye, sürgün tasarısı demek haksızlıktır.Tasarıyla, yaşanabilir yerleşmeler hedeflenmektedir. Tasarıda, Bakanlıkça plan, finans ve arazi desteği sağlanmakta, belediyeler ve il özel idareleri, gereklilik hÖ¢linde TOKİ, uygulamaları gerçekleştirmektedir. Kentsel dönüşüm bütün dünyada merkezi ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle gerçekleştirilmektedir. MerkezÖ® yönetim, mutlaka projenin tarafıdır. Hele, tasarıya konu edildiği gibi, afet riski hÖ¢linde, merkezÖ® yönetimin dışarıda tutulması mümkün değildir. Tasarıda, yine bütün dünyada olduğu gibi, kamu özel sektör iş birliği devreye sokulmaktadır.Değerli arkadaşlar, bizim derdimiz var. Afet riskine karşı, mutlaka, sağlıklı ve güvenli yaşam çevreleri oluşturmamız lazım ama aynı zamanda, hızlı hareket etmemiz, esnek çözüm modelleri bulmamız lazım. Bu tasarı, iddia edildiği gibi, özel sektöre iş çıkarma yasası değil, özel sektör imkÖ¢nlarının toplum yararına seferber edilmesi yasasıdır. Barınma hakkı soyut bir hak değildir. Bütün uluslararası sözleşmelerde ve Anayasa'mızın 56 ve 57'nci maddelerinde işaret edildiği gibi, ancak, sağlıklı, güvenli ve dengeli bir yaşam, dengeli bir çevre içinde yerini bulabilir. Dolayısıyla, elbette riskli yapılara ve yerleşme alanlarına müdahale edilmelidir. Tasarıda, vatandaş lehine bir müdahale amaçlanmaktadır. Anlaşma esası, mümkün olmadığında kamulaştırma, değer esaslı plan uygulamaları bunun içindir. Tasarıda, iddia edildiği gibi, mülkiyet hakkı yok sayılmıyor; barınma hakkı gerçek anlamıyla ele alınmaktadır.Değerli milletvekilleri, "Meralar afet durumunda veya riskinde kullanılabilir." hükmü, 7269 sayılı Kanun'a, 1999'da, Marmara depremi sonrası, aynı yıl eklenmiştir. "Hazine arazileri, meralar, peşkeş çekiliyor." diyerek eleştirenlere sormak isterim: O dönemde iktidarda kimler vardı? Ben inanıyorum ki o gün yapılan doğruydu, bugün yapılan atıf da doğrudur, gereklidir. Kendi kendimize sormamız gerekmez mi? Hazine arazileri ve meralar daha anlamlı, daha toplumsal başka hangi amaç için kullanılabilir?Tasarıyla afet riskli alanları kendi hÖ¢line terk etmiyoruz, parsel bazında münferit plan değişikliklerine, yık-yap, yap-sat düzenine bırakmıyoruz. Parsel bazında yoğunluk artışlarına, piyasa mekanizmasının insafına bırakılmış bir finansman modeline, terk etmiyoruz. Kamu finansman desteği ile plan ve proje bütünlüğü içinde kapsamlı bir dönüşüm öngörüyoruz. Şimdi, sormamız gerekmez mi: "Süreç hangi yöntemde ranta teslim edilmektedir?" Bu tasarıyı, en çok da afet riski altındaki alanları ranta teslim etmediği, sağlıklı çevrelere dönüştürmeyi hedeflediği için desteklememiz gerekiyor.Tasarıda, vatandaş sürecin dışına itilmiş değildir, tam tersine vatandaş odaklıdır. Vatandaşın can güvenliği esas alınmaktadır. Her şeyden önce bir sosyal projedir, dar gelirliler desteklenmektedir, kira yardımları yapılmaktadır, geçici konut temin edilmektedir, maliyetinin altında satışlara¦(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)H. HAMİ YILDIRIM (Devamla) - ¦ yirmi yıl vadeli satışlara imkÖ¢n sağlanmaktadır.HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Bunlar "edilebilir, yapılabilir" hÖ¢linde, "edilmektedir" değil, "edilebilir" yazıyor. Kanunda "edilebilir" yazıyor.H. HAMİ YILDIRIM (Devamla) - "Bu tasarıda vatandaş yok." diyenlere söyleyebileceğim tek bir şey var: "Lütfen metni daha iyi inceleyiniz!"HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Kanunda mecburiyeti yok, siz de biliyorsunuz. Doğruyu söyleyin, "edilebilir" yazıyor.H. HAMİ YILDIRIM (Devamla) - Tasarının hayırlı olmasını diliyor, saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.Şahıslar adına son söz, Adana Milletvekili Sayın Seyfettin Yılmaz'a aittir.Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)SEYFETTİN YILMAZ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısı'yla ilgili şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.Evet, ülkemizde 74 milyon vatandaşımız 19 milyonu aşkın bina stoku içinde yaşamlarını sürdürmektedir, yaklaşık 10 milyona yakın bina da yenilenmesi gereken durumdadır. Şimdi, bu gerçekleri biliyoruz ve bu gerçeklerin bu hÖ¢le gelmesinin sebebi nedir, onu görüşmek gerektiğine inanıyorum.20Şimdi, Sayın HükÖ»mete ve Sayın Bakana "Günaydın" demek lazım. On yıldır merkezÖ® hükÖ»mettesiniz, yaklaşık yirmi yıldır yerel yönetimlerdesiniz. Yani yerel yönetimlerde kentlerin bu hÖ¢le gelmesinin birinci derecedeki sorumlusu yine aynı zihniyettir. Şimdi baktınız ki büyükşehir belediyeleriniz işin içinden çıkamıyor, kentleri yaşanmaz hÖ¢le getirdi, kentlerin yerle bir olduğu bir deprem felaketiyle nelerle karşılaştığının ortaya çıkması neticesinde birçok kanunları devre dışı bırakarak yeni bir çalışmayı getiriyorsunuz.Şimdi buradan soruyorum: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanınız kaç yıldır bu şehri yönetiyor? Ve buradan yine soruyorum: Kaç milyar dolar borcu var? Yaklaşık 6 milyar dolara yakın borcunun olduğu iddia ediliyor ve yıllardır birtakım çarpık yapılaşmalarla bu kenti idare ediyor ve geçen gün bakıyorsunuz, bir su gösterisiyle Sayın Cumhurbaşkanının, Sayın Meclis Başkanının, Sayın Başbakanının siluetlerini yansıttığı Gençlik Parkı'nda şov yapıyor.Şimdi Sayın Gökçek'e sormak lazım: Siz orada o gösteriyi yaparken, bu milletin paralarını, trilyonları oraya harcarken, geçen haftaki yağmurda şehrin merkezinde, göbeğinde, Emek'te, Çukurambar'da, en merkezÖ® yerlerde biz sular içerisinde boğuşuyorduk. O twit'ten sağa sola çatmayı bırakın da şu milletin meseleleriyle bir uğraşın Sayın Gökçek.Gelelim esas mesele İstanbul'a.Ü.KACIR (İstanbul) - Nasıl cevap verecek?SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Siz verirsiniz. Sen gel de ver o zaman biraz sonra. Tamam mı? Sen gel ver; ben iddiada bulunuyorum, yanlışsa ver.Şimdi İstanbul'a geliyorum. Bakın, İstanbul Belediye Başkanınız 25 Mayıs 2005 yılında -sağında İstanbul Valisi Muammer Güler, solunda Profesör Doktor Hüseyin Kaptan- bir toplantı yapıyor. Yer: Tepebaşı TÜYAP ve diyor ki: "İstanbul'un bugünkü problemlerinin tümü plansız şehirleşmeden kaynaklanmıştır. Prost'un hayalleri dışında bakış getirilememiştir. İstanbul'un, ne geçmiş ne şimdiki ne de yakın ve uzak projeksiyonu ve planı vardır. Amacımız, İstanbul'un geleceğini planıyla kurmaktır."Peki, şimdi buradan Topbaş'a sormak lazım: Sizden önce beş yıl İstanbul'da belediye başkanlığını kim yaptı? Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Akabinde kim yaptı? Ali Müfit Gürtuna yani devamı olduğunuz görüşler.Şimdi, bu şekildeki bir iddialı bir toplantıyla -Sayın Valimizin de olduğu yerde- İstanbul Metropolitan Merkezi kuruluyor 2005 yılında ve yaklaşık 550'ye yakın akademisyen çalıştırılıyor burada. İçerisinde şehir plancıları var, mimarlar var ve İstanbul'un 1100.000'lik planını yapıyor. Şehrin gelişimi noktasında 550 akademisyenle yoğun bir çalışma yapıyorlar ve 1100.000'lik plan kabul ediliyor. 1100.000'lik planda ne diyor? İstanbul'un kuzeye doğru gelişmesinin kontrol altına alınması, bunun yerine kentin güneyde, Marmara ekseninde kademeli ve sıçramalı olarak büyümesi öngörülmüş ve "Ben İstanbul'un gelecek yüzyılını planlıyorum." diye iddialı bir laf ortaya atıyor. Fakat bir bakıyorsunuz, seçimlerden önce bir sabah Sayın Başbakan "çılgın bir proje" diye ortaya çıkıyor, İstanbul'a kanal projesi. Yaklaşık altı yıl yüzlerce trilyon para harcanarak 550 akademisyenin şehri planladığı bir ortamda, bir sabah Sayın Başbakanın talimatıyla altı yıllık plan bir kenara atılıyor ve hedef gösteriliyor, "Hedef, İstanbul'un kuzeyidir ve Karadeniz eksenidir." deniliyor.Şimdi, Sayın Başkan, buradan soruyorum: Dünyanın kaynağını burada babalarının çiftliği gibi kullanan, başta İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanları olmak üzere, fakir fukaranın, garip gurebanın rızıklarını buralarda lalelere, lale soğanlarına, lazerlerle ışık gösterilerine harcayan zihniyetin harcamalarının paralarını bu fakir fukara ve garip gureba halktan çıkarması ne kadar hakkaniyete uygundur? Bunu vicdanlarımıza sormamız gerektiği kanaatini taşıyorum.Hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Şimdi, soru-cevap işlemine geçiyorum.Dünden kalan isimleri okuyup onlardan başlayacağım.Sayın Yılmaz, Sayın Demiröz, Sayın Tanal, Sayın Tezcan var; şu anda da Sayın Serindağ, Sayın Öz, Sayın Durmaz, Sayın Canalioğlu girmiş. Sayın Demiröz buradaysanız girin lütfen, sizin dünden şey varmış. Sayın Tezcan burada mı, o da girsin. Önce onlara vereceğim.Sayın Yılmaz¦DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.Sayın Bakanım sizin konunuzla ilgili değil ama Ege Bölgesi'nde korkunç bir şap hastalığı var, bütün hayvan pazarları kapalı ve hayvancılar bu konudan çok mustaripler, hayvan pazarlarına hayvanlarını götüremiyorlar ama krediler beklemiyor, bankalar kredileri yine icraya koyuyorlar ve köylere gittiğimizde sıra sıra icra kÖ¢ğıdıyla karşılaşıyoruz. Hayvan pazarlarının kapalı olduğu yerlerde ve bu şap hastalığının olduğu yerlerde banka kredilerinin ertelenmesiyle ilgili bir girişim olabilir mi acaba Tarım Bakanlığı tarafından? Çünkü hayvancılar çok ciddi sorunlar yaşıyorlar bu konuda.BAŞKAN - Sayın Demiröz¦İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.21Sayın Bakanım, İstanbul-Bursa-İzmir otoban yolu ihale edildi. Orhangazi ve Gemlik geçişinde ziraat odalarının tespiti ve proje üzerinden 36 bin adet ağaç kesiliyor. Evet, siz Orman Bakanı değilsiniz ama bir Çevre ve Şehircilik Bakanı olduğunuz için soruyorum: Çevreci bir bakan olarak bu konuya nasıl bakıyorsunuz ki bu yolun başka bir güzergÖ¢hı ve alternatifi olmasına rağmen buraya nasıl bir ÇED raporu veya uygun bir proje verildi?Teşekkür ediyorum.BAŞKAN - Sayın Tanal¦MAHMUT TANAL (İstanbul) - Teşekkür ederim Başkan.İstanbul ili Kadıköy ilçesinde kaymakamlık binasının içerisinde, tüm birimlerin toplu olarak içinde bulunduğu bir binası yoktur. Kadıköy ilçemizin kaymakamlık binasının içerisinde tapu sicil müdürlüğü, ilçe millÖ® eğitim müdürlüğü, mal müdürlüğü, nüfus müdürlüğü ve tüm birimlerinin bir arada bulunabileceği bir bina yapmayı düşünüyor musunuz?2) Sultanbeyli, Beykoz, Üsküdar, Kartal, Pendik, Tuzla, Kadıköy, Ataşehir ilçelerimizde baz istasyonları kurulduğu için, konutlarda yaşayan vatandaşlarımızın psikolojik açıdan ruhsal dengesi bozulmaktadır. Bu sebeple, baz istasyonlarının konutların bulunduğu alanlardan taşınmasıyla ilgili bir çalışmanız var mı?3) Şanlıurfa ili Hilvan ilçesinde meslek yüksekokulu var ancak binası yok. Meslek yüksekokulu eğitimini kütüphanelerde görmektedir. Hilvan ilçesinde meslek yüksekokulunun bir binasını yapmayı ne zaman düşünüyorsunuz?4) Hilvan ilçesinde, yine yol genişletme çalışması nedeniyle kamulaştırma bedeli vatandaşa ödenmiş, yanlış hesaplamalar nedeniyle iadesi talep edilmektedir. Bununla ilgili mağduriyetin giderilmesine ilişkin çalışmanız var mı?Teşekkür ederim.BAŞKAN - Sayın Tezcan, buyurun.BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.Sayın Bakan, daha önce, geçen hafta, HükÖ»metiniz tarafından büyük, bütünşehir olması planlanan belediyelerde, henüz daha bunun yasası çıkmadan, tasarı gelmeden, kamuoyuyla paylaşılmadan belde belediyelerinin bütün yetkilerinin bakanlık nezdine, merkezÖ® HükÖ»met nezdine alındığı haberleri yayınlandı. Türkiye'de milyonlarca insanın kaderini etkileyen bütünşehir konusu dahi kamuoyu önünde tartışılmadan, bu yetkileri merkezÖ® HükÖ»mette toplamak doğru değildir. Bu konudaki uygulamadan vazgeçmeyi düşünüyor musunuz?BAŞKAN - Sayın Serindağ¦ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - Teşekkür ederim Başkanım.Sayın Başkanım, Sayın Başbakan tiyatro sanatçıları için "Hem maaş alacaksın hem eleştireceksin." dedi ve devam etti "Destek gerekirse, gerektiği zaman bizler, HükÖ»met olarak istediğimiz oyunlara sponsor olur, desteğimizi veririz." dedi. Şunu artık kabul etmemiz lazım ki: Bu ülkede AKP İktidarının istemediği tiyatro oyunları sahnelenemez, televizyon dizisi çekilemez, Başbakanın beğenmediği fikirler seslendirilemez. Demin bir otoriterlik tartışması yapıldı. Sayın Bakana soruyorum: Bu, otoriterleşmenin tezahürü değil midir?Teşekkür ediyorum.BAŞKAN - Sayın Öz¦SAKİNE ÖZ (Manisa) - Sayın Başkan, biraz önce konuşan Adalet ve Kalkınma Partisi Kocaeli Milletvekili, yanlış uygulamalara sürekli muhalefet yapan meslek örgütlerine AKP İktidarının yanlışlarına da muhalefet yapmalarından dolayı yetkilerine el konulmasını aklamaya mı çalışmaktadır? Meslek odalarının görevleri arasında, meslektaşları hakkında yapılan şikÖ¢yetleri veya suçları disiplin ve onur kurullarında yarı kamu kurumu anlayışıyla yapmaktadırlar ve disiplin kurulları ile de cezalandırmaktadırlar. Meslek örgütlerine yapılmış ve sonuç alınmamış, onun duyduğu bir olay var mıdır? Yoksa size muhalefet yapan her kurumu susturma politikanız için mi bu yetkileri kısıtlamaktasınız, bunu sormak istiyorum Bakanımıza.BAŞKAN - Sayın Durmaz¦SADİR DURMAZ (Yozgat) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.Sayın Bakan, Bankacılık Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince "yönetim kurulu üyelerinde aranacak şartlar, genel müdürde aranacak şartlar" şeklinde ifade edilmekte ve "Bankacılık veya işletmecilik alanında en az on yıllık mesleki deneyime sahip olmaları şarttır." denilmektedir. HÖ¢lihazırda, İller Bankası Yönetim Kurulu üyeleri bakımından bu şart yerine getirilmiş midir? Örneğin, Yönetim Kurulu Başkanı olan Sayın Serdar Çalkan bu şartı taşımakta mıdır? Kendisiyle bir akrabalık hukukunuz var mıdır, bunu merak ediyorum.Teşekkür ederim.BAŞKAN - Sayın Canalioğlu¦MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.Sayın Bakanım, Trabzon Bahçecik Mahallesi'nde TOKİ tarafından yaptırılan 354 konutun yaklaşık üç ay önce çekilen kura sonucu hak sahiplerine verildiği söylendi ancak henüz anahtarları teslim edilmedi. Vatandaşlara konutların anahtarları bugüne kadar niçin verilmemiştir? Ayrıca, 16 bloğun 11'inin yapı kullanması verildiği söyleniyor, 5 blok için hÖ¢len22eksikler olduğu söyleniyor. Bu doğru mudur? Eğer doğru ise bu eksikler ne zaman tamamlanacaktır?Teşekkür ediyorum.Sayın Demir¦NURETTİN DEMİR (Muğla) - Teşekkür ederim Başkanım.Fethiye Bağlıağaç köyünde, şubat ayında bir heyelan söz konusu oldu ve çok geniş bir alanı kapsıyor. Evler çatlamış, duvarları çatlamış, oturulamayacak hÖ¢lde. Dört evin sadece hasar tespiti yapılmış. Bu işlemlerin de devam ettiği söyleniyor ama o bölgede, geniş olarak orada yaşayan insanların gelecek yıllarda daha büyük zararlara uğraması söz konusu. Aynı zamanda orada besicilik de yapılıyor. Dolayısıyla, o bölgenin tekrar gözden geçirilip¦(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.Yedi buçuk dakikanız var, ona göre kullanın.ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Sayın Milletvekilimiz Sayın Yılmaz'ın Ege Bölgesi'ndeki şap hastalığıyla ilgili, ilgili bakanımıza konuyu takdim edeceğim ve kendilerine yazılı olarak bilgi sunacağımı ifade etmek istiyorum.Sayın Demiröz'ün, İstanbul-İzmir Otoyoluyla ilgili "36 bin ağaç kesiliyor." şeklindeki ifadesi. Şunu özellikle belirtmek istiyorum: Bu yolda kesilecek olan ağacın, tam bilemiyorum ama en az 2 katı kadar ağaç dikilmek mecburiyeti var yani ihale şartnamesinde var bu, belki 3 katı ama ben 2 katı diye biliyorum. Bu bakımdan, hiç tereddüdünüz olmasın, çevreciliğe ve ormana, ağaç dikimine son derece önem veriyoruz. GüzergÖ¢h bakımından, ben bir teknik eleman olarak ifade etmek istiyorum, yolun güzergÖ¢hı genel olarak tektir yani her bakımdan en ergonomik, en ekonomik, en uygun, yıllara sari olarak bu çok uzun fizibilitelere ve araştırmalara, mühendislik hesaplarına dayalı olarak yapılmaktadır. Bu bakımdan, güzergÖ¢hın bu doğrultuda tespit edildiğini söylemek istiyorum.Teşekkür ediyorum.Sayın Tanal'ın ifade ettiği; biz sadece İstanbul Kadıköy'de değil, tüm Türkiye'de hizmetlerin daha kolay yürütülebilmesi için kamu binalarının, kaymakamlıklarda, yani özellikle önemli kamu hizmetlerinin, tapu gibi, hastane dışındaki diğer sağlık gibi hizmetlerin kaymakamlık binası altında toplanması doğrultusunda çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.Baz istasyonları konusunda bilgim yok, bunu yine araştırarak Sayın Tanal'a bilgi takdim edebilirim.Şanlıurfa'da kurulacak olan meslek yüksekokulunu da yine takip edip bilgi sunacağımı takdim edebilirim.Hilvan ilçesini de yine aynı şekilde¦ Bunu bilemiyorum, Hilvan'daki yol çalışmasından dolayı oradaki olan aksamaları da yine yerinde inceleyip bilgi sunacağımı da ifade edebilirim.Sayın Tezcan'ın söylediği, büyükşehir değil, bütün şehir kapsamında alınan kararlar, karar gereği kararın içerisinde var bu, orada sadece plan tadili ve imar uygulamalarına ilişkin işlemler bütün şehrin oluşacağı merkez belediyesi tarafından izin verilmek suretiyle yapılıyor, durdurulması söz konusu değil, merkeze alınması da söz konusu değil. Sadece kapatılması söz konusu olan, önümüzdeki 2014 seçimlerinde kapatılması kesinleşen ve bütün şehir konumuna gelen ki, onların büyük bir bölümü de önümüzdeki dönemde büyükşehir yapılma tasarısı, taslağı var, o çerçevede bunların imar hareketlerinin bir bütünlük, bir gramer olsun diye büyükşehirden görüş alınarak yapılma durumu var. Bir de gayrimenkullerin satışı için izin var, diğer tüm faaliyetleri de devam ettirebiliyorlar. Herhangi bir değişiklik, herhangi bir yasa, herhangi bir karar, bir değişiklik yoktur, özellikle ifade etmek istiyorum.Sayın Serindağ'ın tiyatrolarla ilgili söylediği; burada bizim, benim bildiğim kadarıyla HükÖ»met üyesi olarak, bizim tiyatrolarımız, tiyatrocularımız daha çok hizmet yapsın, tiyatrolarımız daha gelişsin diye bir adımdır bu. Yoksa, sanatçılarımızın hizmetlerini yapmasının herhangi bir şekilde aksamasına yönelik değil. Daha fazla, daha serbest şekilde bundan sonra yine tiyatroya ve tiyatroculara yardımlarımız devam edecektir.Sayın Sakine Öz Hanım Milletvekilimizin, meslek odalarıyla ilgili¦ Yine biz, meslek odalarının kendi kuruluş kanununa göre tabii ki bunlar yarı resmÖ® kuruluşlardır, kamu niteliğinde kuruluşlardır, bunlara biz saygı duyuyoruz, meslek örgütleridir. Bunların bizim yanlışlarımızı söylemelerinden de memnunuz, bize yaptıkları uyarılardan memnunuz. Bundan sonra da daha güzel hizmet yapabilmeleri için ne gerekiyorsa onların yanında olmaya devam edeceğiz.Sayın Durmaz'ın bakanlıklarla ilgili olan: Sayın Serdar Çalkan'la uzaktan yakından bir akrabalığım yoktur. Kendisi hukuk fakültesi mezunudur ve atama için yeterli kriterlere haizdir.Arz ederim.Sayın Canalioğlu'nun ifade ettiği¦OKTAY VURAL (İzmir) - On yıllık bankacılık tecrübesi yok ama.ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Hayır, Bankacılık Kanunu'ndaki şartlar ne ise¦23OKTAY VURAL (İzmir) - "İşletmecilik" diyor.ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - "Hukuk, iktisat, işletme" diyor Kanun'da.OKTAY VURAL (İzmir) - İşletmecilik¦ Avukatlık işletmecilik değil ki.SADİR DURMAZ (Yozgat) - "Bankacılık veya işletmecilik alanında en az on yıllık mesleki deneyime sahip olmak." diyor.ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Kanun yanımda var, İller Bankasının Kanunu bende var, size takdim edebilirim onu.OKTAY VURAL (İzmir) - Var, var burada.SADİR DURMAZ (Yozgat) - Kanun'dan okuyorum Sayın Bakanım.ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Şunu arz edeyim: İller Bankası, kanunda yazılmayan hususlarda Ticaret Kanunu ve Bankalar Kanunu'na tabiidir. Kendi kanununda yazılan hususlarda kendi kanununa tabidir, özellikle bunu ifade edebilirim.İller Bankasının¦SADİR DURMAZ (Yozgat) - Bankacılık Kanun'u benim bahsettiğim.ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Bakabilirsiniz, oraya en ufak bir aykırılık yoktur. Ben yazılı bilgi de size takdim edebilirim.SADİR DURMAZ (Yozgat) - Bankacılık Kanunu'nu okuyorum burada size. Buraya durumu uyuyor mu, uymuyor mu? Bana bunu söylerseniz memnun olurum.ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Atamalar zaten efendim BDDK'dan görüş alınarak yapılıyor. BDDK'dan görüş almadan herhangi bir atama yapılamaz İller Bankasına. Orada inceleniyor yasaya uyup uymadığı, ondan sonra yapılıyor.OKTAY VURAL (İzmir) - Ama hukuka uygun olmayan bir görüş düzeltilemez tabii. Hukuka uygunsa¦ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Uygun değilse düzeltiriz tabii.SADİR DURMAZ (Yozgat) - Bu konuda bilgi verirseniz memnun oluruz Sayın Bakan.OKTAY VURAL (İzmir) - Bu konuda bilgi verirseniz iyi olur Sayın Bakan.ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Sayın Canalioğlu'nun: Trabzon'da yapılan konutlarla ilgili hak sahipliği tespitinde çalışmalar şu anda devam ediyor, binaların iskÖ¢n müsaadesinde bir aksama vardı zannediyorum. O aksama giderildikten sonra oradaki konutlar hak sahiplerine teslim edilecek ve anahtarlar kendilerine verilecektir.Fethiye'de Bağlıağaç köyünde heyelandan dolayı yapılan çalışmalarda tespitler şu anda ne durumdadır tam bilemiyorum ama bu hasar tespitleri tamamen bağımsız mühendisler tarafından yapılıyor. Burada şimdi sizin bize bir uyarınız oldu: Bölgede aynı zamanda besicilik de yapılıyor, bölgenin daha geniş araştırılması, daha geniş bir şekilde incelenmesi ve ona göre tavır takınma¦ Onu da ben yine AFAT'la görüşmek suretiyle inceleyerek size de bilgi takdim edeceğim.Saygılarımla arz ederim.BAŞKAN - Bir dakika var.Sayın Türkkan, buyurun.LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Bakan, Bayındırlık ve İskÖ¢n Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Kocaeli ilimizdeki Alikahya ve Yuvam Akarca bölgesinde dört kattan fazla inşaat yapılamaz kararının uygulanmamasının kanuni ve yer bilimi açısından gerekçeleri var mıdır? Zira orası ciddi bir deprem bölgesidir. Vatandaşların yaşamı söz konusu olan bu kararı değiştirmek ve on yedi katlı binaları mahalle halkına sunmak insan yaşamını tehlikeye sokmaz mı?Bir sorumu da Sayın Kültür Bakanı hazır buradayken kendisine tevdi etmek istiyorum: Yılın ilk çeyreğinde Antalya'ya ve Muğla'ya gelen turist, sırasıyla, yüzde 15 ve yüzde 40 oranlarında azaldı. Rusya'dan gelen turist sayısında ise düşüş çok yüksek oldu. Rusya'dan Antalya'ya gelenlerde yüzde 33, Muğla'ya gelenlerde ise yüzde 93 oranında bir azalma olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, AKP'nin Suriye politikasının turizme olası etkileri, geçen ay Almanya ve Rusya'daki turizm fuarlarında tur operatörleri ve otelcilerin görüşmeleri de gündeme gelmişti.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN - Sayın Bakan, bir dakika da size ek süre veriyorum, bir dakikada cevaplandırabilirseniz¦ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Çok teşekkür ediyorum.Sayın Türkkan'ın sorduğu soru: Tabii "Kocaeli'nde dört kattan fazla yapılamaz." diye genel bir kaide olduğunu bilmiyorum ben. Tabii ki 1999 Gölcük, Marmara ve Düzce depremlerinden sonra biz hem Deprem Yönetmeliği'ni değiştirdik hem de inşaat şartnamelerini yeniden gözden geçirdik. Buna göre, bugün dünyanın çeşitli yerlerinde, California'da olduğu gibi, daha başka bölgelerde çok katlı binalar yapılabilmektedir. Yine deprem riski bakımından24çok katlı binaların çok riskli olacağı diye bir şey yoktur. Eğer siz bunu statiğine, betonarmesine ve Deprem Yönetmeliği'ne uygun yaparsanız bu uygun olur.HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Sayın Bakan, yönetmeliği yokÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Ama ben özel olarak burasını inceleyeyim, Kocaeli'ndeki binaları, eğer imar planında veya şartnamesinde dört kat varken daha fazla yapılmışsa bu suçtur. Bu bakımdan bunu inceleyip size bilgi takdim ederim.Tekrar teşekkür ediyorum.Saygılar sunuyorum.BAŞKAN - Teşekkür ederim.OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, Sayın Milletvekilimiz bir atamayla ilgili sual tevcih etmişti. Bu yönetim kurulu üyelerinin Bankacılık Kanunu'na uygun niteliklerde olup olmadığına ilişkin soruyu sormuştu. Eğer Sayın Bakan daha sonra yazılı cevaplandırırsa çünkü şey oldu. O kanuna uygun mu değil mi, yazılı cevaplandırırsa memnun oluruz efendim.ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR ( Trabzon) - Cevap vereyim isterseniz.ORTAY VURAL (İzmir) - Yo yo gerek yok.BAŞKAN - Yok, şimdi cevap¦ Yani bitti zamanımız da.İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.Şimdi ikinci bölümde yer alan maddeleri varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.Madde 19a'da dört önerge vardır, sırasıyla okutuyorum, işleme alacağım.Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının 19 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Nurettin Canikli Mehmet Doğan Kubat Mehmet GeldiGiresun İstanbul Giresunİsmail Güneş Hakan Çavuşoğlu İsmail AydınUşak Bursa Bursa"a) 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) ve (ğ) bentleri aşağıdaki şekilde, (h) bendinde yer alan "dört ay içerisinde" ibaresi "üç ay içinde" şeklinde değiştirilmiş, anılan fıkraya (m) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (n) bendi eklenmiş ve takip eden bent numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.e) Bakanlığın görev alanına giren konularda her türlü etüt, plan, proje, maliyet hesaplarını ve yapım işlerini yapmak veya yaptırmak.f) Yapı denetimi sistemini oluşturarak 2962001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile Bakanlığa verilen görevleri yapmak ve kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan veya yaptırılanlar da dÖ¢hil olmak üzere yapıların can ve mal emniyeti ile mevzuata ve tekniğine uygunluk bakımından denetimini yapmak veya yaptırmak, tespit edilen aykırılık ve noksanlıkların giderilmesini istemek ve sağlamak; yapılarda enerji verimliliğini artırıcı düzenlemeleri yapmak, buna ilişkin faaliyetleri yönetmek ve izlemek; yapı malzemelerinin denetimine ve uygunluk değerlendirmesine ilişkin iş ve işlemleri yapmak.ğ) Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera ışına çıkarılan alanlar dÖ¢hil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usÖ»l ve esasları belirlemek; Bakanlıkça belirlenen finans ve ticaret merkezleri, fuar ve sergi alanları, eğlence merkezleri, şehirlerin ana giriş düzenlemeleri gibi şehirlerin marka değerini artırmaya ve şehrin gelişmesine katkı sağlayacak özel proje alanlarına dair her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı ve yapı projelerini yapmak, yaptırmak, onaylamak, kamulaştırma, ruhsat ve yapım işlerinin gerçekleştirilmesini sağlamak, yapı kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyeti kurulmasını temin etmek; 231984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile 2071966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan uygulamalara ilişkin her tür ve ölçekte etüt, harita, plan ve parselasyon planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak, ruhsat işlerini gerçekleştirmek, yapı kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyetinin kurulmasını sağlamak.n) 2391980 tarihli ve 2302 sayılı Atatürk'ün Doğumunun 100 üncü Yılının Kutlanması ve "Atatürk Kültür Merkezi Kurulması" Hakkında Kanunun mülga 3 üncü maddesi ile belirlenen Atatürk Kültür Merkezi alanını iyileştirme, güzelleştirme, yenileme ve ihya etmek amacıyla; Kültür ve Turizm Bakanlığının da görüşü alınarak, bu alan için her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı ile yapı projelerini yapmak, yaptırmak, onaylamak, kamulaştırma ve ruhsatlandırma işlemleri ile diğer iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesini sağlamak.Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına25Görüşülmekte olan 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının 19'uncu maddesinin a) fıkrasının (n) bendinin kaldırılmasını arz ve teklif ederiz.Sadir DurmazAli TorlakAlim IşıkYozgatİstanbulKütahyaMesut DedeoğluMehmet GünalLütfü TürkkanKahramanmaraşAntalyaKocaeliTürkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının 19. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan (n) bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.Prof. Dr. Haluk EyidoğanYıldıray Sapanİhsan KalkavanİstanbulAntalyaSamsunAli SarıbaşDoğan ŞafakMüslim SarıÇanakkaleNiğdeİstanbulHaydar AkarBülent TezcanKocaeliAydınBAŞKAN - Şimdi okutacağım önergeyi okutup işleme alacağım.TBMM Başkanlığına180 sıra sayılı kanun tasarısının 2. Bölümünün 19. Maddesinin a bendinde yer alan ğ ve n bentlerinin kanun tasarısından çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.Sebahat TuncelDemir ÇelikErol DoraİstanbulMuşMardinHasip Kaplanİbrahim BiniciŞırnak ŞanlıurfaBAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - Sayın Çelik, buyurun.DEMİR ÇELİK (Muş) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi şahsım ve partim adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.Görüşülmekte olan kanunun 19'uncu maddesinin (a) bendi ve dolayısıyla (ğ) ve (n) bentlerine ilişkin düşüncelerimi ifade etmek için kürsüdeyim.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; afet riski altındaki alanların kentsel dönüşüme tabi tutulması yönlü, birkaç aydır Meclisimizin gündeminde olan, zaman zaman birçok muhalefet partisinin dile getirdiğine benzer düşünceleri gerekçelendirerek ifade etmiştik. "Risk alanı" diye bir tabir günümüzün bilimsel verileri nezdinde giderilebilinir, belirli bir standardizasyona tabi tutulduğu takdirde de yaşam alanlarına dönüştürülebilinir. O açıdan gerek deprem gerekse afet riski arz eden bütün alanlar ilgili yönetmeliğe ve ilgili standarda tabi tutulduğu takdirde yaşam alanlarına dönüştürüleceği gerçeğinden hareketle kent ve kent periferisinde bulunan bir kısım alanların bu amaca uygun kullanılması gerekirken "risk alanı" ibaresine tabi tutularak değiştiriliyor, dönüştürülüyor olması bir kısım sermaye ve çıkar gruplarına hizmetten öte bir anlam ifade etmeyeceği kaygılarını paylaşmaktayız. Bu açıdan da yapılacak her türlü değişiklik öncelikle toplumsal ihtiyaçlarla birlikte mevcut yasal düzenlemeyle olan ilişkisini kurgulamak, bu anlamıyla çelişkileri varsa gidermek gibi bir görevimiz var.Ticaret ve finans merkezleri, fuar ve sergi alanları ya da şehir girişleri gibi önemli alanlarda söz ve yetki sahibi olması gereken o şehrin, o kentin, o kentin, o yerelin yerel yöneticileriyken işi merkezÖ® hükÖ»mete devretmek, merkezÖ® hükÖ»metin de "bakanlık" ibaresiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bu inisiyatifi, bu kararı veriyor olmak, her şeyden önce 3194 sayılı İmar Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu'yla da bir çelişki arz eder.2005'te 5393 sayılı Belediye Yasası çıktığında, geçmiş on yılların birikimi olan sorunların telafisine yol açacağı, bu anlamıyla da önemli bir adım olacağı beklentisine binaen çıkan bu kanun, bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığının TOKİ'ye vereceği inisiyatifle bizatihi lağvediliyor, işlevsiz hÖ¢le getiriliyor. Yetmiyor, 3194 sayılı İmar Kanunu ve bu kanuna bağlı olarak, hem mali bütçenin hem kamu ve mali hizmetlerin üretilmesinde öngörülen hükÖ»metler programıyla örtüşen, onunla çelişmeyen bir niteliğe kavuşturulması gerekirken, bütün bu gelişmeleri hiçe sayan, dikkate almayan "Ben bildim, ben yaparım." oldubittisine getirilecek herhangi bir değişiklik, bizim üzerine titrememiz gereken, 99'dan bu yana ülkemiz ve ülkemiz halklarının başta Marmara olmak üzere her yerde ve bölgede karşılaştıkları riskleri bertaraf eden, gideren özellikte olmayacaktır, aksine var olan sorunu kangrenleştirip kaosa dönüştüren,26içinden çıkılmaz bir yumağa, dolayısıyla da yeni problemlerin bizatihi kendisine yol açmış olacağız. Kaygımız odur ki mevcut, var olan sorunu giderme çabası, iyi niyetten bağımsız bir kısım oldubittilerle toplum ihtiyacını karşılamaktan uzak bir konuma getirilecektir.O nedenle, bu ve benzeri yasalar katılımcılıktan yoksun, mesleki odaların düşünceleri, önermeleri ve eleştirilerini dikkate almadan, bizatihi bu sorunla direkt muhatap olan toplum dinamikleri, onların zararları, bu dönüşümün ortaya çıkaracağı sorun ve problemleri dikkate almayan anlayışlar, hem günümüz demokrasisi, dolayısıyla hukuk devleti olmayla bağdaşmayacağından hem o alanda, o yerde ve yerelde yaşayan vatandaşın problemini gidermeyeceğinden kaynaklı da toplumsal ihtiyaç olmaktan uzaktır, merkezÖ® hükÖ»metin, merkezÖ® hükÖ»met adına hareket eden bakanlığın tasarrufuyla sınırlı bir konumda olacaktır. Bu anlamıyla da demokratik olmayacaktır, insani olmayacaktır.Dolayısıyla da kanuni gücünü toplumdan almayan sadece kanun devleti olmaktan öte bir işlevi olmayacaktır diye düşünüyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.BAŞKAN - Teşekkür ederim.Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım, önerge sahiplerinin istemi hÖ¢linde kendilerine ayrı ayrı söz vereceğim.Önergeleri okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının 19. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan (n) bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.Haluk Eyidoğan (İstanbul) ve arkadaşlarıTürkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının 19'uncu maddesinin (a) fıkrasının (n) bendinin kaldırılmasını arz ve teklif ederiz.Sadir Durmaz (Yozgat) ve arkadaşlarıBAŞKAN - Komisyon önergelere katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Başkanım.BAŞKAN - Sayın Şafak, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)DOĞAN ŞAFAK (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nın 19'uncu maddesi (a) bendi üzerine söz almış bulunmaktayım.Değerli milletvekilleri, tasarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı uygulama işlemlerinde yani rezerv yapı alanlarına, riskli yapılara ve bulunduğu taşınmazlara ilişkin her türlü plan, proje, arazi ve arsa düzenleme işlemleri ile toplulaştırma yapmaya, taşınmazları almaya, satmaya, trampaya, taşınmaz mülkiyetini veya imar haklarını başka bir alana aktarmaya, inşaat yapmaya, yaptırmaya, arsa paylarını belirlemeye, kent tasarımlarını hazırlamaya tek yetkili kılınmıştır. Bu nokta esas sorunu doğuran noktadır. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı bu tür çalışmaları yürütmek üzere kurulmuş bir kurumdur. Bu düzenlemeyle, buna benzer mevcut kuruluşları devre dışı bırakarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığını bu alanda tek yetkili kılmak, 19'uncu maddede de sözü edilen birimlere de ihtiyaç duyulmaktadır.Tasarıyla, mahallÖ® idarelerin yetkisi tamamen Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçmektedir. Bu yetki geçişi Avrupa Birliği Sözleşmesi'ne aykırıdır. Devletimizin altına imza koyduğu ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri iç hukuka yönelik yasalar çıkararak yok kabul edemeyiz. Çünkü Anayasa'mızın 90'ncı maddesi, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin iç hukukun üstünde olduğunu emreder.Bu bağlamda 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası'nın da atıfta bulunduğu, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri dikkatinize sunmak isterim:Avrupa Kültür Sözleşmesi 1957, Silahlı Çatışma HÖ¢linde Kültür Mallarının Korunması, Lahey 1965, Uluslararası Anıtlar ve SİT'ler Konseyi Türkiye MillÖ® Komitesi Yönetmeliği 1974, Amsterdam Deklarasyonu 1975, Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi, Paris Şartı 1972, Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi 1989, Avrupa Arkeolojik Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme 1999, Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi 1984, Ramsar Sözleşmesi 1994, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 1996.19'uncu maddenin diğer fıkralarında ise 23091980 tarih ve 2302 sayılı Atatürk'ün Doğumunun 100'üncü Yılının Kutlanması ve Atatürk Kültür Merkezi Kurulması Hakkında Kanun ile belirlenen Atatürk Kültür Merkezi alanını iyileştirme, güzelleştirme, yenileme ve ihya etme amacıyla, Kültür ve Turizm Bakanlığının da görüşü alınarak bu alan içinde her tür ve ölçekte27etüt, harita, plan, parselasyon planı ile yapı projelerini yapmak, yaptırmak, onaylamak, kamulaştırma ve ruhsatlandırma işleri ile diğer iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesini sağlamak hususu da yer almaktadır. Bu bentte de adı geçen Ankara AKM alanı içinde, Birinci Meclis binası, Devlet Demiryolları hizmet binası ve cer atölyeleri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Gençlik Parkı, eski Hipodrom sahası ve benzeri gibi cumhuriyetin ilk yıllarına ait mimari anıtlar, 2863 sayılı Kanun kapsamında, kültür varlığı olarak tescil edilmiş olup hÖ¢len devletin koruması altındadır. Bu yapılar ve çevresine ilişkin her türlü inşai ve fiziki müdahale yetkisi, yasa gereği, Kültür ve Turizm Bakanlığınındır. Bu bağlamda, söz konusu bentte, 2863 sayılı Yasa'nın koşullarına ilişkin hükümler saklı bırakılmalı, dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığının alana ilişkin kullanageldiği yetkisi de saklı kalmak zorundadır ya da bu yasa geri çekilmelidir. Geriye dönüşü olmayan, binlerce yıllık tarihsel mirasın kaybına yol açılmamak isteniyorsa, mutlaka ve kesinlikle bu yasa geri çekilmelidir.Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Sayın Vural, gerekçeyi mi okutalım, konuşacak mısınız? Sayın Vural, önergenin gerekçesini mi okutayım, biri konuşacak mı?OKTAY VURAL (İzmir) - Lütfü Bey¦BAŞKAN - Sayın Türkkan, buyurun lütfen. (MHP sıralarından alkışlar)LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 180 sıra sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesiyle ilgili kanun hakkında söz almış bulunuyorum.Yalnız, ondan önce, hazır, HükÖ»metin 2 bakanı da buradayken kendilerine bir soru tevdi etmek istiyorum: Kürt sorununun çözümüne dair bölgede çalışmalar yapan 5 tane Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilinden 1 tanesi olan Mardin Milletvekili Sayın Abdurrahim Akdağ basına yansıyan sözlerinde "PKK'ya genel af gelebilir." şeklinde bir cümle sarf etmiş. Bu, Sayın Abdurrahim Akdağ'ın kendi görüşü müdür, HükÖ»metinizin bu konuda bir çalışması var mıdır? Eğer varsa hem Meclisi hem de milleti bu konuda aydınlatmanızı özellikle rica ediyorum. Türkiye'de Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde çok önemli kararlar hep perde arkasında gizlice alındı, bir anda uygulamaya konuldu. Bu ülkenin gündemini çok önemli bir şekilde işgal edecek çok önemli bir kararın Mecliste Genel Kurula izah edilmesi gerektiği konusunda sizleri uyarmak istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nde adalet mekanizmasını bu kadar kolay nasıl maniple edersiniz onu bilmiyorum ama burada af getirilen dağdaki teröristlerin önemli bir kısmı adam öldürmek suçundan yargılanacaklar, örgüt üyeliği dışında. Bunları nasıl affedeceksiniz, onu bilmiyorum. Bu af genel affa şamil olacaktır. Bu genel afla beraber affetmek istediğiniz başka kimler vardır, onları da bilmek isteriz. Bunun içerisinde böyle bir yasa hazırlığınız varsa, böyle bir çalışmanız varsa bunun içine kimleri dÖ¢hil edeceksiniz, onları da bilmek istiyoruz.Ben, bu arada, Sayın Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik'in geçtiğimiz hafta basına yansıyan bir demecinde Adalet ve Kalkınma Partisinin Merkez Yönetim Kurulunda cezaevindeki milletvekillerine yönelik olarak böyle bir gündemleri olmadığına dair ifadelerini okudum. Bu milletvekillerinin affı konusunda çalışma yapmak Adalet ve Kalkınma Partisi Merkez Yönetim Kurulunun inisiyatifinde midir? Bunun çözümünü bulmak Merkez Yönetim Kurulunun çalışma sahası içerisinde midir, onu öğrenmek istiyorum.İkincisi: Hukuka devretmiş Sayın Ömer Çelik. Siz bu hukuka gerçekten bu kadar çok güveniyor musunuz? Eğer güveniyorsanız, Hakan Fidan'ı yargının önünden kaçırmak için niye alelacele bir kanun çıkarıp gece yarısı buraya getirdiniz? Bıraksaydınız hukuk Hakan Fidan'ı da yargılasaydı. Ben ondan yana olmadığımı o günkü konuşmamda da ifade ettim, Türkiye'nin MİT Müsteşarı bir savcı tarafından çağrılıp sorgulanmamalı, bu iş bu kadar ucuz olmamalı. İşin bu tarafı ayrı ama diğer taraftan, birilerini sadece hukuktan kurtarmaktan adına böyle bir yasa çıkarıyorsanız, bu, hukuka güvenmiyorsunuz anlamına gelir, güvenmediğiniz hukuka milletin vekillerini teslim etmek, bu sizin ikiyüzlülüğünüzün tescili anlamındadır. (MHP sıralarından alkışlar) Bu milletin vekillerine zulmetmekten vazgeçin. Bir diğer zulmettiğiniz de Fenerbahçe Kulübü Başkanının tutukluluğunu tutsaklık hÖ¢line getirdiniz. Bunda bizzat HükÖ»metinizin parmağı olduğunu herkes biliyor, kabul ediniz.MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) - Hayır.LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Evet, HükÖ»metinizin kararıyla Aziz Yıldırım cezaevinde yatıyor. Eğer şike yaptıysa diğer şikecileri, başta Büyükşehir Belediyespor Başkanı Göksel Gümüşdağ, Sadri Şener, diğer ismi geçen bütün kulüp başkanlarını içeriye atın veyahut da onu da çıkarın bu zulme devam etmeyin. Zulmün sonu abat olmaz, siz berbat olmaya doğru gidiyorsunuz, sonunuz çok yakın.MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) - Şov yapıyorsun!YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Şov yapıyorsun!LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Şov yapmıyorum, gelirsem şovun nasıl yapıldığını size gösteririm, çok net! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)BAŞKAN - Sayın Türkkan, lütfen¦28LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Siz şovu görmemişsiniz, orada kabadayılık yapmayın, ben buradayım, eğer şov yapmamı istiyorsanız buyurun gelin, beraber şov yapalım, bütün millet de görsün şov nasıl oluyor.YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Şov yapıyorsun!LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Böyle sütre arkasından kabadayılık yapmaktan vazgeçin; yarın, öbür gün bize ihtiyacınız var, sizi mahkeme salonlarında biz kurtarmaya çalışacağız, çoluğunuza çocuğunuza acıyacağız, onun için geleceğiz sizi kurtarmaya, size yemin ediyorum.YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Saçmalama! Saçmalıyorsun!LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Aranızda çok değerli arkadaşlarım var, üzülüyorum durumunuza. Eylül ayından itibaren gelecek olan ekonomik krizle beraber siyasi kriz ülkemizde çok ciddi şekilde sizi mahkemenin kapısına çok çabuk götürecek, buna hazırlanın, bununla ilgili savunmanızı hazırlayın, iyi avukatlar tutun, bu güvenmediğiniz hukuka güvenmeyi öğrenin.Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Reddedilmiştir.Diğer önergeyi okutuyorum.Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının 19 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları"a) 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) ve (ğ) bentleri aşağıdaki şekilde, (h) bendinde yer alan "dört ay içerisinde" ibaresi "üç ay içinde" şeklinde değiştirilmiş, anılan fıkraya (m) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (n) bendi eklenmiş ve takip eden bent numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.e) Bakanlığın görev alanına giren konularda her türlü etüt, plan, proje, maliyet hesaplarını ve yapım işlerini yapmak veya yaptırmak.f) Yapı denetimi sistemini oluşturarak 2962001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile Bakanlığa verilen görevleri yapmak ve kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan veya yaptırılanlar da dÖ¢hil olmak üzere yapıların can ve mal emniyeti ile mevzuata ve tekniğine uygunluk bakımından denetimini yapmak veya yaptırmak, tespit edilen aykırılık ve noksanlıkların giderilmesini istemek ve sağlamak; yapılarda enerji verimliliğini artırıcı düzenlemeleri yapmak, buna ilişkin faaliyetleri yönetmek ve izlemek; yapı malzemelerinin denetimine ve uygunluk değerlendirmesine ilişkin iş ve işlemleri yapmak.ğ) Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar dÖ¢hil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usÖ»l ve esasları belirlemek; Bakanlıkça belirlenen finans ve ticaret merkezleri, fuar ve sergi alanları, eğlence merkezleri, şehirlerin ana giriş düzenlemeleri gibi şehirlerin marka değerini artırmaya ve şehrin gelişmesine katkı sağlayacak özel proje alanlarına dair her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı ve yapı projelerini yapmak, yaptırmak, onaylamak, kamulaştırma, ruhsat ve yapım işlerinin gerçekleştirilmesini sağlamak, yapı kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyeti kurulmasını temin etmek; 231984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile 2071966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan uygulamalara ilişkin her tür ve ölçekte etüt, harita, plan ve parselasyon planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak, ruhsat işlerini gerçekleştirmek, yapı kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyetinin kurulmasını sağlamak.n) 2391980 tarihli ve 2302 sayılı Atatürk'ün Doğumunun 100 üncü Yılının Kutlanması ve "Atatürk Kültür Merkezi Kurulması" Hakkında Kanunun mülga 3 üncü maddesi ile belirlenen Atatürk Kültür Merkezi alanını iyileştirme, güzelleştirme, yenileme ve ihya etmek amacıyla; Kültür ve Turizm Bakanlığının da görüşü alınarak, bu alan için her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı ile yapı projelerini yapmak, yaptırmak, onaylamak, kamulaştırma ve ruhsatlandırma işlemleri ile diğer iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesini sağlamak.MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Karar yeter sayısı.BAŞKAN - Tamam, karar yeter sayısı arayacağım.OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, şimdi, bu karışık bir önerge çünkü Atatürk Kültür Merkezi, açıkçası bu konuda MillÖ® Komite'nin de yetkileri var. MillÖ® Komite'nin bu konuda görüşü alınmadan, doğrudan doğruya sadece Kültür Bakanlığının görüşü alınarak yapılması kanunun ruhuna da aykırı. Dolayısıyla "bu merkezde herhangi bir yapılaşma önerilemez" şeklinde kanun maddesi varken ve mülgalık da söz konusu değilken MillÖ® Komite'yi aradan çıkartmak, Atatürk29Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunu aradan çıkartan bir yaklaşım. O zaman Atatürk'ün 100'üncü doğum yılı münasebetiyle düzenlenecek tesisler konusunda kanunun verdiği görevi MillÖ® Komite yerine getirmemiş olacak. Dolayısıyla bu önergenin son fıkrasıyla yapılan değişiklik, bence biraz düşünülmesi gereken bir husus. Biraz önce Nurettin Bey'le biz şey yaptık, mülga bir madde de yoktu. MillÖ® Komite'nin bu konuda görüşü alınmalı.BAŞKAN - Şöyle yapalım mı? Ben on dakika ara vereyim, sizi de arkaya davet edeyim, kendi aranızda anlaşın.Birleşime on dakika ara veriyorum.Kapanma Saati: 16.51ÜÇÜNCÜ OTURUMAçılma Saati: 17.12BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER (İstanbul)KÖÅ¡TİP ÜYELER: Mustafa HAMARAT (Ordu), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)_____0_____BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107'nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.180 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.Komisyon? Burada.HükÖ»met? Burada.19a maddesinde Giresun Milletvekili Sayın Nurettin Canikli ve arkadaşlarının önergesinin işleminde kalınmıştı.Komisyon önergeye katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Takdire bırakıyoruz efendim.BAŞKAN - Sayın Bakan, önergeye katılıyor musunuz?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılıyoruz efendim.AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Gerekçe¦BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:Gerekçe: Söz konusu düzenlemeler ile 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen görevlerde ve bazı birimlerin görevlerinde değişiklikler yapılmaktadır.BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Kabul edilen önerge çerçevesinde madde 19a'yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Madde 19b'de iki önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının 19'uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan "şeklinde" ibaresinin "olarak" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Emre KöprülüHaluk EyidoğanSakine ÖzTekirdağİstanbulManisaDoğan ŞafakMahmut Tanalİdris YıldızNiğdeİstanbulOrduBülent TezcanAydınBAŞKAN - Şimdiki önergeyi okutup işleme alacağım:TBMM Başkanlığına,Görüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 19. maddesinin (b) bendinin Tasarı metninden çıkartılmasını arz ederiz.Sadir DurmazD.Ali TorlakMehmet ErdoğanYozgatİstanbulMuğlaAlim IşıkBülent BelenHasan Hüseyin TürkoğluKütahyaTekirdağOsmaniyeBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - Sayın Vural, kim konuşacak? Gerekçeyi mi okutayım?OKTAY VURAL (İzmir) - Gerekçe¦BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:30Gerekçe: Bu düzenleme ile mevcut yapının korunarak uygulamada çıkabilecek bazı sorunların önlenmesi amaçlanmıştır.BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Önerge kabul edilmemiştir.Diğer önergeyi okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının 19'uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan "şeklinde" ibaresinin "olarak" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Emre Köprülü (Tekirdağ) ve arkadaşlarıBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Başkanım.BAŞKAN - Kim konuşacak?MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Bülent Tezcan.BAŞKAN - Sayın Tezcan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; afet riski altındaki alanların düzenlenmesine ilişkin kanun tasarısını görüşüyoruz. Bir ifadeye göre bu kanun tasarısıyla 200 milyar dolarlık bir meblağın düzenlendiği, bir başka ifadeye göre 500 milyar dolarlık bir alanın düzenlendiği bu tasarıyla¦Değerli arkadaşlar, Türkiye'de afet riski altındaki alanlarda yapılacak düzenlemenin tutarı toplamının 500 milyar dolar gibi ciddi bir rakam olması söz konusu. Şimdi tasarıya baktığımızda tasarının içinde en önemli idari kuruluşlardan birisi belediyeler. Yetki verdiğimiz yani 500 milyar dolarlık rantın yönetilmesiyle ilgili yetki verdiğimiz en önemli kuruluşlardan birisi belediyeler dolayısıyla belediye başkanları.Sayın milletvekilleri, bakın, burada özellikle bu kadar önemli olan, böylesine büyük bir düzenlemede söz, karar, yetki sahibi olacak belediye başkanlarının durumu nasıl, dönüp bir bakalım. Bir: Bu yetkileri verdiğimiz, vereceğimiz belediye başkanlarının bu yetkileri kullanabilmesi ve bu kanunda verilen düzenlemeleri yapabilmesi için yeterli kadroları var mı? İkincisi: Bunları yapabilme konusunda rahat, güvenli bir çalışma ortamları var mı? Hepimiz biliyoruz ki son dönemde belediyeler üzerinde merkezÖ® yönetimin ciddi bir terör estirmesi söz konusu. Belediye başkanları, bölgelerinin seçilmiş liderleri, seçilmiş siyasal önderleri, seçilmiş halk önderleri ve bir sabah, telefonla ifadeye çağrılabilmeleri mümkün olan bu belediye başkanlarının yedide kapısına emniyet güçleri dayanıyor ve olmadık, uyduruk bir soruşturmayla belediye başkanları önce bir gün, arkasından da Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun verdiği yetkiye dayanarak dört güne kadar uzatılan gözaltı süreleriyle gözaltına alınıyorlar.Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partili sayın milletvekilleri, İktidarınız döneminde belediye hizmetlerinde bir şey yerleştirdiniz: Kamu hizmetini kamu çalışanları eliyle değil, belediyelere kadro vermek suretiyle değil, doğrudan doğruya müteahhitleştirerek, hizmet alımları suretiyle kamu hizmetlerinin verilmesi sistemini yerleştirdiniz. Bakınız, belediye başkanlarımızın soruşturma geçirdiği dosyaların, gözaltına alındığı dosyaların, yargılandığı dosyaların tamamı bu ihaleler nedeniyle. İhaleye usulsüzlük karıştırsın ya da karıştırmasın, en küçük bir iddia nedeniyle sabahlara kadar, belediye başkanları emniyet nezarethanelerinde sabahlıyor. Yazık değil mi? Bunlar bizim belediye başkanlarımız değil mi? Hangi siyasi partiden olduğunun önemi yok ama belli ki çoğunlukla muhalefet belediye başkanları ve Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarının üzerinde özellikle bu sistem, itibarsızlaştırma kampanyası aktif bir şekilde yürütülüyor. Daha geçen hafta, perşembe günü, apar topar Aydın'a gitmek zorunda kaldım. 6 tane belediye başkanı, 3 tanesi görevde, 3 tanesi de eski belediye başkanı, sabaha karşı saat yedide gözaltına alındı; dört gün, en son pazartesi günü sabaha karşı dört buçukta, vicdanlı bir hÖ¢kimin sayesinde serbest bırakıldılar. Bozdoğan Belediye Başkanı, Kuyucak Belediye Başkanı, Köşk Belediye Başkanı, Köşk'ün eski Belediye Başkanı, Umurlu eski Belediye Başkanı, Sultanhisar eski Belediye Başkanı.Değerli arkadaşlar, 500 milyar dolarlık bir yatırımın, bir planlamanın başına geçireceğiniz belediye başkanlarını bu şekilde kamuoyu önünde itibarsızlaştıracaksınız ve onların tepesinde bu yargı kılıcını Demoklesin kılıcı gibi sallandıracaksınız, ondan sonra da bu yasayı geçireceksiniz. Belediye başkanlarının üzerinden elinizi çekin, belediye başkanlarına güvenli, huzurlu bir çalışma ortamı verin ki o bölgenin halkı da rahat hizmet alsın.Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tezcan.31Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.Madde 19 (b)'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Madde 19 (c)'de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının 19'uncu maddesinin (c) fıkrasında yer alan "bendinde belirtilen" ibaresinin "bendindeki" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Sakine ÖzHaluk EyidoğanAtilla KartManisaİstanbulKonyaİdris YıldızHaydar AkarTanju ÖzcanOrduKocaeliBoluİlhan DemirözBursaBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Başkanım.BAŞKAN - Sayın Tanju Özcan, Bolu Milletvekili.Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)TANJU ÖZCAN (Bolu) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; afet riski altındaki alanlarla ilgili bir yasal düzenlemeyi görüşüyoruz. Ben de bu yasal düzenleme kapsamında yaklaşık on üç yıl önce iki defa, doğal afet olan deprem felaketiyle karşılaşmış olan Bolu'nun Milletvekili olarak birkaç hususa müsaadenizle değinmek istiyorum.Özellikle 12 Kasım 99'da meydana gelen depremde Bolu ilinin yüzde 48'i hasar görmüştü ve hÖ¢len de Bolu'yla ilgili bu risk devam etmekte uzmanların ifadesine göre. Bugün aslına bakarsanız bu yasanın Meclis gündemine gelmiş olmasından memnuniyet duymamız gerekir ancak gerçekten niyet, sizlerin niyeti bu yasayı getirirken, afet altındaki bölgelerin riskini azaltmak mı, yoksa gene böyle bir iyi niyetli yasa tasarısının altında yandaşları zengin etmek düşüncesi mi var, bunu gerçekten merak ediyorum.Az önce, Sayın Bülent Tezcan arkadaşımız ifade ettiler, arkadaşlar, bu yasa tam anlamıyla uygulanırsa yaklaşık 500 milyar dolarlık bir rant ortaya çıkacak. Bu rantın kime, nasıl, ne şekilde dağıtılacağı, birilerine peşkeş çekilip çekilmeyeceği hususları gerçekten kamuoyunun ve bizlerin kafasında soru işaretleri doğmasına sebebiyet vermektedir.Arkadaşlar, eğer bu konuda bir yasal düzenleme ihtiyacı varsa -ki bence de var- biz işe, yerel yönetimlerin, belediyelerin ve il özel idarelerinin teknik personel ihtiyacını karşılayarak, yeni kadrolar ihdas ederek başlamalıyız diye düşünüyorum. Gerçekten, çoğunuz bilmem biliyor musunuz, taşradaki birçok belediyenin, teknik adam sıkıntısı sebebiyle, mevcut mevzuata göre bile yapmaları gereken denetimleri yapamadıklarını, çalışmaları ve planlamaları yapamadıklarını görüyorsunuz. Eğer bu konuda samimiyseniz, aynı zamanda bu teknik kadroları da ivedi olarak ihdas etmemiz gerekir.Bunun yanı sıra, 7269 sayılı Yasa ile bu yasanın bazı hükümlerinin esaslı ölçüde çeliştiğini görüyoruz. Bu çelişkilerin giderilmesi için de özel bir çalışma yapmamızda büyük fayda olduğu kanaatindeyim.Değerli milletvekilleri, tabii, bir de doğal afetlerin yanı sıra yerel afetler olduğunu da sizlerle paylaşmam gerekir. Bu yerel afetlerin kaynağı da maalesef yerel yönetimler. Az önce ifade ettim, ben, Bolu ilinin milletvekiliyim. Ankara ile İstanbul arasında, otobandan iki girişi var, Bolu Doğu ve Bolu Batı. Eğer arkadaşlar, söylediklerime, şimdi söyleyeceklerime inanmıyorsanız, İstanbul'a giderken veya İstanbul'dan dönerken Bolu iline şöyle bir girin, bakalım yerel afet neymiş göreceksiniz.Arkadaşlar, şu anda benim ilimin merkezinde, Bolu Belediyesi sınırları içerisinde 50 metre kasissiz bir yolda gidebilmeniz mümkün değil. Gerçekten, Bolu afet riskiyle karşı karşıya değil, tam anlamıyla bir afet yaşıyor. Yollar patates tarlasına dönmüş durumda.Bolu'da sizin partinizden seçilmiş bir belediye başkanı var. Bu Belediye Başkanımız Bolu'ya hizmet edemez duruma gelmiştir; eli kolu bağlı, parası pulu yok, İller Bankası tarafından kırmızı çizgi çizilmiş üzerine. Ben AKP'nin yetkililerine ve sayın bakanlara buradan rica ediyorum: Ne olur, Bolu Belediye Başkanına para gönderin, hem de ivedi olarak. Aksi takdirde Bolu halkı gerçekten bu afeti yaşamaya devam edecektir.Yetmiyor, tabii, yine kendi bölgemle ilgili şunu söyleyeceğim: Bir Göynük ilçemiz var. Bu ayın 27'sinde Akşemsettin Hazretleri için düzenlenen bir etkinlik olacak. Zannediyorum, AKP de bakan düzeyinde bu etkinliğe katılacak. Ancak Göynük ilçemizin yolu yok. Ben merak ediyorum,32oraya katılacak olan bakan nereden gelecek? Nasıl gelecek? Kendisine önerim, helikopterle Göynük'e gelmesi. Eskiden Göynük'ün dar bir yolu vardı, bugün Göynük'le Bolu arasında, maalesef, yol yok.Yakın zamanda Zonguldak'a giden var mı, bilmiyorum. Zonguldak yolu üzerinde bizim Mengen ilçemiz var. Gerçekten bir afet durumuyla karşı karşıyayız burada, abartmıyorum. Burada birkaç kilometrelik yolu gidince üç gün dinlenmeniz gerekiyor.Arkadaşlar, geçen hafta veya ondan önceki hafta yurt dışındaydık. Hannover şehrinin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki görüntüleri var. İnanın, Hannover şehrinin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki görüntüleri Bolu Belediyesinin bugünkü görüntülerinden daha iyi. O yüzden, ben yeri gelmişken bu konuya da özel olarak değinmek istiyorum.Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Karar yeter sayısı¦BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Karar yeter sayısı yoktur.Birleşime on dakika ara veriyorum.Kapanma Saati: 17.27DÖRDÜNCÜ OTURUMAçılma Saati: 17.37BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER (İstanbul)KÖÅ¡TİP ÜYELER: Mustafa HAMARAT (Ordu), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)_____0_____BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107'nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.180 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 19c maddesi üzerinde Bolu Milletvekili Sayın Tanju Özcan ve arkadaşlarının değişiklik önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.180 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.Komisyon? Burada.HükÖ»met? Burada.Şimdi, madde 19c'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Madde 19ç'de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:BAŞKAN - Şimdi okutacağım önergeyi okutup işleme alacağım.Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının 19'uncu maddesinin (ç) fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.Mehmet ŞekerHaydar AkarMahmut TanalGaziantepKocaeliİstanbulFerit Mevlüt AslanoğluVeli Ağbabaİlhan DemirözİstanbulMalatyaBursaBAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Başkanım.MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın İlhan Demiröz konuşacaklar.BAŞKAN - Bursa Milletvekili Sayın İlhan Demiröz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nın 19'uncu maddesinin (ç) bendinin değiştirilmesi konusunda vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Sizleri ve ekranları başındaki bizi izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.Değişiklik, bir cümleden ibaret. Yapı işleri Genel Müdürlüğüne Bakanlığa verilen görevleri yürütmek ama Bakanlık¦ Şu anda kanun hükmündeki bir kararname bulunduğunu da belirtmek isterim.Değerli milletvekilleri, vatandaşlarımızın barınma, mülk edinme, hak arama gibi özgürlüklerini hiçe sayan, seçimle başa gelmiş yerel yönetimlerin yetkilerini ortadan kaldıran, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TOKİ'ye kültürel, tarihÖ® varlık, askerÖ® alan, mera, kamu ayrımı yapmaksızın istediği binaya el koyma, yıkma yetkisi veren, yasalaşması hÖ¢linde kendisi afet yaratacak bir tasarıyla karşı karşıyayız.33Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla kamusal hizmetler için ayrılmış olan eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel faaliyetlerde kullanılan binalara, tesislere Bakanlık ve TOKİ istediği gibi el koyacaktır ve istediği gibi satacaktır. TOKİ, el koyduğu bu taşınmazlarda projelerinde yerel ve bölgesel sivil mimarinin çağdaş tasarımlarını dikkate almayacak ve TOKİ'ye devredilen yasal imar yetkileri kent ve çevreyle uyumsuz, planlama ve şehircilik ilkeleri gözetmeyen, imar hukuku, tarım, mera, orman, tarih, kültür tanımayan yapılaşmanın önünü açacaktır. Örnek derseniz, her ilde mutlaka vardır ancak benim aklıma hemen Bursa TOKİ Doğanbey Kentsel Dönüşüm ve Toplu Konutları geliyor. Sayın Başbakanın sözcükleri arasına aldığı "ucube" ve ucube konutlar Bursa'nın maalesef kalbine hançer gibi saplanmıştır.Sayın Bakan, gezdiğim illerde bir gözlememi sizinle paylaşmak istiyorum. TOKİ konutları, il ve ilçelerin yüksek kotlarında, şehir merkezine tepeden bakacak hÖ¢kim noktalara yapılmış. Bu mimari tarzı bu yasayla yetkileri artan TOKİ'nin bir öngörüsü müdür?Değerli milletvekilleri, yasa böyle olunca 2B arazilerinden villa yerleri yeni rantlar sağlanacak, mera alanlarında yapılacak yüzde 2 inşaat alanıyla yeni 2b'ler yaratılacak, okul yeri beğenecek AVM yapmak isteyecek, hastane yeri beğenecek otel yapmak isteyecek, belediyelerin yetkisi ortadan kalkınca TOKİ veya Bakanlık Ankara'dan karar verecek, ilçelerin, beldelerin kimlikleri ortadan kalkacak. Ne uğruna? Rant uğruna. Nasıl olacak? Bu yasayla olacak. Tabii bu tasarının getirdiği sakıncalardan biri de arkadaşlarımızın bahsettiği gibi 4743 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 21b maddesi kapsamında alınması ve bunun ihale suretiyle değil pazarlık suretiyle yapılmasıdır.Yine tasarının en önemli sakıncalarından biri de Büyükşehir belediyesi sınırları içinde ilçe belediyelerinin yok sayılarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının büyükşehir belediyesi sınırları içindeki ilçe belediyelerinden dilediğiyle çalışıp istemediğiyle çalışmama yetkisi verilmesidir. Hatırlarsınız İller Bankasının bundan önce belediyeye aktardığı kaynağın yarısı AKP'li belediyelere gitmişti. Şimdi de iktidar belediyeleriyle muhalefet belediyeleri arasında ayrım yaparak süreç iktidar belediyelerinden yana işletilmeye devam edecektir. Bu tasarıyla muhalefet belediyelerini halkın gözünde itibarsızlaştırmak için yeni bir mekanizma yaratılmaktadır.Değerli milletvekilleri, Türkiye'de binaların depreme dayanıklı hÖ¢le getirilmesinin bu anlamda bir kentsel dönüşümün acil gereksinim olduğunu hepimiz farkındayız ancak bu tasarıyla değil.Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Demiröz.Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.Madde 19'a ç'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Madde 19d'de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum.Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 sıra sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı"nın 19'uncu maddesinin (d) bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.Haluk Eyidoğan Dilek Akagün Yılmaz Haydar Akarİstanbul Uşak KocaeliAli Sarıbaş Mahmut TanalÇanakkale İstanbulBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Başkanım.BAŞKAN - İstanbul Milletvekili Sayın Mahmut Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)Buyurunuz.MAHMUT TANAL (İstanbul) - Teşekkür ederim Başkan.Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.Tabii, bu tasarı hazırlanırken, daha önceden Japonya'nın sürekli depremlerle karşı karşıya kalması nedeniyle, Japonya Uluslararası Ajansından kopya alınmış. Ancak kötü yönleri, buradaki kÖ¢r getirebilecek yönler alınmış, iyi yönlerde sadece alınan, bir merkezÖ® planlama açısından alınmış diyebiliriz. Ancak, gerçekten, keşke Japonya'da uygulandığı gibi, vatandaş idare mahkemesine dava açtığı zaman yürütmeyi durdurma kararı nasıl orada veriliyor ise onun aynısı da biz burada arzulardık.Mevcut olan tasarıda "Yürütmeyi durdurma kararı verilemez." şeklinde açık, net bir hüküm var. Anayasa'mızın 125'inci maddesine baktığımız zaman der ki ülkede olağanüstü hÖ¢l34varsa, ülkede sıkıyönetim var ise bu iki şartın olması hÖ¢linde, ayrı ayrı dönemlerde yürütmeyi durdurma kararı verilemez der değerli arkadaşlar. Yani şu anda ülkemizde bir sıkıyönetim mi var, bir olağanüstü hÖ¢l mi var ki yürütmeyi durdurma kararı verilemez bu olaylarla ilgili yani bu yasadan doğan hakların kullanılmasıyla ilgili. Bunun mefhumu muhalifinden çıkan mana şudur: Siyasal iktidar ülkede görünmez bir sıkıyönetim ilan ettiği için, görünmez bir olağanüstü hÖ¢l ilan ettiği için bu yasayla, bu yasadan doğan itilaflardan dolayı yürütmeyi durdurma kararı verilemez şeklinde hüküm getirilmiştir.Değerli milletvekilleri kürsüde yolsuzluklardan bahsederken Sayın Bakan, sayın AKP'li milletvekili arkadaşlarımız der ki: "Kardeşim, bunu nereden çıkarıyorsunuz?" Şimdi, ben dün Sayın Maliye Bakanına sordum, Danıştay Başkanlığına, Yargıtay Başkanlığına, Anayasa Mahkemesi Başkanlığına alınan BMW'lerle ilgili sorunu gündeme getirmiştim.Değerli arkadaşlar, BMW'lerin bir tanesinin aylık kira bedeli 7.600 avro, bu bilgiyi veren Başbakanlık İdari İşler Başkanlığı. Aylık kirası 7.600 avro, 7.600 TL değil değerli arkadaşlar. Peki, kaç yıllığına kiraladığını sorduğumda verilen ikinci cevap, yine Başbakanlık İdari ve Mali İşler Başkanlığı üç yıllığına kiraladıklarını söylediler. Üç yıl -aylık 7.600 avrodan- otuz altı ay yapar değerli milletvekilleri. Otuz altı ayı 7.600 avroyla çarptığımız zaman, her aracın üç yıllık kira bedeli 273 bin 600 avro yapıyor. Aynı şekilde "Borusan'dan bu aracı satın alırsak kaç paraya satın alabiliriz?" dediğimizde, bu aracı 276 bin avroya da satın alabiliyoruz. Yani, kamu gelirlerinin nasıl çarçur edildiğinin, nasıl peşkeş edildiğinin, nasıl yolsuzlukla birilerine para kayrıldığının size belgesini ibraz ediyorum. Bu Borusan'ın belgesi, bu da bana verilen belge değerli arkadaşlar. Bu bir.İkincisi, hemen şu anda içinde bulunmuş olduğumuz il olarak Ankara Büyükşehir Belediyesinin olayına geliyorum ben. Ankara Büyükşehir Belediyesi 30 Mayıs 2012 tarihli bir çek verir. 30 Mayıs 2012 tarihli, hÖ¢len bu tarih gelmedi, ancak bunun ödemesini ne yapar? Bankaya talimat verir, 18 Ocak 2012 tarihinde Vakıflar Bankasına talimatı verir, ödemeyi yapar. Arkadaşlarımız diyebilirler ki: "Yahu kardeşim bunu söylüyorsunuz ama nerede?" Ben size çekin numarasını veriyorum, bankanın şubesini veriyorum: Banka Vakıflar Bankası Siteler Şubesinde, seri numarası 260001500058007265212756 numaralı hesaptan yüklü bir ödeme yapılmış. Neden bu erken ödeme yapıldı? Yine bu da sürekli Ankara Büyükşehir Belediyesinin yan şirketi olan Belbeton AŞ'den ihale alan yandaşlarına erken ödeme yapıldı. Bunun adı yolsuzluk değil de¦ Bu da yolsuzluğun bir başka türü değerli arkadaşlar.AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Çek ibraz edildiği zaman ödenmez mi Sayın Tanal?MAHMUT TANAL (Devamla) - Değerli meslektaşım, sizinle avukatlık yaparken, "Çek ibraz edildiğinde ödenmez mi?" sorunuz, hukuki bilgi eksikliğiniz var, özür dilerim, bunu söyleyeyim, çünkü bu Parlamentoda bundan iki ay önce çeki vadeye bağladınız, "Çekin üzerindeki vadeden önce ödeme yapılmaz." dediniz¦(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - İbraz edildi¦MAHMUT TANAL (Devamla) - ¦o yasadan bilginiz yoksa ben tekrar gözden geçirilmesini istirham ediyorum.Hepinize saygılar sunuyorum.BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tanal.Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.Madde 19d'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Madde 19e'de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum.Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının 19'uncu maddesinin (e) fıkrasındaki "maddesi kapsamındaki" ibaresinin "maddesinde belirtilen" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Haluk EyidoğanAli SerindağMahmut TanalİstanbulGaziantepİstanbulDilek Akagün YılmazBülent TezcanUşakAydınBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Başkanım.BAŞKAN - Kim konuşacak?Sayın Yılmaz buyurun.35DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 180 sıra sayılı tasarıyla ilgili görüşlerimi bildirmek üzere ben de söz almış bulunuyorum, ama önce gündemdeki bazı konulardan bahsetmek istiyorum.Tutuklu milletvekilleriyle ilgili çok ciddi sorunlarımız var arkadaşlar, hepiniz biliyorsunuz. Tutuklu milletvekillerinin kendileri, çocukları, eşleri, yakınları, arkadaşları umutlandılar. Cumhurbaşkanı ve Bülent Arınç "Serbest kalmalılar." dedi, umutlandılar. Sayın Cemil Çiçek Nisan ayında "Siyasi partilere sorunun çözümü için çağrı yapıyorum." dedi, umutlandılar. Sayın Cemil Çiçek, 26 Nisanda yasal zeminde sorunun çözümlenmesi için uzlaşma sağlandığını söyledi, umutlandılar. Sonuç, AKP reddetti. Tüm bunların sonucu, tutuklu milletvekillerine ve yakınlarına manevi işkencedir arkadaşlar. İşkence her zaman fiziki olmaz. Mustafa Balbay'ın küçük kızı Yağmur ve küçük oğlu Deniz'e bunu anlatabilir misiniz arkadaşlar? Bu çocukların çektiği acıyı ben sizin vicdanlarınıza bırakayım diyorum ama vicdanlarınızda acaba bu konuda bir acı hissediyor musunuz? Bunu sizlere sormak istiyorum.Tutuklu milletvekilleriyle ilgili kamuoyunda yaygın bir kanı vardır arkadaşlar. Nedir biliyor musunuz? Anayasa sürecinde AKP tarafından tutuklu milletvekillerinin rehine olarak kullanılacağı, pazarlık konusu yapılacağı söyleniyor artık. Tutsak, rehine milletvekillerinin özgürlükleri pazarlık konusu yapılamaz. Tüm bu gelişmeleri sizlerin değil kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; üç gün sonra 19 Mayıs, ulusal kurtuluşumuzun başladığı gün. Bu vatanın bütün toprakları işgal edilmiş, kaleleri zaptedilmiş, ordusu dağıtılmış bir haldeyken, Anadolu'da halk yoksulluk içindeyken, 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal bir güneş gibi orada doğdu. Anadolu'daki yoksul insanlarımız Mustafa Kemal'in önderliğinde imkÖ¢nsız denilen bir savaşı kazandılar. İşgalciler topraklarımızdan kovuldu ve Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. İşte bugün, Mustafa Kemal Atatürk tarafından gençliğe armağan edilmiş, yıllardır Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaktayken, AKP İktidarı tarafından bu bayram ve diğer ulusal bayramlarımız ve ulusal bilincimiz yok edilmeye ve unutturulmaya çalışılmaktadır. Bunun temelinde yatan düşünce Atatürk devrimlerini ve cumhuriyet ilkelerini unutturma, yok etme isteğidir. Yeni çıkarılan yönetmelik gereğince bize ulaşan davetiyelerde görüyoruz ki, törenler sadece gençlik ve spor il müdürlüğü tarafından yapılmakta, bu törenlerde sadece çelenk koyma bulunmaktadır arkadaşlar, başkaca hiçbir kutlama, hiçbir tören yoktur. Bu programlar içinde, Sayın Suat Kılıç'ın söylediği gibi, sempozyumlar yoktur. Meydanlarda, okullarda ve her yerde coşkuyla kutlanacağı söylenmiştir ama bu şekilde hiçbir tören kutlaması yoktur bize gelen davetiyelerde.AKP, 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal eden Yunan askerlerine ilk kurşunu atan ve orada şehit düşen Hasan Tahsin'in resmÖ® anma törenlerini kaldırdığı gibi tüm bayram törenlerini kaldırmak istiyor ancak, şimdilik halkın tepkisini çekmemek için alt düzeyde tören düzenleyerek, kutlama yapıyormuş gibi bir izlenim yaratılıyor.AKP, ulusal bayramlarımız yerine, geçen yıl olduğu gibi görkemli bir şekilde padişahların doğum ve ölüm yıl dönümlerini koyacak anlaşılan. Ancak AKP yanılıyor sevgili arkadaşlar. Bu halk ne Atatürk'ten ne ilkelerinden ne de laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nden asla vazgeçmeyecektir. 19 Mayısta Samsun'da, İstanbul'da, Türkiye'nin tüm illerinde AKP'ye inat gençler ve halk bu bayramı kutlayacaklardır.Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 19'uncu maddesiyle ilgili konuşmak için söz aldım. Bu tasarının bu maddesinde -644 sayılı- Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevleriyle ilgili düzenlemeler yapılmakta. Bu 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname altıncı ayda çıkartıldıktan sonra, 8 Ağustos 2011'de, 23 Ağustos 2011'de, 11 Ekim 2011'de, 3 Kasım 2011 tarihinde çıkartılan kanun hükmünde kararnamelerle değiştirilmiş. Bu, beşinci değişiklik oluyor arkadaşlar. Yangından mal kaçırırcasına Meclise getirmeden, tartışmadan bu şekilde kanun hükmünde kararnameler çıkartılınca, elbette bu kadar da eksiklik mutlaka oluyor bu kanun hükmünde kararnamelerde.AKP'yi iktidar sarhoşluğu öylesine sarmış ki, hiçbir kural, yasa, Anayasa AKP iktidarını bağlamamakta. Ben yaptım, oldu mantığıyla çoğunluk diktatörlüğünü bu ülkede artık uygulamaktadır.Sayın Başkan, sayın milletvekilleri¦(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN - Teşekkür ederim.DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) - Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.Madde 19'a (e) yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Madde 20'de bir önerge vardır; okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına36Görüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının 20'nci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.Haluk EyidoğanAli SerindağDilek Akagün YılmazİstanbulGaziantepUşakAli SarıbaşRamazan Kerim ÖzkanÇanakkaleBurdurBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz efendim.OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, bir konuda istirhamım olacak Sayın Başkandan. Biraz önce 19'uncu maddeyi birçok madde hÖ¢linde görüştük. Lütfen, Komisyon olarak bu madde hÖ¢linde görüştüklerinizi ayrı madde olarak getirin ki biz de planlamamızı buna göre yapalım. Dolayısıyla komisyonlardan -bu konuda- bir tek madde geliyor, birçok maddeyi görüşmek durumunda kalıyoruz. O bakımdan, Komisyon olarak bu konuya dikkat etmenizi istirham ediyorum.BAŞKAN - Tamam.Sayın Eyidoğan buyurun.HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu afet riski altındaki alanlarda dönüşüm yasasıyla ilgili çok şey söylendi. Bundan sonra, bu yasa muhtemelen buradan geçtikten sonra da artık, daha çok, bu konuda, vatandaş bir şeyler söyleyecek sizlere.Dolayısıyla ben yasanın detaylarıyla ilgili fazla bir şey söylemeyeceğim ancak bu yasa çıkmadan mevcut mevzuatla yapılmış bir uygulamadan bahsedeceğim. Nedir bu uygulama? Hepinizin belki duyduğu, Sulukule dönüşüm, yenileme, rehabilitasyon olayı. Sulukule, tarihÖ® yarımadanın Edirnekapı surlarının dibinde, 11'inci yüzyılda yerleşmiş Roman grubunun yaşadığı bir alan. Tarihsel bir eğlence geleneğine sahip olan, İstanbul'un kültüründe önemli bir yer. Nüfusu bir ara 5 bindi, bunun 3.500'ü Roman'dı ve Sulukule Platformunun yaptığı araştırmaya göre, mahalle halkının yüzde 76'sı Sulukule'de doğmuştur.Sulukuleliler, 2005 yılında 5366 sayılı Yasa'ya dayanarak ve "önce insan" sloganıyla başlayan Kentsel Yenileme Projesinin varlığını, ilk kez, 28 Haziran 2006 tarihinde Fatih Belediyesinin davetiyle duydular ve 3.500 Roman, basın açıklaması yaptılar, dediler ki: "Biz, bu projeyle, yüzyıllardır yaşadığımız yerlerden çıkıp gitmek zorunda kalacağız. Eğer belediye Sulukuleyi gerçekten tarihÖ® bir mekÖ¢n olarak korumak istiyorsa evlerimizin bakım, onarım ve tamiri için bize maddi imkÖ¢nla birlikte mühendislik ve mimari destek sağlansın." dediler. Romanlar, sivil toplum ve üniversitelerden gönüllülerle kendi alternatif sosyal projelerini hazırladılar, o zamanki TOKİ Başkanı Sayın Erdoğan Bayraktar'a sundular. Küçük küçük evler tanımlamışlardı, 60-70 metrekare gibi. TOKİ güldü, "Olmaz, biz daha iyisini yaparız." dedi ve bugün, bunu yaptılar ve bitirmek üzereler.ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Biz de görelim.HALUK EYİDOĞAN (Devamla) - Bu proje, TOKİ'nin yaptığı bu projeye iptal davası açıldı fakat iptal davası sonuçlanmadan yapılan yıkımların açık hukuk ihlali olduğu defalarca söylenmesine rağmen, yıkıma devam edildi. 2007 yılında başlayan yıkımlarda 2009 yılına kadar, birkaç tane tescilli ev dışında toplam üç yüz kadar ev yıkıldı. Fatih Belediyesinin 4 Aralık 2007 tarihinde düzenlediği kura çekilişinde 434 kiracıdan 205'i için Sulukule'den 40 kilometre uzaklıkta Taşoluk'ta satın alacağı TOKİ evleri belirlendi. Kiracılara, TOKİ'nin Gaziosmanpaşa Taşoluk'taki konutlarından yüz seksen ay vadeyle satın alma hakkı verildi. Ve 275 lira ile 475 lira arasında olan taksitleri ödeyemeyen kiracılar, Romanlar yeniden Sulukule'nin etrafına Karagümrük ve Balat civarına taşındılar. Taşoluk'ta ise yalnız iki aile kaldı. Bu tasfiye, gerisin geriye göçün sonuçları. Adına "Önce insan", "Sosyal proje" dedikleri kentsel dönüşüm projesi yüzünden eski yerleri Sulukule'den gayet zekice sürüldüklerini anladılar geç de olsa. Fatih Belediyesi TOKİ'yle el ele vererek altı yüz kırk tane dubleks, tripleks ev yaptılar. Sulukule'ye 120 metrekarelik sosyal konutlar sözüm ona. Bu villaları sattılar Roman olmayanlara.Taşoluk'taki ve Kayabaşı'ndaki TOKİ konutlarını terk eden Roman aileler Sulukule'nin eski mahallelerinin çeperlerine yerleştiler; Sultan Mahallesi'nin bodrum katlarına, terk ettikleri izbe mekÖ¢nların benzeri yerlere ama o eski mekÖ¢nların dışına. Sulukule'nin adını ve yapısını değiştirdiler. Artık Sulukule değil o, Karagümrük Mahallesi. Eski mahallelerinin çeperlerine yerleşen Romanlar, şimdi, yeni mahallelerinin dışında o eski mahallelerine hüzünle bakıyorlar. Sözüm ona önce insan, projesine, belediye-TOKİ iş birliğinin dönüştürdüğü mahallelerine hayıflanarak bakıyorlar, "Ya, biz kandırıldık mı?" diye sorarak bakıyorlar, "Bu dönüşüm müydü,37yoksa bir tasfiye miydi?" diyerek bakıyorlar, soruyorlar birbirlerine. 2009, İstanbul tarihinde, sekiz bin yıllık kültür kentinde bir kültürel varlığın, Sulukule'nin yok oluş tarihidir.Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Eyidoğan.Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.Madde 20'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Madde 21'de üç önerge vardır.Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım üç önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım, önerge sahiplerinin istemi hÖ¢linde kendilerine ayrı ayrı söz vereceğim.Önergeleri okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının 21. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.Haluk Eyidoğanİdris YıldızYıldıray Sapanİstanbul Ordu AntalyaDoğan ŞafakHaydar AkarNiğde KocaeliDiğer önergenin imza sahipleri:Mehmet ŞandırMustafa KalaycıKemalettin YılmazMersin Konya AfyonkarahisarD. Ali TorlakYusuf Halaçoğlu Enver Erdemİstanbul Kayseri ElÖ¢zığDiğer önergenin imza sahipleri:Nurettin CanikliMehmet Doğan Kubat Şirin ÜnalGiresun İstanbul İstanbulRamazan Can Sevim Savaşer Bedrettin YıldırımKırıkkale İstanbul BursaMihrimah Belma Satır Mehmet Akyürekİstanbul ŞanlıurfaBAŞKAN - Komisyon önergelere katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Takdire bırakıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılıyoruz Başkanım.BAŞKAN - Sayın grup başkan vekilleri, gerekçe mi okutayım¦MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Sakine Öz.BAŞKAN - Sayın Öz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)SAKİNE ÖZ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz burada günlerdir afet riskini konuşuyoruz, demek ki HükÖ»met afet konusunda çok duyarlı. Acaba öyle mi? Bakın, ben size Manisa'da yaşanan doğal bir afetten bahsedeceğim. Risk varken dönüştürmeyi düşünüyorsunuz ama küçük bir bölgede insanlara büyük dert olan afetlere çare olmakta nasıl da geç kalıyorsunuz.Sayın milletvekilleri, aslında hÖ¢len geç değildir. Geçtiğimiz perşembe günü, Salihli ilçesinin Köseali köyü ve çevresine, Alaşehir ilçesinin Kavaklıdere beldesi ve çevresindeki köylerde üzüm bağlarına, kiraz yetiştirilen Sarıgöl ilçesinin Karacaali köyüne ve yine Salihli ilçesinin Gökeyüp beldesi çilek tarlalarına dolu yağdı. Yirmi dakika süren fındık büyüklüğünde bir dolu. Doludan sonra köylere giden ilk milletvekiliyim; daha sonra giden oldu mu bilmiyorum. Henüz, köylülerimiz üzerlerindeki şaşkınlığı atamamış, yerlere serilmiş üzüm salkımlarına, doludan zedelenmiş filizlere bakarak kara kara düşünüyorlardı. Onlar, 14 Mayıs Çiftçiler Günü'nü hüzünle karşıladılar.Köseali köyü ve çevresinin tamamına yakını bağcılıktan geçimini sağlıyor. Dolu felaketi bu bölgelerdeki bağlara yüzde 20 ile yüzde 100 arasında değişen zararlar verdi, yaklaşık 2.500 hektar arazi hasar gördü ve tahmin ettiğiniz gibi, gerek ekonomik nedenlerden gerekse tarım sigortasının yetersiz oluşundan dolayı güven duymadıklarından bu bağların çoğu sigortasızdı.İçinizde bağcılığı bilen milletvekilleri vardır. Bir bağın böyle bir dolu afetine maruz kalması, bir yıllık değil, iki-üç yıllık verimini düşürür, bazen de bağın tamamen sökülmesine neden olur. Bu nedenle, üreticilere uzatılacak yardım elinin son derece güçlü olması, yaraları gerçekten sarması gerekiyor.Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri pazartesi günü Köseali köyü ve çevresine hasar tespitine gitti. Verilecek destek hasara göre belirlenecek. Ne var ki Köseali köylülerinin birçoğu ortakçılık yapıyor yani bağın tapulu sahibi değiller. Üzerinde kayıtlı bir sıra38bağı olmayan köylülerimiz de bu afetten zarar görmüş durumdalar. Bu nedenle bu köylülerimizin en önemli isteği köydeki bütün çiftçilerin başta Ziraat Bankası ve diğer bankalar ile tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının en az bir yıl faizsiz ertelenmesidir. Bu yardım bir an önce yapılmalıdır.Dolu ile delik deşik olan salamuralık yapraklar bu mevsimde bölgemizin önemli gelir kaynağıdır. Köylülerimiz bu mevsimde topladıkları taze bağ yapraklarını satarak çocuklar okul masraflarını, anneler ise evlerinin pazar masraflarını karşılamaktadırlar.Yine çilek üreticilerimiz de ürünlerini üretebilmek için borçlandı. Bazıları su kuyusu kazdırdı, bazısı gübre, bazısı naylon aldı. Çilekleri yetiştirecek, satacak borçlarını ödeyecekti ama dolu yalnız ürünlerini değil umutlarını da vurdu. Çilek üreticilerinin zararları da ziraat odaları ve Bakanlık yetkilileri tarafından tespit edildi. Şimdi sıra bir an önce yaralarının sarılmasında, borçlarının ertelenmesinde.Değerli milletvekilleri, diyeceksiniz ki: Bu anlattıklarının bu yasa ile ne ilgisi var? Çok ilgisi var çünkü hafta sonu buraya gelmeden bu köylülerimizle konuştum. "İktidar partisi bir 'Geçmiş olsun.' bile demedi, bizi aramadı." diye şikÖ¢yet ettiler. Risk var diye kentlerin çöküntüye uğramış rant alanlarını, tarihÖ® bölgeleri, meraları, 2B arazilerini dönüşüm alanı ilan etmeyi düşünüyorsunuz. Ruhsatlı evleri bile yıkılabilir görüyorsunuz. Ama insanlarımız ne tür afet yaşarlarsa yaşasınlar arayıp sormuyorsunuz. Afet olabilir diye insanları evlerinden, iş yerlerinden etmeye kalkışmadan önce sizi bir kez daha düşünmeye çağırıyorum. Şehirlerin, insanların uğradığı kalıcı hasarları kim tamir edecek? Bu yasaya "evet" diyecek tüm arkadaşlarımın aslında öncelikle bu sorunun yanıtını vermesi gerekmektedir.Değerli milletvekilleri, bu ülkede sadece AKP'liler yaşamıyor. Biz bu şehirlerde, ülkede hep beraber yaşıyoruz. İktidar partisinin afet riski bahanesi ile Türkiye'yi bir rant alanı olarak görmesini asla kabul etmiyoruz.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Öz.SAKİNE ÖZ (Devamla) - İnsan hak ve hukukuna saygılı, çevre ve doğaya zarar vermeyen insan odaklı şehirlerin inşa edilmesi, estetikten yoksun, şekilsiz yeni kentlerin oluşmaması dileğiyle yüce Meclisi saygı ile selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Konya Milletvekili Sayın Mustafa Kalaycı.Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 180 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın çerçeve 21'inci maddesiyle ilgili verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.Önergeye HükÖ»met ve Komisyon katıldığını ifade etti. Böylelikle, tasarıda yapılan bir yanlışlık düzeltilmekte. Tasarının yapısı bazı kanunlarda, aynı maddelerde kısa zamanda yapılan değişiklikler HükÖ»metin kafasının karışık olduğunu, esasen ne yapmak istediğini bilmediğini ortaya koymaktadır. Kanun tasarısının adı bile kanun tekniğine uygun değildir. Zira, tasarının 10'uncu maddesinden itibaren gelen maddeler başka kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapan hükümler içermektedir. Tasarının adında bu durum dikkate alınmalıdır.AKP HükÖ»meti Türkiye'nin doğal ve kentsel altyapısını baştan aşağıya değiştirmek ve dönüştürmek istemektedir. İlgili kesimlerin görüş, öneri ve eleştirileri alınmadan ve yeterince tartışılmadan hazırlanan tasarının yasalaşması hÖ¢linde kentlerimiz plansızlığa doğru bir adım daha sürüklenecek, kentsel alanda karmaşa büyüyecektir. Dokuz buçuk yıldır, başta imar düzenlemeleri olmak üzere, kentleşme ve konutla ilgili yetkiler, önceki adıyla Bayındırlık, Turizm ve Çevre bakanlıkları ile Özelleştirme İdaresi, TOKİ ve belediyeler arasında karmaşık bir yapıya büründürülmüş, eş güdümden uzak bir yapılanmanın sonucu olarak da kent dokuları bozulmuştur. Bu defa da tüm yetkiler tek elde toplanmak suretiyle kontrolsüz bir güç oluşturulmaktadır.Öte yandan, afet riskinin azaltılması gerekçesiyle hazırlanan tasarıda ormanlar, meralar, sulak alanlar, kıyılar, tarım alanları gibi doğal varlıkların talanına imkÖ¢n sağlanmakta, yeni afetlerin oluşmasına zemin hazırlayacak düzenlemeler yer almaktadır.Tasarı birçok insanın mağdur olmasına sebep olacak ve birçok yandaşa da şehir rantları sağlayacak niteliktedir.Tasarıyla genel ihale usulünün dışına çıkılması yolsuzluklara ve usulsüzlüklere zemin hazırlayacaktır.Vatandaşların kendileriyle ilgili alınan kararlara ne katılma ne de itiraz hakkı bulunmaktadır. Vatandaşı hiçe sayan bu "ben yaptım oldu" anlayışı yasama gücünün kötüye kullanılması demektir.Milliyetçi Hareket Partisi olarak öncelikle ve ivedilikle afet riski taşıyan bölgelerdeki yerleşimler için dönüşüm amaçlı projelerin uygulanması gerektiğine inanıyoruz. Nitekim parti programımızda ve seçim beyannamemizde özellikle afete maruz bölgeler ile afet riski taşıyan39yapıların dönüştürülmesi ve vatandaşların güvenli yerleşim alanlarına taşınması konusuna büyük önem verilmiştir.Kentsel dönüşüm projelerinde izlenecek stratejide hangi kentlerin hangi tür dönüşümler kapsamında ele alınacağının belirlenmesi birinci adım olmalıdır. Kentsel dönüşüm projelerinin genel ilkesi, projelerin yerel inisiyatifle gerçekleştirilmesi olmalıdır. Bu kapsamda yerel yönetimler öncelikle dönüşüm alanlarını kapsamlı ve bütüncül bir yapıda ele alan, birbirleriyle ilişkisini kuran bir kent analizini yapmak durumundadır.Kentsel dönüşümün kapsamında müdahale alanları öncelikli olarak doğal afetler konusunda sakıncalı alanlarda yer seçmiş konut ve diğer kullanım alanlarının dönüştürülmesi, kaçak yapılaşmış alanların dönüştürülmesi, kent içinde kullanımı sakıncalı çalışma alanlarının dönüştürülmesi, kent içinde niteliksiz yaşanabilir kent standartları dışında kalan alanların dönüştürülmesi şeklinde olabilecektir. Ancak öncelikli olan afet riski taşıyan alanlardaki yapıların dönüşüme konu edilmesi gerekmektedir.Yapılacak düzenlemede vatandaşlara ilave külfet getirilmemelidir. Mağduriyetlere yol açılmamalıdır. Kentsel dönüşüm şehir rantı oluşturma aracı yapılmamalıdır. Yargıya başvurunun engellenmesi gibi hükümlere yer verilmemelidir. İlgilerin kendileriyle ilgili süreçlere katılmaları sağlanmalı, alınan kararlara itiraz hakkı verilmelidir. Sınırsız yetki veren idari birimlerin yetkileri dışına çıkılmasını önleyecek denetim mekanizmaları getirilmelidir. Yolsuzluğa, usulsüzlüğe, peşkeşe, eşitsizliğe fırsat verilmemeli, hakkaniyet esas alınmalıdır.Ben tasarının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.Sayın Canikli, gerekçeyi mi okutayım?NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Gerekçe Sayın Başkan.BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:Gerekçe:Madde ile 6107 sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunda yapılması öngörülen değişiklikten vazgeçilmiştir.BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Oy birliğiyle kabul edilmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)Şimdi, bu önergeler çerçevesi içinde madde 21'i metinden çıkardık.Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır.Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun komisyon metninde bulunmayan ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı, İç Tüzük'ün 87'nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür.Bu nedenle önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, yani 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hÖ¢linde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.Şimdi önergeyi okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısına çerçeve 21 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki 22 nci maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.Nurettin Canikli Mehmet Doğan Kubat Osman Aşkın BakGiresun İstanbul İstanbulRamazan Can Orhan Atalay Osman KahveciKırıkkale Ardahan Karabük"Madde 22- 2612011 tarihli ve 6107 sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında yeralan "Bakanlar Kurulu kararı ile çıkarılacak" ibaresi "Yönetim Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan" şeklinde değiştirilmiştir."BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Salt çoğunluğumuz vardır ve katılıyoruz efendim.BAŞKAN - Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.Söz isteyen¦Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarın kafası çok karışık arkadaşlar. O kadar karışık ki Meclise indirdiği, tasarı, HükÖ»met tasarısı daha yeni görüşülmüşken durmadan önergelerle maddeleri değiştiriyor, maddeleri kaldırıyor; yetmiyor, yeni maddeler ihdas ediyor.40Biz 22'nci maddeyle ilgili bir önerge vermiştik. Tam bunu konuşacağız derken bir baktık, iktidar partisi yeni bir madde ihdas ediyor. Şimdi, bu tür yasama çalışmalarında temel kanun olarak görüşeceksiniz, sınırlayacaksınız, sonra da 19'uncu maddeye yirmi tane fıkra ekleyeceksiniz, her fıkrayı ayrı bir madde olarak görüşeceksiniz, ayrı bir madde olarak görüşüp ayrı önerge konusu yapacaksınız, arkasından da madde ihdasıyla ilgili önerge vereceksiniz. Kafanız karışık, temel yasalarınız karışık, maddeleriniz karışık. Birinde yirmi madde var, birinde bir fıkra var; birinde yirmi fıkra var birbiriyle bağlantılı olmayan; bir bakıyorsunuz, bir maddeyi kaldırmışsınız, yeni bir madde koymuşsunuz. İnanın, bu yasa çıktıktan sonra bu karmaşa uygulamada da devam edecek ve devam edecek bu uygulamanın da müsebbibi sizler olacaksınız.Afet riski var ülkemizin, bunu inkÖ¢r etmiyoruz. Yıkacaksınız binaları, yerine de yeni şeyler yapacaksınız. O zaman mühendis odalarından niye korkuyorsunuz? Yerel yönetimlerden niye korkuyorsunuz? Niye sivil toplumdan kaçınıyorsunuz? Niye ihale denetiminden kaçınıyorsunuz? Niye bu şeffaflığı, bu saydamlığı, bu akçeli, 1 trilyon dolarlık¦ 1 trilyon dolarlık bu alanda niye kamuoyuna açık, şeffaf bir yasal düzenleme yapmıyorsunuz? TOKİ'ye bağlıyorsunuz, TOKİ'yi Başbakana bağlıyorsunuz, emlakçilik yapıyorsunuz resmen. Her şeyde, özelleştirmede üstünüze yok, afet işlerini yapma konusunu da devlet ihalesi olarak, emlakçiliği olarak da yapmanız da üstünüze yoktur. Yani hangi yanınız doğru Allah aşkına? Özelleştirme yanınız mı doğru, devletleştirme yanınız doğru bu yasada?Biz Barış ve Demokrasi Partisi olarak afet riskini bahane edip rant kapısı yapmanıza müsaade etmeyeceğiz, buna şiddetle muhalifiz. Çok açık söylüyoruz, bunu yapmayın. Bunu yapmak istiyorsanız şeffaf olun. Bütün, 75 milyon insanımıza karşı yıktıklarınızın bedelinde şeffaf olun, ihalede şeffaf olun, yapacaklarınızda şeffaf olun, kıyı turizminde şeffaf olun, turizmde şeffaf olun, kültürde şeffaf olun, demokrasinin gereği budur. Kapalı kapılar ardında ve merkezÖ®leştirilmiş güçleri kullandığınız zaman "Bu rantı yalnız ben ve kendi parti ve yandaşlarıma kullanacağım." anlamı çıkar. Bunun bugün uygulaması budur.Biz size izin vermeyiz. Biz sizi burada 75 milyon halkımıza şikÖ¢yet ediyoruz, kamuoyuna şikÖ¢yet ediyoruz. 75 milyon halkımıza sesleniyoruz: "Ey halkımız, 'afet riski' adı altında çıkarılan bu tasarıyla HükÖ»met sizin evinizi yıkacak ama yerine size yuva yapmayacak." Sizin yuvanızı yapacak, açık söylüyorum! Burada bu kadar açık bir şey söylüyorum: 1 trilyon dolar¦ Turizm bölgeleri Antalya'dan Mersin'e, İstanbul'a kadar bütün bu yetkileri toplayan bir merkezÖ® HükÖ»metin demokrasi iddiası palavradan öteye gitmez. Bütçesi denetlenmeyen, Sayıştayın görev yapmadığı bir alanda afet riski karşısında halkı koruyacağınıza halkı soymaya çalışacaksınız. Böyle bir anlayış mümkün mü?Her şeyde bir yanlıştır gidiyor. Uludere katliamında da yanlış yaptınız, orada da kafanız karışık. 34 tane yurttaşımız Uludere'de kendi savaş uçaklarımız tarafından bombalanırken bugüne kadar hep zikzak çiziyorsunuz çünkü doğru konuşmuyorsunuz, doğru konuşmadığınız için de her olayda karşınıza çıkıyor. Bakın, en son olarak ne çıktı karşınıza: Uludere katliamının arkasından MillÖ® İstihbarat, MİT çıktı, dedik ki bizim istihbaratımız yok. Sonra Meclis İnsan Hakları Komisyonuna MillÖ® Savunma Bakanlığının, Genelkurmayın verdiği dokuz sayfalık raporda denildi ki: "İstihbarat millÖ® ama soruşturma gizli. Biz size bilgi veremeyiz. Meclise veremeyiz çünkü özel yetkili bir savcı gizlilik kararı koymuş bu soruşturmanın üstüne." Ne oldu? Balonunuz patladı işte. Patladı, hemen, çabucak patladı. Sormuştuk istihbaratı size: Heron'dan mı, MOSSAD'dan mı aldınız, yoksa Predator'lerden, CIA'den mi aldınız? Açık sormuştuk ve anlaşılıyor ki Amerika Büyükelçisi "Bu konular hassastır, gizlidir, biz bunun cevabını veremeyiz." dese bile işte bugün Amerika medyasında patlak verdi, Wall Street Journal'da çok açık söylüyor. Evet, istihbarat millÖ® değil, istihbarat ithal arkadaşlar, ithal. Predator'ler bilgiyi vermiş, Türkiye uygulamış. Bunun çarşaf çarşaf açıklamaları var. Ne diyorlar? "Ankara'da Ortak İstihbarat Bütünleşme Hücresi merkezinde ABD'li ve Türk subaylar yan yana oturarak çalışıyor." diyor, bunu çok açık söylüyorlar. "Yan yana..." diyor. "Biz bilgileri veriyoruz, bilgileri de yanlış uygulayan Türkiye, yani HükÖ»met." diyor. Yani HükÖ»metin emri, yani HükÖ»metin emrettiği, Genelkurmayın, EDOK'un, savaş uçaklarına emri verenler¦ İşte, suçüstü yakalanma bunun adıdır. Şimdi, vicdan, insan¦ İnsanlıktan, vicdandan azıcık nasibini alan bir kişi bunun karşısında söylemez mi savcılara: "Ey gizlilik kararı koyan muhteşem özel yetkili mahkemelerin muhteşem özel yetkili savcıları, işte kaynak, Predator'leri size bilgiyi veren kim? Meclis İnsan Hakları Komisyonu hepsini izledi, bunu yanlış değerlendiren kim? Ondan sonra emri veren kim? Hangi general o gün görevdeydi? Kimler görev yapıyordu? Hangi pilotlar bombaları yağdırdı? Kim HükÖ»mete yanlış bilgi verdi?" Bakın, o gün, gece saat 03.00'te ben haber aldım olayı, Başbakanı aradım, İçişleri Bakanını aradım, Adalet Bakanını aradım. Bana özel kalemden şunu geçtiler: "Beyefendi istirahattalar." Sonra deniliyor ki "06.00'da İçişleri Bakanının bilgisi oldu. " 06.00'da bilgisi oldu ama Valisi de Ankara'daydı, Ankara'da akşam Valinin haberi olmuştu. Şimdi, çıkıp burada İçişleri Bakanı -akşam Vali Vahdettin Özkan buradaydı- gece saat 23.00'te sivillerin öldürüldüğünü haber aldı mı, almadı mı, açıklaması lazım. 03.00'te ben arıyorum, bir Grup Başkan Vekiliyim, Mecliste grubu olan bir partiyi temsil ediyorum, gecenin o saatinde "Çok41vahim" notunu düşüyorum, İçişleri Bakanına soruyorum: Niye dönmediniz? Ölen 34 tane koyun değil arkadaşlar, insan, insan! İnsanlar orada parçalanıyor, can veriyor. İnsanlar cenazelerini almaya sınır ötesine gidiyor, insanlar ambulanslarını kendileri götürüyor, kendi yerel yönetimlerine seçtikleri belediyelerden on beş tane ambulans gidiyor, il örgütlerimiz gidiyor, ilçe örgütlerimiz gidiyor, o cenazeleri alıyor ve iki gün boyunca devlet ortada yok arkadaşlar. Bu nasıl bir yaklaşımdır ve soruyoruz¦ Predator'lerin bu bilgisinden sonra savcılar bu soruşturmadaki gizlilik kararını kaldırsın artık, bütün sorumluları ifadeye çağırsın, en başta, Başbakana fezleke hazırlayacaklar mı? Başbakana fezleke hazırlayacak yürekli bir savcı var mıdır bu ülkede acaba merak ediyorum. Burada her şey çok açık, çok net. Uludereliler, Amerikalıları mahkemeye verecek. Bunun yasal olanağı var uluslararası hukukta.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)HASİP KAPLAN (Devamla) - Uludereliler¦ Amerika'daki yetkililer ihmali sonucu her mağduriyetten hesap verirler. Bu hesabı görecektir Amerika'da ve Türkiye ayağı da bu şekilde aydınlığa kavuşacaktır. Öncelikle HükÖ»met bunu çözsün diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim.Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.BAŞKAN - Madde 22'de¦HASİP KAPLAN (Şırnak) - Bir önergemiz var efendim.BAŞKAN - Dört önerge oldu şimdi, üç vardı zaten de dört önerge oldu.Madde üzerinde dört önerge vardır, önergeleri sırasıyla okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 22 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Nurettin CanikliMehmet Doğan KubatRecep ÖzelGiresunİstanbulIspartaYusuf BaşerÜnal KacırYozgatİstanbul"MADDE 22- 2391980 tarihli ve 2302 sayılı Atatürk'ün Doğumunun 100 üncü Yılının Kutlanması ve "Atatürk Kültür Merkezi Kurulması" Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; 1181983 tarihli ve 2876 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununun 104 üncü maddesi yürürlükten aldırılmıştır.MADDE 3- Atatürk Kültür Merkezi Ankara'da kurulur. Atatürk Kültür Merkezi alanı; Ankara İmar Planında bu amaca ayrılmış olan ve ekli krokide gösterilen yerlerdir. Bu alan içerisinde MillÖ® Mücadele tarihini, Türk Halk Kültürünü ve sanatlarını tanıtan yerler ve çeşitli müzeler, çeşitli sahneler ve toplantı salonları, sergi alanları, arşiv ve kitaplıklar, atölyeler ve benzeri yerlerden meydana gelen Atatürk Kültür Merkezi bulunur."BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım üç önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım. Önerge sahiplerinin istemi hÖ¢linde kendilerine ayrı ayrı söz vereceğim.Önergeleri okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının 22'nci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.Haluk EyidoğanLevent Gökİlhan DemirözİstanbulAnkaraBursaİhsan KalkavanSakine ÖzDoğan ŞafakSamsunManisaNiğdeYıldıray SapanAntalyaDiğer önergenin imza sahipleri:Sadir DurmazYusuf HalaçoğluD. Ali TorlakYozgatKayseriİstanbulMesut DedeoğluŞefik ÇirkinKahramanmaraşHatayDiğer önergenin imza sahipleri:Sebahat TuncelDemir ÇelikErol DoraİstanbulMuşMardinHasip Kaplanİbrahim BiniciŞırnakŞanlıurfaBAŞKAN - Komisyon önergelere katılıyor musunuz?42BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Başkanım.BAŞKAN -Şimdi, BDP'den başlayarak devam edelim.Kim konuşacak?HASİP KAPLAN (Şırnak) - Erol Dora.BAŞKAN - Buyurun Sayın Dora.EROL DORA (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kentsel dönüşüm çalışmalarının ve bununla ilgili çıkarılacak yasaların iki temel kritere sahip olması gerekmektedir. Bunlardan ilki, vatandaşların memnuniyeti ve onların mağdur edilmemesidir; ikincisi ise yasanın çevre ve insan odaklı projeler geliştirilerek ve ilgili odaların görüşleri alınarak, bilimsel kriterlere uygun bir şekilde hazırlanıp uygulanmasıdır. Üzerinde konuştuğumuz yasa teklifinde bu iki kritere riayet edildiğini söylemek mümkün değildir.Riskli yapıların tespitinin bizzat büyükşehir veya ilçe belediyeleri aracılığıyla yapılmasını veya yaptırılmasını öngören yasada belediyeler belirlediklerin alanların tespitini süre vererek TOKİ'den isteyebilmektedir. Bu düzenlemede iki temel sorundan söz etmek mümkündür. Riskli yapılar kim tarafından, nasıl tespit edilecektir? Riskli yapıları tespit etme konusunda yeterli teknik donanıma sahip olmayan belediyelerde bu işin kimlere havale edileceği ve yapılacak tespit çalışmalarında bilimsel kriterlere uyulup uyulmayacağı belirsizdir. Diğer bir sorun ise TOKİ'nin belirleyeceği alanlarda rant alanlarının açılma endişesidir. Bu yasayla birlikte, ülkenin her yanında, rant elde edilebilecek alanlarda keyfÖ® uygulamalar yapılabilmesinin önü açılmaktadır.Yasa tasarısında zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma nedeniyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan alanlar "riskli alanlar" olarak tanımlanmıştır. Topraklarımızın yüzde 66'sı, nüfusumuzun yüzde 71'i, toplam belediyelerin yüzde 68'inin birinci ve ikinci derece deprem bölgesi içinde yer aldığı bilinmektedir. Üçüncü ve dördüncü derece deprem bölgeleri de dikkate alındığında, ülkemiz topraklarının yaklaşık yüzde 92'sinin deprem tehlikesi altında bulunduğu göz önüne alındığında, riskli alan belirlemesinde öne çıkan unsurun zemin yapısı değil, üzerindeki yapılaşma olacağı açıktır.Madde bu çerçevede yorumlandığında, kent merkezinde ranta açık alanların üzerindeki sağlıksız yapılar nedeniyle riskli alan ilan edilebileceği, aynı alanlar üzerindeki mevcut yapılar yıkılarak yeni yapılar yapılabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır.Yaşanan depremler göstermiştir ki, aynı alan içerisinde yan yana iki yapıdan birisi yıkılırken diğeri depremi hasarsız olarak atlatabilmektedir. Deprem bir doğa olayıdır, depremi afete dönüştüren, hiç mühendislik hizmeti almamış veya yeterli mühendislik hizmeti almamış yapılardır. Bu bağlamda, afet riski altındaki alanlarda öncelikli olarak yapılması gereken, bilimsel çalışma yöntemleri ve değerlendirme kriterleri kullanılarak riskli yapıların belirlenmesidir.Yasa tasarısında dikkat çeken en önemli tasarruflardan biri de, sistemin güvencesi altında olan mülkiyet hakkının zedelenmesidir.Yasa tasarısının bütününde oluşturulmaya çalışılan anlayışa bakıldığında, Bakanlığın, TOKİ'nin ve idarelerin gayrimenkuller üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahip olacakları görülecektir. Bu demektir ki, yasa tasarısı mevcut hÖ¢liyle yasalaştığı takdirde gayrimenkullere dair her türlü tasarruf yürütme erkinin insafında kalacaktır. Siyasi iktidar, vatandaşına ucuz, güvenli, sağlam konut edinme hakkını temin etmek bir yana, vatandaşının dişinden tırnağından artırdığı paralarla edindiği mülkünü dahi elinden almayı planlamaktadır. Üstelik de uygulamaları kuruluş amacı dar gelirli vatandaşlara konut üretme olan TOKİ'nin üzerinden yapılacaktır.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yürürlükteki tüm yasal mevzuatı devre dışı bırakacak şekilde tasarlanan bu yasa tasarısı, öngörülen kentsel dönüşüm uygulamaları, sağlıklı bir kentsel yenilenmeyi sağlayamayacağı gibi, başta metropol kentlerimiz olmak üzere tüm ülkemizi bir rant alanı hÖ¢line dönüştürecektir. Kentsel dönüşüm uygulamaları yapılırken, afet riskinin yanı sıra bölge halkının ve kamu yararının korunması gerekmektedir. Aksi durumun halkın haklı öfkesinden başka bir şey getirmeyeceğini belirtiyor, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.Teşekkür ediyorum.BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Dora.Kayseri Milletvekili Sayın Yusuf Halaçoğlu; buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.43Burada özellikle şunu ifade etmek isterim ki¦Daha önce şunu söyleyeyim Sayın Başkan, mesela karar yeter sayısı isteniyor -burada karar yeter sayısı şu an yok- bir düğme yapılsa da bu istenildiği zaman düğmeye bassanız kapılar kilitlense, zannediyorum ki çok daha iyi olacak, ciddi bir Meclis olacak burası. Öncelikle bunu belirtmek istiyorum.MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Sıralarınıza bakın, kaç kişi oturuyor?YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - Bizim sıramızdaki olanlar değil, burada karar yeter sayısı istenildiği zaman kararı veren sizlersiniz. Biz muhalefetiz, siz karar verenlersiniz, öncelikle onu belirteyim. Dolayısıyla önce devlet ciddiyeti gerekir. Bir yasa getirildiği zaman 50 kere değiştirilmez bir yasa maddesi, 50 kere değiştirilip sonra getirilmez. Bir ciddiyet gerekir devlet için.Osmanlı Devleti zamanında -bakın- yüz elli sene içerisinde yapılan şey, bir başvuru, en kısa süre 0,7 gün, en uzun süre 13,5 gündür, ortalama 5,3 gündür, ona göre düzenleyin.Şimdi, burada görüştüğümüz konu çok ciddidir. Yurt dışında birçoğunuz bulunmuşsunuzdur ve bilirsiniz: İlköğretimden itibaren çocuklar derslerinin dışında, sınıftaki, okuldaki derslerinin dışında müzelere götürülürler ve burada ciddi olarak kendi geçmişlerini, tarihlerini görürler, kültürlerini görürler ve belli bir seviyeye gelirler.Şimdi, Atatürk Kültür Merkezi alanı içerisinde -burada belirtildiği üzere- millÖ® mücadele tarihÖ®, Türk halk kültürü sanatları ve buna benzer birtakım tesisler kurulacak. Umarım ki bu tesislerin, sadece Ankara'daki öğrencilerimiz değil Türkiye içerisindeki, Türkiye'nin diğer eğitim kurumlarından da öğrencilerin gelip Ö¢deta burada bir ders gördükleri yer hÖ¢line gelmesi son derece önemlidir. Bu alanın buna özgü bir yapılaşma içerisine girmesi gerekir yani mimari olarak da dıştan baktığınızda da daha oraya giren bir kişi orada cumhuriyeti görmeli, tarihini görmeli ve içerisine giren öğrenciler de Ö¢deta tarihÖ® bir silsileyi meratip hÖ¢linde, belli bir düzen içerisinde görüp birçok duyu içerisinde gözleriyle, kulaklarıyla işitebilecekleri, görebilecekleri bir eğitim yuvası hÖ¢linde burası değerlendirilmelidir. Bunun en güzel örneklerini, biraz önce söylediğim gibi, yurt dışında görüyoruz ama Türkiye'de genelde müzelerimiz Topkapı Sarayı gibi, Dolmabahçe Sarayı gibi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi gibi müzelerdir. Bunun dışında kalan bölümlerin, müzelerin, bu şekilde, söylediğim şekilde bir eğitim yuvası hÖ¢line gelmesi söz konusu değil.MillÖ® mücadele tarihimizin en başından itibaren gerek belgeleriyle gerekse fiziki yapı itibarıyla, içerisinde yer alan şahsiyetlerin bulunmasıyla, mumyalarının yapılmasıyla bir müze hÖ¢line getirilmesi ve öğrencilerin burada bir değerlendirmeye girmeleri ve tarihlerini görmeleri önemlidir.Yine Ankara'mızda çok ciddi büyük konferans salonları, toplantı salonlarının, bir kompleksin bulunduğu bir alan yapılırken de mimari olarak da cumhuriyeti yansıtan bir mimari tarzın burada öngörüsü yapılmalı, hazırlanacak bu bölgeye girerken yolların her iki tarafına, öğrencilerin geliş yollarının her iki tarafına muhakkak ki cumhuriyetin temel simgeleri olan unsurların yer alması muhakkak sağlanmalıdır. Amasya, Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi'nin tutanaklarının yer aldığı, bunların rölyeflerinin yer aldığı bir nitelik verilmeli ve o şekilde öğrenciler bu bölgeye girdikleri zaman bir değerlendirme yapabilmeliler.Bu alan ve Söğütözü'ne kadar olan bütün garın da bulunduğu alan, biliyorsunuz, Atatürk Orman Çiftliği alanları içerisinde yer alır ve bu alanların gerçekten cumhuriyetin ilkelerine uygun bir biçimde dizayn edilmesi¦ Pek çoğu özel sektör tarafından kullanılmıştır ve kullanılmaktadır ki 52 bin dönüm olan bu arazi, Atatürk Orman Çiftliği günümüzde 32 bin dönüme düşmüştür. HÖ¢liyle bu bölgelerin bu biçimde değerlendirilmesi son derece önemlidir.Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Ankara Milletvekili Sayın Levent Gök. (CHP sıralarından alkışlar)Buyurunuz.LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan, Meclisimizin Cumhuriyet Halk Partili, BDP'i ve MHP'li sayın üyeleri; AKP'li üyelerimize de "sayın" demek isterdim ama bu yasayı reddettikten sonra belki o değerlendirmede bulunacağım sizlere.NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Ayıp ayıp.OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Sana ne demek lazım?LEVENT GÖK (Devamla) - Çünkü tipik bir AKP klasiğiyle, iktidar klasiğiyle karşı karşıyayız değerli arkadaşlar. Afet riski altında bir yasa çıkartıyorsunuz ve Atatürk'le ilgili, Atatürk'ün koruma altında bulunan 150 hektarlık alanı bu yasanın içerisine sıkıştırıyorsunuz. Nasıl oluyor bu? Nasıl oluyor bu Sayın Canikli anlatırsın bunları bana?Şimdi değerli arkadaşlarım, siz bu yasayı çıkartırken yasanın gerekçesinde ne söylüyorsunuz? Ülkemizin bazı yerleri deprem riski aklında, deprem riski altında olduğu kabul edilen meskenlerin, işyerlerinin yeni alanlara nakledilmesi için bu yasayı çıkartıyorsunuz değil mi? Yasanın gerekçesi aynen bu değil mi? Deprem riski altında bulunan yerler. Peki siz Ankara'da Ulus'taki Heykel'den başlayarak Sıhhiye'deki 150 hektarlık alanı ilgilendiren bir alanı niçin bu yasanın içerisine koyuyorsunuz? Ankara'da deprem mi var değerli arkadaşlarım? Bakın Bayındırlık Bakanlığının deprem haritası. Ankara'da çok uzun yıllardan beri hemen hemen hiç44riskli deprem olmamıştır, Sayın Başkan size de göstereyim. Ankara'daki depremler 100, 150 kilometre ötede hissedilen depremlerin yansımasıdır.İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Bu yasa sadece depremle ilgili değil ki bütün afetlerle ilgili.LEVENT GÖK (Devamla) - Ne afeti olmuştur? Peki Ankara'daki Ulus Heykeli'nin oradan başlayarak bu yasanın içerisine koyuyorsunuz. Ulus Heykeli'nin öbür tarafında böyle bir risk yoktur mu demek istiyorsunuz? Bakın son derece yanlış bir uygulama içerisindesiniz, her zaman olduğu gibi tipik bir AKP klasiği. Atatürk'ün izlerini silmek istiyorsunuz, buna izin vermeyeceğiz size. Peki bunu niçin yapıyorsunuz biliyor musunuz? Bunun belki hepiniz farkında değilsiniz. Bu alanın imara açılması için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek böyle iştahlar içerisinde, onun için yapıyorsunuz bunu. Günlerdir ve yıllardır, aylardır bu alanda değişiklikler yapmak istiyor, her yaptığı proje MillÖ® Komiteye takıldı. Ama sizler bu yasayı Çevre ve Şehircilik Bakanlığına nakletmek suretiyle, esasında Melih Gökçek'in insafına terk ediyorsunuz.Hangi Melih Gökçek'in insafına terk ediyorsunuz, söyleyin bakalım. Ankara'da 1 metre ray döşemeyen Melih Gökçek'e mi bırakacaksınız bu 150 hektarlık alanı? Ankara'da metro mu yapıldı da Melih Gökçek'e Ankara'nın en değerli alanını bırakmak istiyorsunuz? Kuzey Ankara Kentsel Dönüşüm'ü eline yüzüne bulaştırmış bir Belediye Başkanının insafına mı terk edeceksiniz? Ankara'da tam 4 bin insanımız mağdur edilmiştir, Kuzey Ankara'daki Kentsel Dönüşüm'den dolayı, haberiniz var mı sizin bundan? Yok.Dikmen Vadisi'ne gittiniz mi hiç? Dikmen Vadisi'nde Melih Gökçek'in gönderdiği polislerin, panzerlerin halka nasıl gaz bombası attığını, sis bombası attığını biliyor musunuz? Bu anlayışa mı terk edeceksiniz burayı? Kesinlikle öyle şey söz konusu olamaz.En borçlu belediye, Türkiye'nin en borçlu belediyesi. Belediye Başkanını kurtarmak için birçok yasa çıkartıyorsunuz, bu da işte o yasalardan bir tanesi, sizler bunun farkında değilsiniz. Sizler, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının ahlaka aykırı bir şekilde Twitter'da nasıl konuştuğunun farkında değilsiniz. İzliyor musunuz Twitter konuşmalarını, yurttaşlarla yaptığı konuşmaları? Onlara yaptığı ahlaksızca söylemleri izliyor musunuz değerli arkadaşlarım? Bizler bu Ankara'yı Melih Gökçek'e teslim etmeyiz, sizlere asla teslim etmeyiz, bunu biliniz.Ankara'nın bütün sivil toplum örgütleri bu yasa karşısında dirençle duracaktır ve size son bir haber daha vererek konuşmamı öyle bitireyim: Atatürk'le uğraşmayın. Ankara'daki tüm yurtseverler, Atatürkçüler sizlerin bu uygulamaları karşısında, bir bir karşısında duracaktır.Nihayet, tam 15 milyon konut alanını ilgilendiren bu afet riski tasarısı konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi çok önemli bir karar verdi, şimdi bakalım ne yapacaksınız. O kararı tercüme ettiriyorum, bir iki gün içerisinde basına açıklayacağım değerli arkadaşlar. Türkiye, biliniz ki bu yasadaki haklarınızı kullanıp uygulamaya geçirirseniz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde en çok tartışılan ülkelerden bir tanesi olacaktır ve tazminat ödeyeceksiniz herkese. O yüzden sizleri uyarıyorum. Eğer bu yasayı reddederseniz "sayın" olma hakkını kazanırsınız, benden bu kadar.Hepinize iyi akşamlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan¦BAŞKAN - Bir saniye, şu şeyleri oylayayım.Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul¦MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Karar yeter sayısı¦BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦KAMER GENÇ (Tunceli) - 50 kişi yok Sayın Başkan, 50 kişi yok ya!BAŞKAN - Karar yeter sayısı yoktur.Birleşime on dakika ara veriyorum.Kapanma Saati: 18.48BEŞİNCİ OTURUMAçılma Saati: 19.01BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENERKÖÅ¡TİP ÜYELER: Mustafa HAMARAT (Ordu), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)---0---BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107'nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.180 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 22'nci maddesi üzerinde verilen maddenin metinden çıkarılmasına ilişkin birlikte işleme alınan üç değişiklik önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.Şimdi önergeleri tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.180 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri devam edeceğiz.Komisyon? Burada.HükÖ»met? Burada.Diğer önergeyi okutuyorum:45Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 22 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları"Madde 22- 2391980 tarihli ve 2302 sayılı Atatürk'ün Doğumunun 100 üncü Yılının Kutlanması ve "Atatürk Kültür Merkezi Kurulması" Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; 1181983 tarihli ve 2876 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununun 104 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.Madde 3- Atatürk Kültür Merkezi Ankara'da kurulur. Atatürk Kültür Merkezi alanı; Ankara İmar Planında bu amaca ayrılmış olan ve ekli krokide gösterilen yerlerdir. Bu alan içerisinde MillÖ® Mücadele tarihini, Türk Halk Kültürünü ve sanatlarını tanıtan yerler ve çeşitli müzeler, çeşitli sahneler ve toplantı salonları, sergi alanları, arşiv ve kitaplıklar, atolyeler ve benzeri yerlerden meydana gelen Atatürk Kültür Merkezi bulunur."BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Takdire bırakıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılıyoruz Başkanım.BAŞKAN - Gerekçeyi okuyun:Gerekçe:Atatürk Kültür Merkezi alanı içerisinde bulunan mekÖ¢nların iyileştirilmesi, güzelleştirilmesi ve yenilenmesine yönelik çalışmalar çerçevesinde maddede düzenleme yapılmıştır.BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Kabul edilen önerge çerçevesinde 22'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Madde 23'te bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının 23'üncü maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.Mehmet Akif HamzaçebiMahmut TanalHaluk Eyidoğanİstanbulİstanbulİstanbulİdris YıldızAli SarıbaşSakine ÖzOrduÇanakkaleManisaSena KaleliBursaBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Başkanım.Sayın Hamzaçebi, buyurunuz lütfen. (CHP sıralarından alkışlar)MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının bu maddesi yanlıştır; 1983 yılında çıkarılmış olan imar ve gecekondu mevzuatına aykırı yapıların mülkiyet ve imar sorunlarını çözmeyi amaçlayan 2981 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldırmaktadır. Kanun 1983 yılında yürürlüğe girmiş olmakla birlikte hÖ¢len bütün sonuçları alınmış, bu yasa kapsamında hak sahibi olarak tanımlanan ve tapu tahsis belgesi almış olup da mülkiyet sorunu çözümlenmemiş olan çok sayıda vatandaşımız vardır. Buna cevap olarak Sayın Bakan veya iktidar partisi sözcüleri, kanunun yürürlük maddesindeki maddeyi göstermek suretiyle "Biz bu maddeyi yürürlükten kaldırıyoruz ama bunun yürürlüğünü bir yıl sonraya atıyoruz. Dolayısıyla bir yıl içerisinde bu işlemler sonuçlanır." şeklinde bir açıklama yapabilirler. Bu dahi bu maddenin buraya gereksiz yere konulduğunu, yanlış konulduğunu göstermektedir.2981 sayılı Kanun'a göre imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak yapılmış yapıların imar ve mülkiyet sorunlarını çözmek amacıyla bu yapıların sahipleri zamanında ilgili idareye başvurmuşlar ve hak sahibi olduklarına ilişkin belgeleri de ibraz ettikten sonra tapu tahsis belgelerini almışlardır. Ancak ilgili idarelerin ve belediyelerin zamanında bu işlemleri46tamamlayamamış olması nedeniyle, zamanında ıslah, imar planlarının yapılmamış olması ve MillÖ® Emlak tarafından da bu arazilerin mülkiyetinin ilgili belediyeye devredilmemiş olması nedeniyle bu vatandaşlarımız hak ettikleri tapuları alamamışlardır. HÖ¢len başta İstanbul olmak üzere birçok ilimizde tapu tahsis belgesi sahibi olup da tapusunu almayı bekleyen yüzlerce, binlerce vatandaşımız vardır.Bu kanunla "2981 sayılı Kanun'un artık işlevi kalmamıştır." diyerek onu yürürlükten kaldırmayı düşünmek bu uygulamayı bilmemek demek olur. Büyük bir birikim vardır. Bu vatandaş birikimi hÖ¢len sorunlarının çözülmesini beklemektedir. Bu kanun yani 2981 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmak suretiyle bunların sorunları ortada bırakılmış olmaktadır. O nedenle doğru olan, bu maddeyi burada yürürlükten kaldırmaktır. Yürürlük maddesinde bu maddenin, 2981 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran bu maddenin yürürlüğünün, bu kanunun yasalaşmasından sonra yayım tarihinden bir yıl sonraya atılmış olması sonucu değiştirmiyor. Bir yıl son derece kısa bir süredir. Eğer bu önergemizi kabul etmezseniz, yürürlük maddesinde bu maddenin yürürlüğünün dört yıl sonraya atılmasına yönelik bir önergemiz vardır. Ama belki siz de o bir yıllık süreyi gözden geçireceksiniz, değiştireceksiniz; "İki yıl, üç yıl." diyeceksiniz belki, bilemiyorum. Ama hangi süreyi koyarsanız koyun, yürürlük maddesinde bir süre koyuyor iseniz "2981 sayılı Kanun'a daha bir süre ihtiyaç var." demek istiyorsunuz. O zaman doğru olan, bu kanunun yürürlükte bırakılmasıdır. O kanun işlevini tamamladığı zaman kanun koyucu, HükÖ»met bir tasarı getirir, Parlamento kabul eder, o kanun yürürlükten kaldırılır.Bizim önergemiz bu yanlışlığı düzeltmek amacıyla söz konusu maddenin, yani 2981 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran bu maddenin tasarıdan çıkarılmasına yöneliktir. Bilginize ve dikkatinize sunuyorum.Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi.Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.Madde 23'ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Geçici madde 1'de iki önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının geçici 1'inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Haluk EyidoğanMahmut TanalKadir Gökmen ÖğütİstanbulİstanbulİstanbulVeli AğbabaNamık HavutçaSena KaleliMalatyaBalıkesirBursa"Devir ve tahsislerin iptaliGeçici Madde 1- (1) 775, 5366 ve 5393 sayılı kanunlar ile 2962001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve diğer kanunlar kapsamındaki dönüşüm ve iyileştirme uygulamaları için TOKİ'ye, İdareye ve diğer kamu idarelerine tahsis ve devredilmiş olup da tahsisin yapıldığı veya mülkiyetin devredildiği tarihten itibaren iki yıl içinde dönüşüm ve iyileştirme çalışması başlatılmayan taşınmazların tahsisleri re'sen kaldırılır ve devir işlemi de iptal edilmiş sayılarak, tapuda re'sen Hazine adına tescil ve Bakanlığın talebi üzerine bu Kanunun öngördüğü amaçlar için kullanılmak üzere Maliye Bakanlığınca Bakanlığa tahsis edilir."BAŞKAN - Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum.TBMM Başkanlığına180 sıra sayılı kanun tasarısının 2. Bölümünün Geçici Madde 1'in aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz."TOKİ'ye, İdareye ve diğer kamu idarelerine tahsis ve devredilmiş olup da tahsisin yapıldığı veya mülkiyetin devredildiği tarihten itibaren bir yıl içinde dönüşüm ve iyileştirme uygulaması başlatılmayan taşınmazların tahsisleri re'sen kaldırılır ve devir işlemi de iptal edilir."Sebahat Tuncel Demir Çelik Erol Doraİstanbul Muş MardinHasip Kaplan İbrahim BiniciŞırnak ŞanlıurfaBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz.BAŞKAN - Sayın Çelik, buyurunuz.DEMİR ÇELİK (Muş) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.47180 sıra sayılı kanun değişikliğinin ilgili maddesine ilişkin söz almış bulunmaktayım. Burada özellikle bizim dikkatimizi çeken, Çevre Bakanlığının merkezileşmesine bağlı iş ve işlemlerin yürütülüyor olması, merkezÖ® otoritenin her türlü alanda ve işte ve işlemde inisiyatif sahibi olmasının yolunun açılacağı, devletin yapması gereken demokratik işlevinin yerine merkezÖ®leştirmiş işlemle yerelin ve yerelde yaşayan halkın inisiyatifini kırmaya dönük bir uygulama olarak tespit ediyoruz. Bu açıdan da yerel yönetimler başta belediye başkanları, belediyeler olmak üzere yerel yönetimlerin Anayasa'dan ve yasadan aldığı yetkiyi hiçleştirmek, onların seçimle ve Anayasa'dan aldığı güçten hareketle yapması kendisine görev olarak telkin edilen bir kısım faaliyetlerinden men edilmesi anlamına gelecektir. Yok hükmünde sayılacaktır. Bu, hem Anayasa'ya aykırılık ilkesinden hem de hukuk devletinin ademimerkeziyetçi yapısıyla çok doğrudan ilişkili olmayan bir tekliftir diye düşünüyoruz. Bu anlamıyla da Çevre Bakanlığının yanı sıra belediyelerin de bizatihi yapılmak istenen işlemlerin hem kararlaşma süreçlerine hem uygulamasına ve hizmetin yürütülmesi aşamalarına aktif katılması gerekiyor. Hem katılımcı demokrasinin gereğidir hem de o yerelde yaşayan halkın temel taleplerini ve sorunlarını bilen, onun teknik kapasiteyle çözümü projelerine de sahip olan özelliğinden kaynaklı olması gerekendir. Aksi takdirde, Muş'un Varto ilçesinde, Ordu'nun Fatsa'sında, Ünye'sinde, Antalya'nın Manavgat'ında ya da İstanbul'da olup biteni Ankara'daki merkezÖ® hükÖ»metin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının her şeyi bilebilmesi, uygulayabilmesi mümkün değildir. Buna çalışıyor olmasıysa otoriter devlet zihniyetinin kendisidir.Yerele inisiyatif tanımamak, onun dinamiklerini ortaklaştırmamak, sürece katmamaksa günümüz dünyasıyla bağdaşır, barışık bir konum değildir. O açıdan hem seçimden aldığı yetkiyi halka devretmek, halkının temel memnuniyetini sağlamak, hizmetin amacına uygun, nitelikli, zamanından önce ve yine de afet riskini içerecek tarzda sürdürülmesinin en makul birincil derecede görev ve sorumlusu olan yerel yönetimlerdir. Bu, Avrupa Birliği Bölgesel Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nda da ifadesini bulur, Birleşmiş Milletlerin ilgili sözleşmelerinde de vurgusu yapılır ve günümüz dünyasının da artık yerinden yönetime evrildiği bir noktada yerel yönetimleri güçlendirmek, inisiyatif ve yetki sahibi kılmak gerekirken, verilmiş kıt kanaat noktadaki görev ve sorumluluklarını elinden alıp merkeze yüklemek, hantal, ağır işleyen, zamanından önce sorun ve problemi çözemeyen doksan yıllık cumhuriyet tarihimizin problemleriyle karşı karşıya bıraktıracaktır. Bizleri bıraktıracaktır, yerelinde ve yerinde yaşayan insanları bıraktıracaktır. Sorunun, problemin çözümü yerine, kangrenleşmiş, çözümsüzlükten kaynaklı toplumsal reflekslerin ve toplumsal tartışmaların önünü açmış olacağız. Bilmeden, iyi niyetle yapacağımız bir kısım çalışmaların sonrası tarihÖ® ve sosyolojik gerekçelerini öngörmek, tespit etmek, çözüm yolunu bulmak Meclisin görevidir. Meclis kendisini bu görevden alıkoyar, keyfÖ® bir kısım uygulamaların gerekçesi olarak kanunlar ve yasalar çıkarmaya devam ederse o da "toplumun iradesini kırmak" demek olacaktır.Bu yönüyle biz bu yasanın demokratik olmadığını, hukuk devletiyle bağdaşık olamayacağını ifade ederek desteğimizin olamayacağını tekrarlıyor, teşekkürler sunuyorum.BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelik.Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.Diğer önergeyi okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının geçici 1'inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Haluk Eyidoğan (İstanbul) ve arkadaşları"Devir ve tahsislerin iptaliGeçici Madde 1- (1) 775, 5366 ve 5393 sayılı kanunlar ile 2962001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve diğer kanunlar kapsamındaki dönüşüm ve iyileştirme uygulamaları için TOKİ'ye, İdareye ve diğer kamu idarelerine tahsis ve devredilmiş olup da tahsisin yapıldığı veya mülkiyetin devredildiği tarihten itibaren iki yıl içinde dönüşüm ve iyileştirme çalışması başlatılmayan taşınmazların tahsisleri re'sen kaldırılır ve devir işlemi de iptal edilmiş sayılarak, tapuda re'sen Hazine adına tescil ve Bakanlığın talebi üzerine bu Kanunun öngördüğü amaçlar için kullanılmak üzere Maliye Bakanlığınca Bakanlığa tahsis edilir."BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz efendim.MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Sena Kaleli¦BAŞKAN - Bursa Milletvekili Sayın Sena Kaleli.48Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)SENA KALELİ (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.Değerli milletvekilleri, 180 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın geçici 1'inci maddesi üzerinde verilmiş olan Cumhuriyet Halk Partisi Önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.Sayın milletvekilleri, La Fontaine'nin dediği gibi güçlünün aklı her zaman daha muteber tabii adaleti de. Güçlü olan güçsüzü manipüle ediyor, marjinal ve uzlaşmaz olmakla suçluyor, açık ve şeffaf topluma engel oluyor.Geçici 1'inci maddede, plansızlığın ve programsızlığın yasal altyapısı oluşturmaktadır. Bu düzenlemeyle, değerli yerlere ve arazilere "dönüşüm" adı altında el konularak hak gaspı yapılacaktır. Yani bu madde, HükÖ»metin samimiyeti konusundaki soru işaretlerini arttırmaktadır.Değerli arkadaşlar, şehirler de insanlar gibidir havası, suyu ve toprağıyla, tüm renkleriyle, geçmişiyle kendine özgü bir ruh taşır, bir kimlik kazanır. O ruh ve kimlik korunur, geliştirilirse dünya kültür mirası olur.AKP, yeniliği ve dönüşümü "yıkmak, tahrip etmek ve yeniden yapmak, değerli yerleri ranta dönüştürmek" olarak algılıyor. O kadar ki, riski bahane edip camiyi bile yıkıyor yerine AVM yapıyoruz. Yer mi daha değerli, yoksa bizim yapmakta olduğumuz binalar mı daha değerli?Fikirsel anlamda korumak yeniliğin önünü tıkar ama çevresel, biçimsel korumak kalitenin, estetik anlayışın, zevkin ve saygının göstergesidir. Bu noktada, kentler kadar zihinsel dönüşüm de önem kazanmaktadır. Kentleri TOKİ vasıtasıyla avamlaştırarak modern kent yarattığımızı mı sanıyoruz? Mahalle kültürü yerine kendi içine kapalı, dışlayıcı site hayatları mıdır kentsel dönüşümden anlaşılan?Bursa'da Kamberler boşaltıldıktan sonra, ev verilen vatandaşımızın hiçbirinin o evlerde oturmadığına, yine alıştığı yaşam biçimine uygun evler inşa ettiğine, hepsinin dağıldığına, ne onların ne de komşularının birbirlerine alışamadığına tanık olduk. Zaten yerleşik olmaya alışmamış bu insanları, tarımla uğraşan insanları alıştıkları yerlerinden etmek de bir çeşit tehcir değil midir? Gülsuyu-Gülensu Projesi gerçek dönüşüm anlayışı olabilirken, Kamberler ve Sulukule, farklı yaşam biçiminin rahatsızlığını ortadan kaldırma ve rant projesi değil de nedir? Suni şehirler, Dubailer yaratınca daha mutlu nu olacağız?Değerli milletvekilleri, Bursa Osmangazi ilçesinde, 2007 yılında "Yüzyılın Projesi" adı altında, TOKİ ve Osmangazi Belediyesi işbirliği ile gerçekleştirilen Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi, hak sahibi 4 bin kişi ve Bursa açısından, yüzyılın projesi olarak sunulmuş ancak ne yazık ki yüzyılın fiyaskosuna dönüşmüş bir sorunlar yumağı olmuştur. Görüldüğü gibi, şehrin en merkezÖ® yerinde yaratılan bu görüntü bozukluğu gören herkesin aklını oynatmasına neden olmaktadır.Akçağlayan'da heyelan bölgesine TOKİ konutları yapılmıştır. Benzer bir sorun da Gürsu Dışkaya'da yaşanmaktadır. Gürsu'nun da dahil olduğu kentin doğu bölgesi sit alanı, verimli tarım arazileri, su kaynakları ve doğal yapısıyla korunarak kentsel kullanımların dışında tutulmuşken, devasa TOKİ projesi için plan değişikliğine gidilmiş ve yeni bir hayalet kent oluşturulmuş, hak sahipleri mağdur edilmiştir.Sayın milletvekilleri, son on yılda yaşananlar ve getirilen bu düzenleme göstermiştir ki AKP=TOKİ, TOKİ= ranttır. AKP, HES'ler ile doğayı katletmiş, 2B ile arsa-arazi spekülasyonunu yasallaştırmış, yabancılara topraklarımızı satmış, kentsel dönüşüm adına antik, turistik, insani alanları yok etmiş, tarım arazilerini, su kaynaklarını, yeşil alanları rant uğruna feda etmiştir. Deprem kuşağında yer alan ve sık sık doğal afetlere esir düşen Türkiye'de kentsel dönüşüm acil bir gereksinimdir ancak rant ve yağmaya, plansızlığa, şekilsiz ve kimliksiz standart şehirleşmeye izin vermeyeceğimizi bildirmek isteriz.Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaleli.Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.Geçici madde 1'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Geçici madde 2'de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:TBMM Başkanlığına180 sıra sayılı kanun tasarısının 2. Bölümünün Geçici Madde 2'nin 1 inci bendindeki "Çevre ve Şehircilik Bakanı" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve Belediyeler" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.Sebahat TuncelDemir ÇelikErol Doraİstanbul MuşMardinHasip Kaplan İbrahim BiniciŞırnak ŞanlıurfaBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?49BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:Gerekçe:Bu konuda yerel yönetimlerin de dahil edilmesi kentsel planların daha sağlıklı ve verimli işlemesini sağlayacaktır.BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.Geçici madde 2'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Madde 24'te iki adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının 24 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Nurettin CanikliRecep ÖzelMehmet Doğan KubatGiresun IspartaİstanbulRamazan Can Emrullah İşlerKırıkkale Ankara"a) 19 uncu maddesinin (a) bendi ile değiştirilen 2962011 tarihli ve 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 23 üncü maddesi yayımı tarihinden 3 yıl sonra,"BAŞKAN - Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 Sıra Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısının 24. maddesinin "1'inci" fıkrasının (a) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz."(a) 23 üncü maddesi yayımı tarihinden 4 yıl sonra"Prof. Dr. Haluk Eyidoğanİdris YıldızYıldıray SapanİstanbulOrduAntalyaDoğan ŞafakHaydar AkarNiğdeKocaeliBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - Sayın Eyidoğan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.Değerli milletvekilleri, bu yasayla ilgili çalışmalar başladığında meslek odaları demeçler veriyordu. Bir tanesi "Bu, kentsel dönüşüm yasası değil, TOKİ yasasıdır." dedi. Ben de baktım, yasayı inceledim, yasanın içinde yirmi beş cümlede, sonradan Komisyonda bir tanesini düşürdüler, yirmi dört cümlede "TOKİ" yazıyor. Dedim ki sonra "Tabii ki haklılar yani, bir yasada yirmi dört cümlede 'TOKİ' yazarsa TOKİ ağırlıklı bir yasa."Şimdi, Türkiye'de büyümenin ana ekseni inşaat sektörüne bağlanmış, biliyorsunuz bunu. İnşaat sektörü, kamu harcamalarıyla artan ölçekte, TOKİ aracı olarak kullanılarak sürekli desteklenmektedir. Büyük ölçüde yabancı mali yatırımcıların kararına bağlı hÖ¢le gelmiş olan Türkiye'nin büyüme perspektifi, yurt içinde de İstanbul'un ve inşaat sektörünün kamu harcamalarıyla desteklenmesine bağlı kalmıştır. Bütçenin sermaye giderleri harcama kalemine baktığınız zaman devamlı bir artış görüyorsunuz. Bunun da nedeni, kamunun hızlı bir biçimde hizmet binası ve benzeri inşaat yatırımlarına kaynak aktarıyor olması.Şimdi, bunu neden söylüyorum? Çünkü -biraz önce de ifade ettiğim gibi- bu kanun tasarısında yirmi dört cümlede "TOKİ" yazıyor. Demek ki bu, böyle devam edecek. Bu, durumu iyi anlatıyor sanıyorum.Bakınız, şimdi, Van depremiyle başladı "kentsel dönüşüm" söylemi, hızlandı. Aslında anlıyoruz ki, bunun merkezi, bu kentsel dönüşümün merkezi, afet riski altındaki alanların dönüşümü uygulamaları İstanbul'da ağırlıklı olacak çünkü bütün gelişmeler ve sayılar bunu gösteriyor. Bundan önceki haftalarda buradan 2B yasasını geçirdik, sonra da tapu ve kadastro yasası ve yabancılara arazi satışını geçirdik, zaten bu yasa da onun için ertelenmişti iki buçuk50ay. Bu yasalar önce geçirilecek yani "kentsel dönüşüm" dediğimiz yasaya altlık oluşturacaktı, o altlığı tamamladınız.Türkiye toplam hasılasında İstanbul'un payı yüzde 30. 2B'den beklenen 26 milyar TL gelirin yüzde 62'si -bunlar sizin rakamlarınız- yani 16 milyar TL'si İstanbul'dan geliyor dolayısıyla buradan hesap edebilirsiniz. Mart 2012'de Cannes'da Emlak Konut GYO Yönetim Kurulundan bir üye, Türkiye'de gerçekleşecek kentsel dönüşümün inşaat sektöründe yaratacağı 400 milyar TL'lik hacmin yanı sıra altyapı maliyetleri, arsa kıymetlenmesi ve yapacağı pozitif katkılarla birlikte 2-3 trilyon dolarlık bir ekonomi yaratacağını da dile getirmiş. Diyor ki bu üye: "Bu iş Türk şirketlerin tek başına yapacağı bir iş değil, Türkiye'nin morale ihtiyacı var. Bu kadar büyük bir kentsel dönüşüm moralle yapılır, yurt dışına olan cazibeyi artırarak yapılır." Yani biz afet riski altındaki alanların dönüşümü için bir kanun tasarısı üzerinde konuşuyoruz ama başkaları ne diyor.Bakın, 24 Mart 2012'de İMSAD raporunda ne diyor: "İnşaat sektörünün 2012 yılında gelişim hızını devam ettirmesi için vurguladığımız 2B yasası, yabancılara mülk satışı ve kentsel dönüşüm projeleri kritik öneme sahiptir. Bu kritik unsurların devreye girmesi durumunda içeride inşaat sektöründe hareketliliğin ciddi oranda artması beklenmelidir, aksi durumda ise inşaat sektörünün 2012 yılında hız kestiği görülebilir." Demek ki biz bu yasayı, afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi yasasını Türkiye'nin inşaat sektörünü ayakta tutmak için yapıyoruz. Peki nerede afet riski altındaki alanların dönüşümü? Ekonomiyi düze çıkarmak için uygulanan bir şey.Anlaşılan o ki bu hedefleri gerçekleştirmek için böyle bir dönüşüm kanunu lazım; sert olacak, hatta vahşi olacak, toplulukların sesi dinlenmeyecek, sosyal parçalanmalara göz yumulacak, soylulaştırma olacak, kimse yürütmeyi durduramayacak, anlaşmazsan hakkını kaybedeceksin, kanunun uygulanabilmesi için mevcut tüm mevzuat -tırnak içinde- uygulanmayacak mevzuat hÖ¢line gelecek. Geçenlerde, İstanbul'da, İstanbul Barosunun düzenlediği kentsel dönüşüm ve afet riski altındaki alanların dönüşüm yasasıyla ilgili bir toplantıya gittim, hemen hemen herkes hukukçuydu ve şehir plancıları vardı. Şöyle dedi bir avukat: "Rantsal dönüşüm, ferman yasasıdır bu yasa." dedi.Saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Eyidoğan.Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.Diğer önergeyi okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının 24 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları"a) 19 uncu maddesinin (a) bendi ile değiştirilen 2962011 tarihli ve 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 23 üncü maddesi yayımı tarihinden 3 yıl sonra,"BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Takdire bırakıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılıyoruz efendim.BAŞKAN -Gerekçeyi okutuyorum:Gerekçe:Çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup da değiştirilen bu madde kapsamında Bakanlığın hÖ¢len yürüttüğü işlerin bitirilip sonuçlandırılması ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının da bu yeni duruma adaptasyonunun sağlanması için değişikliğe ilişkin söz konusu maddenin ilgili bendi ile 23'üncü maddenin yürürlüğünün üç yıl süreyle ertelenmesi öngörülmektedir.BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Kabul edilen önerge çerçevesi içinde madde 24'ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Madde 25'te bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:TBMM BaşkanlığınaGörüşülmekte olan Kanun Tasarısı'nın 25'inci maddesindeki "Bakanlar Kurulu" ibaresinin "Çevre ve Şehircilik Bakanı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.M. Akif HamzaçebiHaluk EyidoğanAli SerindağİstanbulİstanbulGaziantep51Veli AğbabaMahmut TanalMalatyaİstanbulBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met Katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz efendim.BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, buyurunuz lütfen. (CHP sıralarından alkışlar)MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının bu maddesindeki önerge vesilesiyle tasarının tümü üzerinde bir değerlendirme yapmak istiyorum.Çok önemli bir tasarıyı görüşüyoruz ve onun son maddesini görüşüyoruz. Tasarı, 10 milyonlarca vatandaşımızı, onların yaşadığı yerleri veya ticari, mesleki veya diğer faaliyetlerini yürüttükleri veya bir şekilde mülkiyetlerine sahip oldukları binaları ilgilendirmektedir. Bu kadar kapsamlı, önemli bir tasarıdır bu.Tasarı, ilk bakışta, ismine baktığımızda afet riski altındaki alanların dönüşümünü düzenliyor gibi gözükse de maddelerine baktığımızda birkaç maddesi dışında afete vurgu yapan bir maddenin olmadığını ve afeti esas alan bir dönüşümle sınırlı olmadığını ortaya koymaktadır. Tasarının bütününe hÖ¢kim olan anlayış, afet de içinde olmak üzere genel olarak bir dönüşümdür. Yani afet riski taşımayan alanların da dönüşümü bu tasarıya hÖ¢kim olan genel ve temel bir anlayıştır. Tasarının 3'üncü maddesinin (7) numaralı fıkrasında yer alan ve afet riski taşımayan binaların dahi uygulama bütünlüğü açısından dönüşüme tabi olacağı görülecektir. 3'üncü maddesinin (7) numaralı fıkrası, afet riski taşımayan binalar, yani depreme karşı bir bina dayanıklı olmuş olsa da uygulama bütünlüğü açısından feda edilecek, o da dönüşüme kurban edilecektir. Dolayısıyla, tasarının afeti esas alan bir dönüşümü kabul ettiğini söylemek mümkün değildir.Tasarı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına olağanüstü yetkiler vermektedir. Elbette, deprem gibi olağanüstü bir tehlike karşısında Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ve imar otoritelerinin çok süratli hareket etme ihtiyacı önemlidir. Bu önemi hiç kimse bir kenara atamaz ancak bu olağanüstü yetkilerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı elinde nasıl kullanılacağını, bunun unsurlarının, objektif unsurlarının neler olduğunu bilmiyoruz. Örnek veriyorum: Tasarı, 2'nci maddesinde idarenin tanımını yaparken, büyükşehir belediyelerini esas alırken, büyükşehir sınırları içerisindeki ilçe belediyelerini idare tanımının dışında bırakılmıştır. Bu belediyeler, ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı uygun görürse kentsel dönüşüm uygulamasının içinde görev alabilecektir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hangi ölçüye vurarak büyükşehir belediye sınırları içerisindeki belediyelere uygulamada görev verecektir veya vermeyecektir? Bu, çok sakıncalı bir yetkidir. Bu yetkilerle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ö¢deta bir Türkiye belediyesi konumundadır. Bütün Türkiye'de, imar planlarını yapabilecek, her türlü plan değişikliğini yapabilecek, yapı ruhsatına kadar bütün binaların ruhsat işlemlerini gerçekleştirebilecektir.Tasarının 17'nci maddesine Genel Kurul görüşmeleri sırasında verilen bir önergeyle eklenen hükme göre de cami ve yurtların inşasında, kentsel dönüşüm adı altında veya kentsel dönüşüme ihtiyaç olmaksızın herhangi bir caminin ve yurdun inşasında, sadece büyükşehir belediye meclisleri yetkili olacaktır. İlçe belediyeleri, büyükşehir sınırları içerisindeki ilçe belediyeleri bu yetkiye sahip olmayacaktır. Yani tasarı, bölge halkını, o halkın temsilcileri olan ilçe belediyelerini dışlamıştır. Her türlü kentsel dönüşüm, her türlü plan ve proje, bölge halkını içine aldığı takdirde, katılımcı bir anlayışla hazırlandığı takdirde başarılı olabilir. Şu anda, bu yasa çıkacak diye, bina sahipleri, müteahhitler karşısında zayıf konuma düşürülmüştür. Müteahhitler İstanbul'da bina seçmektedir, apartman seçmektedir, apartman beğenmektedir. "Otuz gün içerisinde binanı yıkacağım, sen yıkmaya karar almaz isen idare olarak ben sana ikinci bir süre vereceğim, yine yıkmazsan mülki amirler binanı yıkacaktır." derseniz bina sahibini müteahhide teslim etmiş, onun karşısında zayıf bırakmış olursunuz. Bunlara ciddi eleştirilerimiz oldu. Otuz günlük sürenin ne kadar sakıncalı olduğunu ifade ettik. Belki bir miktar düzeltmeler yapılacak ama tasarının bütününe hÖ¢kim olan anlayış değişmediği için, maalesef, bu tasarıdan beklenen yarar gerçekleşmeyecektir. Tasarı büyük bir belirsizlik ve karmaşa yaratacaktır.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sürem bitti. Dolayısıyla, sözlerimi burada sonlandırıyorum.Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmemiştir.Madde 25'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.52Tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.Sayın milletvekilleri, şimdi, HükÖ»metin görüşülmekte olan 180 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 5 ve 7'nci maddelerinin yeniden görüşülmesine ilişkin, İç Tüzük'ün 89'uncu maddesine göre verdiği ve bugünkü birleşimin başında kabul edilen talebi yerine getirilecektir.Şimdi, 5'inci maddeyi yeniden görüşmeye açıyorum.Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin (3) üncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "otuz" kelimesinin "altmış" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.Nurettin CanikliMehmet Doğan KubatRecep ÖzelGiresunİstanbulIspartaRamazan CanTülay KaynarcaYusuf BaşerKırıkkaleİstanbulYozgatBAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Takdire bırakıyorum efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılıyoruz efendim.BAŞKAN - Gerekçeyi okuyun.Gerekçe:Riskli yapıların yıktırılması için bu yapıların maliklerine verilen sürenin otuz günden altmış güne çıkarılması amaçlanmıştır.BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.5'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Ben ilk defa tekriri müzakere yönetiyorum da onun için, hata yapacağım diye çok korkuyorum onun için.7'nci maddeyi yeniden görüşmeye açıyorum.7'nci maddede, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık¦ (MHP sıralarından alkışlar)MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nın 7'nci maddesinin tekrar görüşülmesi üzerine Grubum adına söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.Değerli milletvekilleri, gerçekten çok önemli bir yasa üzerinde iki buçuk ay önce başlayan bir sürecin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Her şeye rağmen bu yasadan sonra ülkemize katkı sağlayacak düzenlemelerin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ancak, bu yasa sırasındaki görüşmelerde de dile getirildiği gibi, söz konusu tasarıyla TOKİ devi yaratılmaktadır. TOKİ, hepimizin yakından bildiği gibi, özellikle seçimler öncesinde iktidar partisinin Ö¢deta reklam aracı olarak finansör bir kurum niteliğine bürünmüştür. Bunu bu millet hiçbir şekilde affetmeyecektir. Şimdi, böyle bir durumda yeni reklamlara gebe olan bir kuruma çekidüzen verilmesi gerekiyor.Değerli milletvekilleri, afet bölgelerinde elbette ki acil iş yapmak doğrudur, ama müteahhit seçimi nasıl yapılmaktadır, hangi kriterlere göre TOKİ bu müteahhitleri seçmektedir, bunlar belirsizdir. Afet bölgesi dışında da acil kapsamda ihalelerle iş yapılıyor, bunun amacı nedir, mantığı nedir? Seçilmiş müteahhitlerin özelliğinde neler vardır, neler aranmaktadır, bunlar belirsizdir. Örneğin, Ankara'nın göbeğinde acil iş kapsamında ihale yapmanın mantığını TOKİ bir şekilde Sayın Bakan aracılığıyla bize açıklamalıdır. Birilerini zengin etmek gerekiyorsa, çıkarın kanunu, cebine koyun parayı, zengin edin, ama hiçbir aciliyeti olmaksızın afet kapsamı dışında da TOKİ aracılığıyla acil iş yaptırmanın bir gerekçesi olmalı bu ülkede. Ama ne yazık ki böyle bir gerekçeyi hiç kimsenin açıklayacağını düşünmüyorum. Biz bu konuyla ilgili, ilgili kurumlardan bunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.Değerli milletvekilleri, bu ülkedeki doğal afetlerde maalesef, AKP İktidarı döneminde ayrımcılık yapılması bu ülkede yaşayan 75 milyon insanın vicdanını yaralamaktadır. Son bir yılda bu ülkede iki deprem yaşandı. Bu depremden etkilenen vatandaşlarımızın hepsine geçmiş olsun diyorum. Ama şimdi bir tarafta bir ilde altyapı TOKİ aracılığıyla değişik ihalelerle hızla yapılırken, bir başka ilde veya bu ilin ilçelerinde altyapı projelerinin ilgili makamlardan geri dönmesinin bir anlamı olmalı.Van'da -Allah razı olsun yapanlardan- hızla altyapı projeleri yenilenirken Sayın Bakanım, Kütahya'da bu deprem gören ilçelerdeki altyapı projeleri neden işleme konulmuyor? Simav53Belediyesinin teklif ettiği projeler niçin desteklenmiyor? Dolayısıyla bunların mutlaka bu Afet Yasası kapsamında yeniden gözden geçirilmesi ve ayrımcılığın giderilmesi gerekiyor.Daha üç gün önce, Simav'da dört daireli bir bina sahibinin bana ve sayın iktidar partisinden bir milletvekili arkadaşımıza getirdiği notu aynen sizlerle paylaşıyorum: "Sayın vekilim, dört daireli bir bina sahibiyim. Orta hasarlı olarak binam tespit edildi. HükÖ»metin teklif ettiği para 15 bin TL ama proje mühendislerinin benden istediği para 160 bin TL. Ben 15 bin TL ile bu binayı nasıl güçlendireceğim? Bu HükÖ»met neden bu desteğini bizden esirgemektedir?" Duyuruyorum Sayın Bakanım. Bunun önüne geçmemiz lazım ve şu anda bin civarında orta hasarlı olarak tespit edilmiş binalardan şu güne kadar bir yıllık süre içerisinde sadece dört tane proje belediyeden onay almış ve dört binanın güçlendirilmesi yapılabilmiştir.Değerli Bakanım -Allah korusun- yakın zamanda beklenmedik bir depremde hafif ve orta hasarlı olarak belirlenmiş birçok binanın başına ne geleceğini bilmemiz, tahmin etmemiz mümkün değildir.Elimde en son Simav depremiyle ilgili Birbirini Tetikleyen Depremler 2011-2012 Simav Deprem Etkinliği diye bir bilimsel rapor var. Bu raporda Simav havzasının diri fay parçaları tarafından çevrildiği ifade edilmekte "2011 depreminde yani 5,9 şiddetindeki deprem sonucunda bölgede bulunan küçük tali faylar tetiklenmiş ve bölgenin yapısından kaynaklanan çok uzun süren deprem aktivitesine yol açmıştır." denmektedir.Yine burada bu süreçte yaşanan birçok depremin teknik özellikleri açıklanmış ve en son Ocak 2012'de toplam 48 adet -1,7 ile 3,9 arası- Şubat 2012'de 64, Mart 2012'de 89, Nisan 2012'de 586, 1 Mayıs ve 5 Mayıs 2012 tarihleri arasında da 244 deprem bu bölgede yeniden ortaya çıkmıştır. Acilen bu bölgenin teknik anlamda özelliklerinin mutlaka ortaya konup bu tedbirlerin söz konusu tasarı kapsamında gerçekleştirilen değişikliklerle yeniden incelenmesi gerekiyor.Değerli Bakanım, bu raporun son cümlesini sizlerle paylaşmak istiyorum: "Bu kapsamda değerlendirildiğinde, Simav depremlerinin, basında farklı kişiler tarafından söylendiği gibi, 1970 yılında kırılan Gediz fayını tetiklemesi ve büyüklüğü 7'den büyük olmak üzere çok büyük deprem üretmesi söz konusu değildir. Bununla birlikte daha çok 2009, 2012 depremleriyle -17 Şubat 2009'dan bu yana bu bölgede deprem devam ediyor- kırılan tali fay zonundaki varsa kırılmayan aktif, diri fay parçalarının kırılmasını tetiklemesi söz konusu olabilir. Ancak 2009-2012 yılları arası meydana gelen depremler ile bu zon içerisindeki tali faylarda büyük enerji boşalımının meydana geldiği de olumlu bir gelişme olarak göz ardı edilmemelidir. Bu kapsamda deprem etkinliğinin azalarak bir müddet daha devam etmesi beklenmelidir." Şimdi bu rapor da dikkate alındığında bölgedeki vatandaşların tedirginliği bir süre daha devam edecektir. Şu anda evine giremeyen korkudan dolayı, her an deprem olacağı endişesiyle sokaklarda geceleyen insanların feryadını ne olur bir kez daha ben buradan seslendireyim, siz de duyunuz Sayın Bakanım. Bu insanlara yeterli miktarda çadır, yeterli miktarda battaniye ve diğer acil ihtiyaç malzemelerini Kütahya Valiliğine mutlaka göndermemiz lazım. Olası bir depremde yeni afetlerin yaşanmaması için bu tedbirin önceden alınmasında büyük yarar görülmektedir.Değerli Bakanım, bölge esnafı bitmiş durumdadır, şu anda ertelenen vergi borçlarının ödeme zamanı geldiğinde cari ayla beraber biriken paraların devlete ödenmesi asla ve asla mümkün değildir. Bu konuda yeni bir yapılandırma ve taksitlendirmeyle bu insanların bölgeden göçlerinin önlenmesi lazım. Son depremlerle beraber Simav ilçesinden yaklaşık 7 bin kişinin göç ettiğini bir kez daha sizlerle paylaşıyorum. Bu vesileyle ilimizde meydana gelen bu depremden dolayı gecikmiş hizmetlerin acilen oraya iletilmesinde yarar görüyorum.Değerli Bakanım, size daha önce de ilettiğim gibi hafif ve orta hasarlı bina sahiplerinin kendi arsaları üzerinde devletin vereceği krediyle daha ucuza işyeri ve konut sahibi olmalarının önü açılmalıdır. TOKİ'den mutlaka daire alması konusundaki zorlamadan bu HükÖ»met vazgeçmelidir. O bölgeye lütfen en güvendiğiniz insanınızı gönderiniz beş, on tane TOKİ hak sahibi vatandaşla görüştürünüz, çektiği çileleri siz birinci ağızdan öğreniniz. Bu insanlara "Beldeden, köyden kalkın gelin, Simav'daki TOKİ binalarından daire alın." diyerek cezalandırmanın bir anlamı yoktur. Bu insanlar zaten depremin psikolojik etkisiyle bitmiştir. O insanlara köyünde ve beldesinde kendisinin birlikte yaşadığı hayvanlarıyla beraber olabileceği bir mekÖ¢nın oluşturulması kaçınılmazdır.Bu konuda bu son uyarılarımı da bir kez daha yapıyor, tekrar hepinize saygılar sunuyorum. Kanunun hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. İyi akşamlar diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, şahsım adına söz istiyorum.BAŞKAN - Tabii, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; afet riski altındaki alanların dönüştürülmesine ilişkin kanun tasarısının 7'nci maddesi üzerinde kişisel söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.54Kanun o kadar enteresan bir kanun ki, tabii Türkiye'de AKP İktidarıyla beraber hukuk yok edildi, faşist bir dikta kuruldu, bu faşist diktanın her alana yayılması için hukuk yok edildi, kişi güvenliği yok edildi, "hukuk" denilen bir kavram yok, şimdi de vatandaşın elindeki malına mülküne el uzatmak için bir kanun getirildi. Bu kanunla Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilen yetki kime veriliyor? Tayyip Erdoğan'a veriliyor. Tayyip Erdoğan ne olmak istiyor bu memlekette? Diktatör olmak istiyor. Bunu her uygulamasında görüyorsunuz değerli milletvekilleri.Şimdi, bu kanunla getirilen bu dönüşüm gelirleri o kadar büyük bir gelir paylarıdır ki bunları bu Bakanlığın emrine veriyorsunuz, bunların harcamaları üzerinde kontrol yok, ayrıca da burada toplanan gelirlerle bu Bakanlık bünyesinde çalıştırılan personele de Devlet Memurları Kanunu hükümlerine bağlı olmadan, tamamen keyfÖ®, Bakanın daha önce bu işte TOKİ'de yaptığı uygulamalar gereği kendine özel, yandaş, kendine uygun, kurallara da bağlı kalmaksızın, fahiş miktarda ücretler ödenmek suretiyle, dolayısıyla böyle keyfÖ® bir Bakanlık yaratıyorsunuz ve burada da bu Bakanlığa tahsis edilen gelirlerin yekÖ»nlarını dikkate aldığınız zaman, aşağı yukarı devlet bütçesinin dörtte 1'ine yakın geliri, belki dörtte 1'ini de aşacak yarısına kadar da bir geliri tahsis ediyorsunuz.Şimdi, değerli milletvekilleri, Lenin'e demişler ki: "Ya, yoldaş, bu halk çok mağdur edildi, fakir edildi, yarın öbür gün bunlar bize baş kaldıracak." "Yok yok, siz oradan bana bir tavuk getirin." demiş. Tavuğu getirmiş, ceketinin altına koymuş, düğmesini kapatmış, açınca tavuk fırlamış gitmiş. "Bir daha getirin." demiş. Bir daha koymuş, ceketi açınca gitmiş. "Peki, o tavuğun tüylerini yolun bakalım." demiş. Tüylerini yolmuşlar, getirmişler, ceketin altına koymuş Lenin; düğmeleri açmış bakmış ki tavuk gittikçe koynunda kalıyor, kaçmıyor. "Bak, bu halkı ne kadar yolarsan o zaman sana muhtaç olacak, dolayısıyla sana sığınacak." demiş.Şimdi, AKP'nin de getirdiği bu.MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Bu hakarettir.KAMER GENÇ (Devamla) - Türkiye'de, çalışmayan, üretmeyen, sadakaya muhtaç, devletin bütün gücünü kendi elinde tutan bir siyasi iktidar yaratıyor ve diyor ki bu siyasi iktidar kanalıyla, işte belirli aralıklarla bu HükÖ»metin, vatandaşın¦ Vatandaşa da, bu sürede haksız şekilde elde ettiği bu paraları işte belirli aralıklarla sadaka kabilinde dağıtmak suretiyle, halkı üretmeyen, çalışmayan, okumayan, tembel, düşünmeyen bir Türk toplumu yaratmaya çalışan bir AKP İktidarı ve bu iktidar tabii bu sayede ayakta kalmak istiyor ama şunları hesaba katmıyor ki: Türkiye artık çağın belli bir aşamasına geldi. Bu çağda kolay kolay -bilgisayar çağında- artık insanların, tamamen onların tercih ettikleri seviyede cahil bir kitlenin kalması mümkün değil ama maalesef ne yapalım ki değerli milletvekilleri, AKP, çoğunluğuyla Türkiye'nin her tarafını yönlendirmeye çalışıyor, devletin temel¦ Cumhuriyet, seksen, doksan yıldır her tarafı kemirildi, kaleleri kemirildi, o kalelerin içine dinamitler sokulmak suretiyle o çağdaş Türkiye'yi ayakta tutan o devrimler tek tek içinde dinamitler patlatılmak suretiyle yok edildi. İşte, en son da geçen gün 4+4+4 Kanunu çıkarıldı ve Diyanet İşleri Başkanlığı da beş yaşındaki çocuklara Kur'an dersi getirmek suretiyle¦ Tayyip Erdoğan dedi ki: "Biz sesiz devrim yaptık." Aslında onun dediği sessiz devrim değil, yaptığı sessiz karşı devrimdir. Yani Türkiye'nin çağdaşlaşma yönünde, laik cumhuriyet yönünde, bilim yönünde, teknoloji yönünde ilerlediği bütün o sahaları yok etti. Dolayısıyla artık Orta Çağ karanlığına doğru, bir rejime doğru Türkiye'yi sürüklemeye çalışan bir yönetim, bir halk yapısını getirmeye çalıştı. İşte bu şartlar altında biz mücadelemize devam edeceğiz.Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.Madde üzerinde bir önerge vardır, okutup işleme alacağım:Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaGörüşülmekte olan 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısının 7 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinin aşağıdaki şekilde ve aynı maddenin (5) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin "Birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen tutar hesap dönemini takip eden yılın Mayıs ayı sonuna kadar Bakanlığın merkez muhasebe birimine aktarılır." şeklinde değiştirilmesini, aynı (5) numaralı fıkranın (ç) bendi ile bu fıkranın üçüncü cümlesinde yeralan "ile İller Bankası Anonim Şirketince bu fıkraya ve birinci fıkranın (c) bendine göre süresi içinde aktarılmayan tutarlar" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını ve (5) numaralı fıkranın bend numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.Nurettin CanikliMehmet Doğan KubatRamazan CanGiresunİstanbulKırıkkaleOsman Aşkın BakHilmi BilginİstanbulSivas55"(c) İller Bankası Anonim Şirketinin Hazine gelirleri ve faiz gelirleri dışındaki Banka faaliyetleri ile 26012011 tarihli ve 6107 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca yapacağı faaliyetlerden elde edeceği kÖ¢rın yüzde ellisi."BAŞKAN - Komisyon katılıyor musunuz?BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Takdire bırakıyoruz efendim.BAŞKAN - HükÖ»met katılıyor mu?ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - İştirak ediyoruz efendim.NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Gerekçe.BAŞKAN - Gerekçeyi okuyun.Gerekçe: İller Bankası Anonim Şirketinin Banka faaliyetleri ile 26012011 tarihli ve 6107 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının gereği olarak yapacağı faaliyetlerden elde edeceği gelirin yüzde ellisinin bu Kanunun amacı için kullanılmak üzere dönüşüm geliri olarak alınması maksadıyla düzenleme yapılmıştır.BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Kabul edilen önerge doğrultusunda 7'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Şimdi, tasarının oylanmasından önce lehte ve aleyhte oyunu belli etmek üzere 2 arkadaşımıza söz vereceğim.Lehte ilk söz İstanbul Milletvekili Sayın Oktay Saral'a aittir.Buyurun Sayın Saral. (AK PARTİ sıralarından alkışlarOKTAY SARAL (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.Sayın Başkanım, çok kıymetli milletvekili arkadaşlarım; 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nın tüm maddeleri üzerinde, lehte olmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle tüm Türkiye'yi ve sizleri saygıyla selamlıyorum.Değerli arkadaşlarım, kanun tasarısının temel amacı afet riskli alanların dönüşümünü ve riskli yapıların yıkımını sağlayarak sağlıklı ve yaşanabilir alanların ve konutların oluşturulmasıdır. Hepimizin malumu olduğu üzere ülkemiz, maalesef, çeşitli kademelerde olmak üzere deprem kuşağında yer almaktadır. Özellikle yüzde 92 oranında bu deprem kuşağında olduğunu hepimiz biliyoruz. ÖÅ¡deta depremle ve doğal afetlerle birlikte hayatımızı idame ettiriyoruz. Şöyle geçmişe bir dönüp bakacak olursak, maalesef, bu deprem ve afetler nedeniyle çok acılar yaşadık, milletçe çok üzüntülere gark olduk. 1900'lü yıllardan bu ana kadar depremde 100 bin insanımız maalesef hayatını kaybetmiş, bunun yanında 1 milyona yakın bina da ya tamamen ağır hasar noktasında tahrip olmuş ya da yıkılmıştır.Değerli milletvekili arkadaşlarım, özellikle 1950'li yıllardan sonra da kırsal alandan kente hızlı göç nedeniyle her türlü teknik ve sosyal altyapıdan yoksun iskÖ¢nlar ve gecekondular oluşturulmuş, kentler plansız gelişmenin yanında özellikle doğal, tarihÖ® ve kültürel alanda da tahrip olmuşlardır. Bunun sonucunda da hepimizin malumu olduğu üzere o kötü manzara hepimizin huzurunda kendini bulmuştur.Düzensiz, sağlıksız, can ve mal kaybı noktasında risk taşıyan, kentsel estetikten yoksun, imar mevzuatına aykırı yapılar bugünümüze kadar gelmiştir. Bu vesileyle yaşanan bu depremler neticesinde özellikle yapı stokunun ülkemiz adına ne kadar riskli olduğunu hepimiz biliyoruz.Türkiye'mizin özeti olan İstanbul'un yüzde 35'i 1'inci derece, yüzde 30'u 2'nci, yüzde 30'u da 3'üncü derecede olmak üzere, şayet 7 ve onun üzerinde şiddette bir depreme maruz kaldığında uzmanların söylediği 1,5 milyon binanın 900 bini ya tamamen yıkılacak veya ağır hasar görecek ve yine uzmanlarca söylenen 50 ile 100 bin insanımızı maalesef kaybetmiş olacağız.Yıllardan beri ahlarla vahlarla geçti ömrümüz ancak oportünist, günübirlik birtakım avutmalarla beraber bu depremi yeterince kendimize maalesef ilgi tutmamış ve bu sıkıntılara hepimiz birlikte gark olmuşuz.Evet, değerli milletvekillerimiz, tabii afetler ve depremler, bakınız, hepimizi vurdu, hepimizin canını yaktı.HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - On yıldır biz iktidar değiliz, on yıldır siz iktidarsınız.OKTAY SARAL (Devamla) - Bu nedenle özellikle söylüyorum: Türk Kürt, Alevi Sünni, sağcı solcu ve siyasi parti ayrımı yapmaksızın deprem hepimizi gerçekten vurdu. Buna baktığımızda değerli arkadaşlarım, yakın zaman döneminde, bundan on yıl kadar önce Adapazarı'nda, İstanbul'da -az evvel sayın vekilimizin söylediği şekilde Bolu'da yakınımız, dostumuz, arkadaşımız, ahbabımız enkaz altında kaldı. Bunun için popülizm yapmaya gerek yok. Bu işi siyasi ranta tahvil etmenin hiçbir gereği yok. Bu sorun hepimizin sorunu, bu sorunu hep birlikte çözeceğiz değerli arkadaşlarım.56HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Yasa yanlış. Doğru yasa yapın, destekleyelim.OKTAY SARAL (Devamla) - Çözümde görev almayanlar sorunun birer parçası olurlar. Bu sorunu hep birlikte inşallah çözeceğiz.HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Yasa yanlış, biz ne yapalım.OKTAY SARAL (Devamla) - Evet, yaşanan felaketlerde kenetlendik, kardeş olduğumuzu bildik ve birbirimize ne kadar muhtaç olduğumuzu öğrendik.KAMER GENÇ (Tunceli) - Onu Genel Başkanına söyle. Tayyip Bey'e söyle onu.OKTAY SARAL (Devamla) - 75 milyon kardeşiz. Biz hep birlikte Türkiye'yiz. Bunu yaşadık. Bakınız, milletimizde, hepimizin mayasında, hamurunda yardımseverlik, iyilik, merhamet ve şefkat var, kısacası yaşatma idealiyle¦(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)OKTAY SARAL (Devamla) - ¦dopdolu olan bir millete, bir ülkeye sahibiz.HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Sayın Vekilim, doğru söylüyorsun ama yasa yanlış.OKTAY SARAL (Devamla) - Burada Türk, Kürt, mezhep, meşrep ve din ayrımı yapmaksızın gerçekten milletçe birbirimizi, bu noktada, depremde nasıl olmamız gerektiği noktasında¦Süre mi bitti Sayın Başkan? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)Ben teşekkür ediyorum. Bu yasa tasarımızın inşallah milletimize, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - O yüzden mi sırf AKP'li belediyelere izin veriyorsunuz?BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Saral.Tasarı üzerinde aleyhte fikrini belirtmek üzere Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.Sayın Başkan, aslında, tabii, ben bu kanunun üzerinde pek müzakerelerde bulunmadım çünkü KİT Komisyonu üyesiyiz. Aslında KİT Komisyonu diye bir komisyon var ama bir günde dört tane kurumu denetliyoruz. Yüzer, iki yüzer sayfalık raporlar geliyor. Aslında denetleme yok, sadece 20 tane AKP'li milletvekilimiz arkadaşlarımız geliyor, hiçbir rapor okumuyorlar, bir fikir de söylemiyorlar, sadece el kaldırıyorlar, "İbrasına¦" diyorlar. İşte böyle bir Mecliste, böyle bir hukuk yapısı içinde, Türkiye'nin menfaatlerini koruyan bir Parlamento olduğumuzu iddia ediyoruz.Bugün bana Tunceli'nin Ovacık'taki Kozluca köyünün Muhtarı telefon ediyor, diyor ki: "Efendim, bizim köyün yolu yok. Ben gidiyorum ilgililere diyorum ki: Bizim köyün yolunu yapın." Bakın, size de isim veriyorum, Ovacık'ın Kozluca köyünün yolu. Diyorlar ki: "Parayı köylüler aranızda toplayın, yakıt temin edin, makineye yakıt doldurun, ondan sonra da biz sizin köyünüzün yolunu yapalım."Değerli arkadaşlar, maalesef AKP'nin uyguladığı tek yanlı uygulamalar ve işlemler nedeniyle bizim güvenimiz yok. Biraz önce burada konuşan arkadaşımız "Deprem gelince Kürt-Türk, Alevi-Sünni dinlemiyor." diyor ama acaba onu Tayyip Bey'e söylese daha iyi değil mi?Tayyip Bey ne yapıyor? Boyuna, Suriye üzerinde giderken diyor ki: "Suriye'de Aleviler iktidarda, Alevilerin güvenlik kuvvetleri Sünnileri öldürüyor." Başbakanlık makamında oturan bir kişiye yakışır mı bu tür davranışlar? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)İHSAN ŞENER (Ordu) - Ne zaman söyledi?KAMER GENÇ (Devamla) - Yani daima tahrik ediyor. "Ey Aleviler, bakın¦" diyor, ondan sonra orada Sünnileri öldürüyorlar.Bakın, Tayyip Erdoğan niye Almanya'ya gitmedi biliyor musunuz? Sivas davasında, aslında yakılan insanlarımızın büyük bir kesimi yani hepsi sol düşünceli insanlardı ama bu biraz daha Alevi inançlı vatandaşlara karşı bir olay olduğu için o Alevi vatandaşlar inançlı insanlara karşı¦ O yakma işlemine katılanların bir kısmı AKP İktidarı zamanında korundu, yakalanmadı ve bir kısmı hakkında dava zaman aşımından düştü. Zaman aşımından düşünce Tayyip Erdoğan dedi ki: "Memleketimize ve milletimize hayırlı olsun." Bir şey niye "Memlekete ve millete hayırlı olsun." denir? Ondan haz duyduğu için. Yani ne diyor yandaşlarına? "Ey vatandaşlar, siz yine bu Alevileri yakın, biz iktidardayız, merak etmeyin sizi yargılamaktan alıkoyarız, dolayısıyla bu konudan çekinmeyin." diyor. İşte orada, Avrupa'daki vatandaşlar da bu sözü kendilerine karşı bir tahrik olarak gördüler ve Türkiye'nin başında bulunan bir insana, Başbakanlık makamında bulunan bir insana yakıştırmadıklarından dolayı büyük bir tepki gösterdiler; Tayyip Erdoğan o tepkiden korktu, Almanya'ya gitmedi. Niye?MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Yalan söylüyorsun yalan, yalan! Çok büyük bir yalan!KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, şimdi de diyor ki: "Ermenilerle Alevi dernekleri bana karşı şey etti." Yani, bunlarla ne kastediyorum? Kendi ağzından çıkanı kulağı duymuyor beyler!MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Yaşına bak söylediğin lafa bak!KAMER GENÇ (Devamla) - Onun için, Tayyip Erdoğan, zamanında¦ Bakın, şimdi sizin bir kürsüye çıktığı zaman birleştirici, bütünleştirici, halkın tümünü kucaklayıcı bir konuşması var57mı? Yok. "Sizle biz" diyor, "onlar ve biz" diyor. Ondan sonra 1940'lardan bahsediyor, cumhuriyeti ve Atatürk'ü devamlı dile getiriyor. Yahu, sen daha kimsin? Sen daha dünkü çocuksun. Arkadaş, bu memleketi kuran insanlar, on senede ne fabrikalar yaptılar ne demir yolları yaptılar, ne KİT'ler meydana getirdiler. Sen, on senedir sattın, sattın, sattın memleketi soğana çevirdin. Dolayısıyla, insanlar biraz haddini bilmelidir.Değerli arkadaşlar, aslında, bu kanun şöyle uygulanırsa çok iyi olur: Bakın, ben, Tunceli'nin köylerini gezdiğim zaman hakikaten, uzun zamandan beri -buralarda zaman zaman yer sarsıntısı olmuş- köy evlerinin yüzde 90'ı çatlak, oturulmayacak derecede bir durumda. Hatta, bu konuda bir kanun teklifimi de hazırlıyorum. Aslında, bu kanunun önce köylerden uygulanması lazım, köyde çatlak olan bütün yapılara el konulup bunların yapılması lazım ama nerede? Nerede bu yapılacak? Çünkü sizin uygulamalarınızı görüyoruz; bu uygulamalar, hep, siyasette bendenseniz oluyor, yoksa mümkün değil. Tek taraflı uyguluyorsunuz.Dolayısıyla, burada, demin de söylediğim gibi, büyük bir güç elde ettiniz.MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Milletin gücü, milletin gücü.KAMER GENÇ (Devamla) - Karşınızdaki -siyasi düşüncesi sizin karşınızda olan- insanlara karşı bu gücü vicdansızca kullanacak ve bu insanların evlerine el konulacak, mülklerine el konulacak, haksız yere yıkılacak, yargı denetimi ortada yok, böyle bir hukuk devletinde¦ Bir hukuk devletinde hukuka saygılı olan insanlar yargıdan korkar mı? Zaten yargı diye bir şey yok. Onun için ben bu kanuna karşıyım.Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler¦ Kabul etmeyenler¦ Kabul edilmiştir.Oylama için üç dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.Ayrıca, vekÖ¢leten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekÖ¢leten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.Oylama işlemini başlatıyorum.(Elektronik cihazla oylama yapıldı)BAŞKAN - Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:"Kullanılan oy sayısı:236Kabul:208Ret:28 (x)KÖ¢tip ÜyeMustafa HamaratOrduKÖ¢tip ÜyeBayram ÖzçelikBurdur"Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. Hayırlı, uğurlu olsun.

92 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Yıldırım Kuleli Evler'de 85 metrekare 320 bin TL

bahar çelik | 06 Mayıs 2012 | 14:08 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Tebernüş Bey merhaba,Öncelikle verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz.Feriköy'de Yıldırım Kuleli evlerinde 2+1, 85 metrekare, 1. kat ev almayı planlıyoruz. Daire henüz tamamlanmış, fiyatı 320.000TL.Daireyi yatırım amaçlı düşünüyoruz, kira getirisinin yaklaşık 1.200TL olacağını belirttiler. 5 senelik bir zaman diliminde satıp oturabileceğimiz bir ev almayı planlıyoruz. Bu bölge eski yapıların yıkılıp yeni sitelerin yapıldığı bir bölge, ayrıca tüneller nedeniyle de çok rahat ulaşım sağlanabiliyor. Ancak metrekare fiyatı olarak bize biraz yüksek göründü, sizce bu fiyatın üzerinden değerlenir mi, bu süre değerlenmesi açısından yeterli bir süre mi, mantıklı bir yatırım mı?

Tebernüş Kireçci : Merhaba. 1) Metrekaresi 3 bin 764 TL'ye Şişli tapulu ev alıyorsunuz... Bu fiyatlar neredeyse Halkalı'dan bile ucuz:)) Haksızlık yapmayın:)) Ama 6-7 ay öncesine kadar metrekare bazlı fiyatı 3 in TL'nin altındaydı. Fiyatlar biraz yükselmiş gibi görünüyor. 2) Yıldırım Yapı'nın inşaat kalitesi güzel. Brüt ile neti arasındaki fark az... En azından ben incelediğimde öyleydi... Konuya bu açıdan da yaklaşın. 3) Şirket o lokasyonun değişimi için emek harcıyor... Orayı komple değiştirmeyi başarırsa, gecekonduların ve çarpık yapıların tamamını temizleme işine imzasını atarsa o fiyatlar ucuz kalır... Yani bu saatten sonra top Yıldırım Yapı'da... Tüm parsellerde bugünkü gibi binalar inşa etmeyi başarırsa fiyatlar çok ciddi prim yapar. 4) Lokasyon ulaşım açısından muhteşem... Tek eksiği toplu taşımanın olmaması... Bir de toplu taşıma seferleri artarsa süper olur...

60 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Tebernüş bey merhaba,yatırım amaçlı daire almayı düşünüyoruz fakat birkaç seçenek arasında kaldık. Avrupa konutları ıspartakule 3 te 73m2 1+1 in fiyatı 150 bin TL, kredilendirildikten sonra bize maliyeti 185 bin TL olacak teslim Ekim 2012,Demir İnşaat Ayışığı vadi evlerinde 1+1 66m2 daire 144bin tl ama ödeme koşulları uygun ve kredilendirildikten sonra bize maliyeti 160 bin tl oluyor teslim Nisan 2013, bir de bizim evler 5 projesi 1-2 ay içinde satışa çıkacak galiba bunun da teslimi 1-2 seneyi bulur en az. sizce ne yapmalıyız kafamız biraz karışmış durumda. Yardımınız için şimdiden teşekkürler.

Tebernüş Kireçci : Merhaba. Rica ederim. 1) Ev alırken önce lokasyonu netleştirin... Lokasyon netleşmezse hiçbir anlam ifade etmez... Sizin bahsettiğiniz projelerin ikisi Ispartakule'de. Birisi ise Esenyurt'ta... 2) Ev satın alınırken referanslara bakmak gerekir. Şirketlerin ikinci eldeki başarılarını bugüne kadar yapıp sattığı projelerden öğrenebilirsiniz. 3) Ev satın alırken potansiyel kira getirisini de alıştırmak gerekir. Bu evleri kiraya verecek olduğunuzda aylık kira getirisini projelerin etrafındaki sitelerde araştırma yaparak öğrenebilirsiniz... 4) Biraz emek harcamanız gerekiyor. Emek harcayarak yapılan yatırımın keyfini hiçbir şey vermez...

12 Kişi Okudu | Cevabı Oku

sayın üztadım kartal yunusta şua inşaat arsa çalışmaları

güral alibeyoğlu | 31 Aralık 2011 | 01:52 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

sayın üztadım kartal yunusta şua inşaat arsa çalışmaları yapıyo ve baya iyi çalışma yaptılar buranın geleceğini ve şua inşaatın burada yapacağı 4000 konut ve avm çalışmalarını nasıl yıorumluyosunuz şimdiden teşekkür ederim..

Tebernüş Kireçci : Rica ederim... Kitap der ki denizdeki balığın pazarlığı olmaz. Şua İnşaat önce bir arsaları toplasın. Sonrasında projeyi çizdirsin... Değerlendirme yapmak kolay iş. Nimetullah Bey bayağ emek ve zaman harcıyor projeye... Tabi 4 bin konut iddialı bir rakam... Çok iyi bir projenin ortaya çıkartılması gerekiyor.

10 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Anladım yani 4000 m2 + üzeri girecek bu inşaat firmaları ve h

emrah EYMUR | 29 Aralık 2011 | 03:59 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Anladım yani 4000 m2 + üzeri girecek bu inşaat firmaları ve herhangi bir inşaat firması gecikme mutlak yapıcaktır !!! ve hak sahiplerini kira bedeli ile kandırıcaklardır 2.cevabınızda normalde bulunmaktadır... E Yani bu işin anormal durumlarıda oluyor 3.Cevabınıza yorum getirir isek kesinlikle okulda bize bunu enjekte etmiyorlar ayrıca büyük firmaların üçkağıtçılıklarını sadece öngörüde bulunarak bir soru sormak istemiştim

Tebernüş Kireçci : Sevgili dostum... Heyecanını anlıyorum. Saygı ile karşılıyorum. Ama ciddi mantık hatanız var... Bu mantık hatasına gelmeden önce benim öğrencilik anılarımı anlatayım... Üniversitede öğrenciyken özellikle birinci sınıfta herkes yıldız gazeteci olmak isterdi... İletişim fakültelerine gelen öğrencilerin önemli bir kısmı bunu hayal eder... Bunu başarabilen çok azdır... Neden? Yıldız gazeteci olmak için çok emek harcamak gerekir... Sonra bir çoğu gazetecilik yapmadan başka alanlara atılır... Sizde de mühendis olmadan müteahhit olma eğilimi görüyorum... Bu kadar keskin olmayın... Arsanızın altı üstü 88 metrekare... 88 metrekare sahip olmanız size başkalarını üç kağıtçılıkla suçlama hakkı vermez... 88 milyon metrekare arsanız olsa da böyle bir hakkınız yok. Türk Ticaret Kanunu bu konuda çok serttir... Bir firmanın üç kağıtçılık yapacağını bilseniz bile bu firma üç kağıtçılık yapmadan önce suçlayamazsınız. Üç kağıtçılığı yapması ve belgesiyle ispatlamanız gerekir)) Bir başka yanıldığınız önemli nokta ise şu Bir inşaatın gecikmesi kimseye yarar sağlamaz... Tam tersine herkesi üzer. Herkese zarar verir... Kimse inşaatın gecikmesini istemez... Gecikmeyi üç kağıtçılıkla nasıl ilişkilendirdiğinizi anlayamadım...

6 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Üstadim merhaba.Aylar sonra tekrar yazmak keyif verici. Son gün

Hakan Dündar | 09 Kasım 2011 | 14:08 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Üstadim merhaba.Aylar sonra tekrar yazmak keyif verici. Son günde dahi olsa Sizin nezdinde herkesin Kurban Bayramini kutlarim. Soyak Apart ve Evora projeleri ile ilgili yazdiklarinizda devamli surette derenin tasmasi ihtimaline iliskin bilgiler veriyorsunuz. Bu konuda projelere izin verilirken ve Soyak Grubuda bu projelere girismeden, sizce yeterli planlamalar ve öngörüler yapilmamis ihtimali varmi? Ayrica merak ettigim diger bir konu. Elite City'nin arkasinda ücgen seklinde minik bir arsa kaldi,kime ait oldugunu bilmiyorum. Türkiyede en ufak alana dahi birseyler yapildigini görüyorum ve sasiriyorum. Bu arsa eger Belediyenin mali ise, bu Arsa'ya bölge oturanlarinda katkisi ile Sponsor bulup, ufak bir Koru yaratma imkani olamazmi? Neden derseniz, Site icerisindeki yesil alanlar cim ve cicekten öteye gecmiyor. Agac örtüsü eksik kaldi Atakent bölgesinde, anlasilan zemin altina yapilan yatirimlar köklü agaclara imkan vermiyor. Olimpia Kent'e bu acindan bayiliyorum. Bu konuda basvurulabilecek kimleri önerebilirsiniz. Birkac sorum daha olacak )) . Terrace Tema'nin tam yerini ögrenme imkani varmi ( Lounge 1 in neresine düsüyor)? Soyak Apart karsisinda bulunan askeri arazinin ileridede Konuta acilma ihtimalini nasil görüyorsunuz ? Emlak Kulisi programinda Sua Insaat yetkililerini davet edecekmisiniz? Halkali Belediye Baskaninin cevre düzenlemesi ve özellikle oturan halkida dahil ederek yapmaya düsündügü yesillendirme projeleri varmi ? Umarim Tema Park projeside suni yesillik dolu, beton yigini bir yapi olmaz. Cok soru sordum özür dilerim. Cevaplarsaniz sevinirim. Almanyadan Selam ve Saygilarimla.

Tebernüş Kireçci : Merhaba. Size de iyi bayramlar. Soru bırakmamışsınız sormuşsunuz. Madde madde yanıt vereyim. 1) Dere konusunu ben açmıyorum. Okurlarım soruyor. Derenin taşma riski vardır. Ama Soyak oraya çok büyük emek harcadı. Havadanemlak.com ve havadanemlakvdeo.com'dan aşama aşama dere ıslahı için harcanan emeği görebilirsiniz. 2) Elitecity'nin arkasındaki arsayı bilmiyorum. 3) Terrace Tema İstanbul Lounge 1'e komşu. İnanlar İnşaat'ın yöneticilerine söyleyeyim. parseli tam işaretlesinler. 4) Emlak Kulisi programına Şua İnşaat'ın yetkililerini çağıracağım. 5) Küçükçekmece Belediye Başaknı da önümüzdeki aylarda davet edeceğim. davet ettiğimde sorarız. 6)

63 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Tebernüş Bey merhaba,soyak evostar projesinde ilk hafta satıs

ersin yıldız | 09 Ekim 2011 | 22:37 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Tebernüş Bey merhaba,soyak evostar projesinde ilk hafta satıs ve talep performansı hakkında bilginiz var mıdır? Lansman fiyatlarının yarına kadar gecerli oldugunu soyluyorlardı bu fyatlara yarından itibaren zam mı gelecek?ayrıca soyak evostar park aparts projesinin devamı gibi geldi bana. Daha onceki yazısmalarda onunden gecen bi derenin varlıgından bahsediliyordu, evostar projesi ya da dumankaya -eroğlu longe projeleri de bu dere civarındamıdır? nedir bu derenin durumu kapatılmış mıdır ıslah edilmişmidir)çok teşekkürlerİyi akşamlar

Tebernüş Kireçci : Merhaba. Rica ederim. Soyak her projesinde süper satıyor)) Eminim müthiş bir ön talep toplanmıştır. TOKİ'nin gelecek ay çıkacak verilerini bekleyeceğiz. Soyak inşaat ilerledikçe ve zaman geçtikçe zam yapıyor. Arada bir indirim de yapıyor. Mesela 15 bin ön talebin toplandığı Soyak Park Aparts'ta istenilen başarı yakalanmayınca Ocak ayında yüzde 30 civarında indirim yapmışlardı)) Soyak Evostar, Soyak Park Aparts'a komşu arsada. Projenin ikinci etabında süpriz olacağını söylemişlerdi. Gördüğüm kadarıyla Soyak Park Aparts'ın makyajlı versiyonu. Metrekare bazlı fiyatları iyi ama daha iyisi ödeme tablosu. Son derece cazip bir ödeme tablosu var. Bahsi geçen ve geçmeyen Terrace Temapark da dahil hepsi bu derenin çevresinde. Soyak Park Aparts ve Soyak Evostar derenin alt kısmında. Diğerleri üst kısmında. SOYAK o derenin ıslahına büyük emek ve para harcadı ama... Islah işe yaradı mı? Büyük bir sel olayı yaşanırsa anlaşılır...

32 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Tebernüz bey merhaba,belkı bıktınız bu Samsun Towers sorular

erkan yardımcı | 22 Eylül 2011 | 17:03 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Tebernüz bey merhaba,belkı bıktınız bu Samsun Towers sorularından ama bızde uygun yatırım yapmak ıstıyoruz elımızdekı yılların ufak tefek bırıkımlerıyle, yazdıklarınızı sureklı yalanlıyor Sn.Namık Köni ve sızlerle gorustuklerını soyluyorlar sızı Samsun Towers dusmanı olarak gösteriyorlar,toprak tapusu verıp yıllardır oyalıyorlar ınsanları bır turlu netlesmedı hangı ınsaat fırmasının hangı ısı yapacagı bır B.O Insaat bır Emek ınsaat dıyorlar,B.O Insaatla ılgılı bır bılgı edınemedım Emek insaatta (Emek İnşaat ve İşletme A.Ş. SGK, T.KIZILAY, THY, ve AOÇ Kuruluşudur)nedır tam anlamadım bızı uzun uzun aydınlatırmısınız,sızı takıp ettıgım kadarıyla en kacamak ve en kısa cevapları Samsun Towersla ılgılı verıyorsunuz..

Tebernüş Kireçci : Merhaba. samsuntoqers konusunda ben defalarca aradım. bilgi alamıyorum. Editör arkadaşlarım da aradı... Bilgi vermiyorlar... Ben neden Samsun Towers düşmanı olayım? Bunu anlayamıyorum... Bugüne kadar 25 bin soru yanıtlamışım... Dönüp tek tek okuyun... Kime düşmanlık olabilir? kiminle düşmanlık yapabiliriz? İşini iyi yapanı tebrik etmişim. Kötü yapanı eleştirmişim... Bizim meslekte düşmanlıklara yer yoktur... Samsun Towers yöneticileri hep kaçak güreşiyor. Bir açıklama yapmak isterlerse buradan yapabilirler... Bu kadar açık davet gönderiyorum... Defalarca cep telefonlarından ben aradım... Telefonlarıma çıkmıyorlar... sonra da böyle diyorlar... Özetle söylüyorum Çok istiyorsanız alın. Ama benim fazla umudum yok. Umarım başarılı olurlar...

9 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Merhaba Tebernus Bey,Bir okurunuza " Soyak Park Apar

Asli On | 29 Ağustos 2011 | 21:53 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Merhaba Tebernus Bey,Bir okurunuza " Soyak Park Aparts'ı Dumankaya Modern Vadi ile karşılaştırmayın. Dumankaya Konsept Halkalı ile karşılaştırın" seklinde tavsiyede bulundunus, bunun sebebi Halkali Konsept projesinin Modern Vadi'ye gore daha luks olacagindan mi, yoksa sadece iki projede Halkali da oldugundan mi? Hatirlarsaniz size danismistim ben de bir kac kere, ben Dumankaya Modern Vadiden 2+1 daire aliyorum hem yatirim hemde ilerde yurtdisindan donunce belki oturabilirim diyerek, ama Dumankaya ornek daire yapmadigindan, evlerin icinin konforu nasil olur bir fikrimiz yok. Soyak Park apartla ilgilenmistim ve vazgecmemin tek sebebi evlerin cok cok kucuk olmasi idi. Sizce Dumankaya modern vadi evlerin ic yapimi acisindan, ve genek olarak Soyak park apartdan cok daha dusuk kalitede midir?Yanit veririseniz cok memnun olurum. Iyi bayramlar,Saygilarimla

Tebernüş Kireçci : Merhaba. Size de iyi bayramlar... Bu işler uzaktan kumandayla olmaz)) ABD'den İstanbul emlak piyasasını takip etmek zor iş. sizi fazla yormayacağım... Bu kadar emek harcıyorsunuz. Dumankaya Konsept Halkalı projesine ön talep başvurusunda bulunun. Alan ilk 100 kişiden birisi olun. Türkiye'le döndüğünüz zaman evin inşaat kalitesine ve konsept kalitesin bakarsanız. Beğenirseniz oturursunuz. Beğenmezseniz, hemen taşınabileceğiniz bir alternatife bakarsanız... Normal koşullarda Halkalı'da Dumankaya markasından, bu fiyattan aldığınız bir ev iyi prim yapar. Size bir de torpil yapıyorum. Dumankaya Satış Müdürü Soner Keleş'i arayın. Soner Bey'e durumunuzu anlatın. Bu noktada öncelik isteyin. Eminim yardımcı olur. Soyak Park Aparts ile dumankaya Modern Vadi'yi lokasyon açısından karşılaştırmak doğru olmaz.

16 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Tebernüş bey merhaba kolay gelsin. Samsun towers ile ilgili ola

Ahmet Rasim | 11 Temmuz 2011 | 11:09 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Tebernüş bey merhaba kolay gelsin. Samsun towers ile ilgili olarak arsada harfiyat alımına başlanmıştır. Arsada iki büyük kepçe ve sayısız kamyon harfiyatı çekmektedir. İnş allah temel harfiyat bitiminde deniyor. Emek inşaat bu işi biz yapıyoruz dediler. Artık sorun kalmadı gibi biliyorsunuz bu projeyi çok eleştirdik bundan sonra eleştiriyi kesmekmi lazım sizce

Tebernüş Kireçci : Merhaba. İnşaata başlanması olması kesinlikle olumlu bir adım... İnşaatın hızına bakmak gerekiyor... İnşaat da hızlı giderse takdir edilir... Bu haftaki uçuşumda mutlaka bakacağım. İnceleyip bilgi veririm.

8 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Merhabalar kolay gelsin. 03.07.2011 tarihi itibariyle Emek İnşa

AYHAN KÜÇÜK | 06 Temmuz 2011 | 14:20 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Merhabalar kolay gelsin. 03.07.2011 tarihi itibariyle Emek İnşaat Ankara Firmasının Yöneticileri Samsun Towers i biz yapıyoruz demişlerdir. Sizce süreç bundan sonra nasıl devam eder.

Tebernüş Kireçci : Merhaba. Gelişmeleri takip etmek gerekiyor. Umarım bir an önce işe başlarlar...

4 Kişi Okudu | Cevabı Oku

Tebernüş Bey selamlar. Türkiye'de 3-5 mimar var ki çok iyile

halil güzel | 30 Haziran 2011 | 17:04 | Cevaplayan : Tebernüş Kireçci

Tebernüş Bey selamlar. Türkiye'de 3-5 mimar var ki çok iyiler ve dünya çapındalar. Zaten aldıkları uluslararası ödüllerden de bunların Emre Arolat, Han Tümertekin, Emre Arolat gibi bir elin 5 parmağını geçmediğini biliyoruz. Tespitim bu mimarların yaptıkları projeler trend oluyor kanyon, levent loft, zorlu vb. ve diğer mimarlarda bunlardan esinleniyorlar. Belki onların da esinlendikleri yabancı mimarlar vardır bilemiyorum. Fakat yatırımcı için şöyle bir fırsat oluşuyor; milyon dolarlık tasarım projelerin çakmalarında, benzerlerine ne dersek diyelim 150-300 bin dolara oturabilecek insanlar. Eğer emek hırsızlığı yoksa ortada ciddi bir tasarım gelişimi yaşanıyor bu sayede. Bunun benzeri çeşitli sektörlerde de yaşınıyor. İnsanlar zaradan mangodan 50 liraya tasarım kıyafet alabiliyor vs. Asın sorun şu; bu tasarımların ve üretimlerin hangileri sürdürülebilir olacak? Yani bugün 1800'lerden kalma bir fransız binası değerini gelecekte hangileri taşıyacak? Hangileri soğuk savaş döneminin lojmanları şeklini alıp çirkinliğiyle bu şehrin kara silueti olurken hangileri nişantaşı'nın prestijli binaları gibi kalacak. Ben şimdiden bu kara silueti oluşturacakların bazılarını görüyorum eminim siz havadan çok daha iyi görüyorsunuzdur ) Sonuç olarak inşaat şirketi, lokasyon metrekare vs ok. ama mimar da çok önemli hocam )

Tebernüş Kireçci : Selam... İşin aslını sorarsanız biz mimarlıkta çok iyi bir noktada değiliz... Mimaride önemli olan sadece sanat yapmak değildir... Sanat halk için yapılıyorsa kalıcı olabilir... Bu açıdan baktığımızda Türkiye'de iyi mimar sayısı sınırlı... Bir mimarın çizdiği projedeki güneş ve rüzgar da dahil bir çok faktörü gözönünde bulundurması gerekir... Bisde çok iyi ve isim yapmış mimarların projelerine baktığımızda kat planı ve binaların yerleşim düzeni açısından projelerin sınıfta kaldığını görüyoruz... Sedat Hakkı Eldem ve Vedat Tek gibi anıtsal bina yapabilen mimar sayısı sınırlı... Bahsettiğiniz projelerin hepsi popüler... Klasik olabilir mi? Bence olamaz... Koda olan herşey demode olmaya mahkumdur... Bence bugün İstanbul'da inşa edilen binaların ve projelerin önemli bir kısmı 'Geçiş dönemi' eseri... İyi mimari eserlerin çıkabilmesi için zenginlik şarttır... Kişibaşına düşen gelirin Türkiye İstatistik Kurumu'nun tüm şişirmelerine rağmen 10 bin doları zar zor geçtiği bir ülkede mimarlık falan olmaz... Olursa da ancak bu kadar olur... Bugün Eston'un villaları, yada Dumankaya Modern'in kalıcılığı eminim Büyükdere Caddesi'ndeki bir çok projeden daha fazladır... İlerleyen dönemlerde kalıcı eserlerin yapılabileceğine inanıyorum... Bugünkü olanaklarla ancak bu kadarı yapılabilir... Olanaklara göre çok iyi eserler ortada var...

9 Kişi Okudu | Cevabı Oku